Karaca x Çelik reklam filmini görmüşsünüzdür. Peki bunun hibrit bir reklam olduğunu anlayabildiniz mi? Artık sektörde sıkça kullanılan yapay zekâ süreçlerinin nereye gittiğini AI Film Yapımcısı, Mimar ve Aimai Studios Kurucusu Deniz Türkeri ile konuştuk.
Yapay zekânın pazarlama ve reklam dünyasına getirdiği dönüşüm, yaratıcı süreçlerde sıkça karşımıza çıkıyor. Reklam künyelerinde artık “AI Sanatçısı”, “AI Prodüksiyon” gibi title’lar yer alıyor. Markalar ve kreatif ajanslar, geleneksel prodüksiyon yöntemlerini yapay zekânın sunduğu olanaklarla harmanlayarak daha önce hayal edilmesi güç, yenilikçi projelere imza atıyor.
Bunun en güncel örneklerinden biri de yakın zamanda yayınlanan Karaca x Çelik reklam filmi. Reklamı bilmeyen okuyucularımız için bir hatırlatma yapalım. Karaca’nın yeni tencere setinin reklam yüzü, 90’lar Türkçe Pop’unun ikonik isimlerinden Çelik olmuştu. Çelik, o dönemki stili (annesinin ona ördüğü kazağı ve bandanası) ile bir yandan şarkı söylüyor bir yandan da ürünün tanıtımını yapıyordu. Ancak Çelik’in 90’lardaki bu hali bir hibrit çalışmanın ürünüydü: Çelik’in yerine genç bir dublör kullanılmıştı ve yapay zekâ ile Çelik’in 30 yıl önceki hali ekranlara gelmişti.
Arkasında Aimai Studios’un olduğu bu iş, reklamcılığın geleceğiyle ilgili bize çok şey söylüyor. AI, sektör profesyonelleri için yalnızca ütopik sahneleri hayata geçiren veya maliyet tasarrufu sağlayan bir araç olmanın ötesinde yaratıcılığın sınırlarını genişleten yeni nesil bir çalışma arkadaşı konumuna yükseliyor.

AI Film Yapımcısı, Mimar ve Aimai Studios Kurucusu Deniz Türkeri ile bu süreçleri, teknolojik sıçramanın getirdiği, şeffaflık ve etik tartışmalarını, ürettiği içerikleri ve daha fazlasını konuştuk. Türkeri, Karaca reklamının yanı sıra, şarkıcı Kenan Doğulu’nun Kenzi adını verdiği DJ kimliğiyle yaptığı şarkılara klip üretiyor, Boyner ve Ziraat Bankası gibi markalarla da çalışıyor ve önümüzdeki günlerde de ismini sıkça duyacağız gibi görünüyor.
Yapay zekâyla reklam üretim süreçleri nasıl gelişiyor? Örneğin; Karaca x Çelik reklamı oldukça ses getirmişti ve bu aslında hibrit bir çalışma. Siz diğer reklamlarınızda nasıl ilerliyorsunuz?
Karaca X Çelik reklamının çekimleri inanılmaz eğlenceli ve süreci de çok keyifli geçti. Herhangi bir projede hibrit çalışma şu anda çok ön planda ve uzun yıllar da böyle olacağını hissediyorum. Çünkü işin profesyonelleri ve gelenekselden gelenler hem gerçek, geleneksel çekim yöntemlerini kullanıyor hem de gerçekleştirilemeyecek set ortamları, çok ütopik sahneler ya da maliyetli olabilecek durumlar için yapay zekâyı yardımcı olarak kullanıyorlar.
Karaca reklamında da müşterimizin 90’lardaki, o aklımızda kalan Çelik’i yeniden görme talebi oldu. O noktada şarkıcı Çelik yerine genç bir dublör arkadaşımızı kullandık. Sevgili Çelik de çekimlere gelerek yanımızda durdu, destek oldu. Yapay zekâ geliştirme (AI develop) ekibimizin yaptığı özel bir yazılımla dublörü Çelik’leştirmiş olduk. Bu kısım tamamen yapay zekâ süreciydi ve kendimize ait bir yazılımımız oldu. Zorlu bir süreçti ama gerçekten çok güzel bir sonuç aldık çünkü bazı online araçlarla bunları yapmak çok güç olabiliyor.
Bu gönderiyi Instagram’da gör
Bir içeriğin yapay zekâ ile üretildiğinin tüketiciye açıkça belirtilmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?
Yüzde bir milyon düşünüyorum. Bunun için de çalışmalarımı sürdürüyorum. Kendi üzerime düşen sorumluluklarımı yerine getiriyorum şu anda. Yazışmalarımız devam ediyor. Çünkü gerçekten insanlar artık çok fazla kandırılıyor ve aslında kandırılmaya çok da müsaitiz, bunu istiyoruz da. Ekranlar üzerinde gördüğümüz gerçekliğe inanmak istiyoruz. Bu noktada kesinlikle “Sorumlu Yapay Zekâ” (Responsible AI) kısmına yönlenmemiz gerekiyor.
Google dünyada bunun öncülerinden. Google tarafıyla üretilen tüm yapay zekâ içeriklerinde bir dijital gizli filigran kullanıyorlar. Sanıyorum ki bir seneye kalmadan bizim ülkemizde de yapay zekâyla üretilen içeriklerin kenarında “yapay zekâyla üretilmiştir” ya da “yapay zekâyla desteklenmiştir” ibaresi mutlaka yer alacak. Bu konuda hassasiyetimizi gösteriyoruz. Reklam olsun, klip olsun, film olsun, herhangi bir eğlenceli video ya da görsel olsun, hepsinde bunun belirtilmesi şart.
Yapay zekâ kreatif süreci nasıl dönüştürecek? İşimizi elimizden alma noktasında mı?
Yapay zekânın işimizi elimizden alması gibi bir durum söz konusu değil. Eğer reklam, medya veya mimari gibi tasarımsal ve yaratıcı sektörlerdeyseniz, doğru kullandığınız sürece yapay zekânın çok faydalı olduğuna inanıyorum. İşinin ehli ve hayal gücü olan profesyonellere yardımcı bir araç olarak görüyorum yapay zekâyı. Ben mimarlık mezunuyum ve uzun yıllar mimarlık mesleğini icra ettim. Bir yandan da sanat, resim ve müzikle çok uzun süre ilgilendim. Bu noktada sinema aşkıyla beraber yapay zekâ, ürettiğim videolara yardımcı olmaya başladı.
Bu süreçte yapay zekânın ilerlemesi ve teknolojik olarak bana destek olmasıyla, yapay zekâ ile film üreten bir ajans ve kreatif bir şirket haline geldik. O yüzden yapay zekânın işimizi elimizden almaktan ziyade, yaratıcılığı körüklediğini ve desteklediğini hissediyorum.
İçerikler kısmına gelecek olursak, reklam ya da sinema dünyasında insanın hayal gücü ve yaratıcı özü, asla elimizden alınamayacak yegâne şeydir. Hem hata yapabilme yetimiz hem de kendi kendimize kurduğumuz hayaller bizi insan yapan, bize ayrıcalık katan durumlar. Yapay zekâdan destek alınarak veya gerektiğinde hiç kullanılmayarak, doğru zamanlarda doğru seçimlerle ilerlenmesi gerektiğini düşünüyorum. İçerikler (content), müşterinin talebine ve markanın kimliğine göre bir araç (tool) olarak üretiliyor. Bunun içeriği kötü etkilediğini düşünmüyorum.
Yapay zekâ ile ilgili kırmanız gereken en büyük ön yargı sizce ne?
Yapay zekâ mükemmel bir araç veya mükemmel bir iş arkadaşı değil. Ancak her şeyi ondan beklemek ya da tamamen karşı olmak gibi iki uç fikri de hiç doğru bulmuyorum. “Yapay zekâ kullanmaya karşıyım” demek, hesap makinesi veya akıllı telefon kullanmaya karşıyım demekle aynı şey. Bugün bir telefonla fotoğraf çekerken bile yüzünüze uygulanan filtrelerden haberiniz olmayabiliyor. Ekranda ‘click’ tuşuna bastığınız anda yüzünüz veya obje değişiyor; işin içine akıllı mekanizmalar giriyor, orada da yapay zekâ var.
Ben teknolojiye tamamen teslim olmadan, onu bir yardımcı olarak kullanma tarafında oldum her zaman. Tamamen yapay zekâya karşı olmak, genel anlamda teknolojiye karşı olmak anlamına gelir ki bence bu tamamen saçma bir yaklaşım.
Tüketiciyi önümüzdeki beş yıl içerisinde asıl bir reklam deneyimi bekliyor?
Algoritmalar şu andan itibaren hepimizi aşırı derecede etkiliyor. Her yaştan kitlenin manipüle edilebildiği bir dünya var. Sosyal medya mecralarının birinde bir ayakkabı görseli beğeniyorsunuz ve 10 saniye içerisinde karşınıza çıkan diğer bir reklam yine ayakkabı oluyor. Bu noktada sosyal medyanın bilinçli kullanılması çok değerli. Bunu hem marka-müşteri ilişkisinde önemsemeliyiz hem de kullanıcı bazında dikkat etmeliyiz.
Beğendiğimiz ve karşımıza çıkan şeyler bizi biliyor, tanıyor. İçinde bulunduğumuz araçlar, gittiğimiz mekânlar, okuttuğumuz QR kodları, kaydolduğumuz aplikasyonlar bizi artık net bir şekilde görüyor. O yüzden “beş sene sonrası” demeyelim, bugünden itibaren markalar, bilinçli ve doğru ekiplerle çalıştıkları sürece müşteriye birebir ulaşabilecekler. Markanın kendi ürün gamına göre bir strateji belirlemesi gerekiyor. Bir ürün satılacaksa o ürüne yönelik hedef kitle belirleniyor ve o kitlenin alışkanlıkları doğrudan karşılarına çıkarılıyor.
Bu gönderiyi Instagram’da gör