Vogue’da ilk kez gerçek bir insan yerine yapay zekâ tarafından yaratılmış bir model boy gösterdi.
Moda dünyası hızla değişiyor ama bu değişime herkes hazır değil gibi. Özellikle de bu gelecek, kusursuz ciltler ve kusursuz pozlarla, tamamen yapay zekâ tarafından yaratılmış modelleri içeriyorsa. Vogue’un Ağustos 2025 sayısında yer alan Guess reklamı, bu anlamda bir kırılma noktası yarattı. Çünkü bu iki sayfalık reklam, derginin basılı tarihinde ilk kez gerçek bir insan yerine tamamen dijital olarak yaratılmış yapay bir model kullanıldı. Vogue, reklamın ücretli bir içerik olduğunu açıklasa da kamuoyundaki tepkileri yatıştırmaya yetmedi; pek çok okuyucu, insan emeğinin, yaratıcılığın ve temsil çeşitliliğinin yapay bir figür lehine geri plana atılmasına tepki gösterdi.
Paul Marciano tarafından seçildi
Reklamda görülen model, çiçek desenli bir oyun kıyafeti ve siyah-beyaz çizgili bir maksi elbiseyle poz veren sarışın bir kadın. Ancak bu model, bir insan değil. Londra merkezli teknoloji şirketi Seraphinne Vallora tarafından yapay zekâ ile yaratılan bu model Guess’in kurucu ortağı Paul Marciano tarafından, yüzlerce dijital taslak arasından seçildi. Sayfanın alt kısmında, zar zor fark edilen dipnotta; “Yapay zekâ ile Seraphinne Vallora tarafından üretildi” yazısı yer alıyor. Bu küçük ibare, daha fazla şeffaflık gerektiğini düşünen okuyucular arasında tartışmanın fitilini daha da alevlendirmeye yetti bile.
Büyük beden model ve aktivist Felicity Hayward, BBC’ye yaptığı açıklamada, reklamı “tembel ve ucuz” bulduğunu dile getirdi. Ona göre bu tür temsiller, moda dünyasında yıllar içinde zor kazanılmış vücut pozitifliği ve ırksal çeşitlilik gibi değerleri tehdit ediyor.
“Büyük beden figürler teknik olarak henüz tam geliştirilmiş değil!”
Endişeler yalnızca görsellik üzerinden değil, psikolojik etkiler açısından da büyüyor. İngiltere merkezli yeme bozukluğu yardım kuruluşu Beat’in CEO’su Vanessa Longley, yapay zekâ ile yaratılan kusursuz modelin özellikle gençleri hedef alarak gerçek dışı güzellik standartlarını pekiştirdiğini söylüyor. Eleştirilere yanıt veren teknoloji şirketi Seraphinne Vallora ise, ürettikleri modellerin gerçek moda çekimlerinden çok da farklı olmadığını savunuyor. Firma, yapay modellerin gerçekçiliğini savunsa da portföylerinin hâlâ çeşitlilikten uzak olduğunu da kabul ediyor. Şirketin kurucuları Valentina Gonzalez ve Andreea Petrescu, beyaz olmayan modellerin yer aldığı gönderilerin daha az etkileşim aldığını, büyük beden figürlerin ise teknik sınırlamalar nedeniyle henüz tam olarak geliştirilemediğini itiraf etti.
Bu gelişme, moda dünyasında ciddi bir soruyu gündeme getiriyor: Yapay zekâ yaratıcılığı desteklemek için mi kullanılmalı, yoksa onun yerine mi geçmeli? Giderek daha fazla marka; -H&M, Levi’s, Louis Vuitton ve Mango- gibi yapay modelleri kampanyalarında kullanmaya başladı. Bununla birlikte, fotoğrafçılardan stilistlere, set çalışanlarından gerçek modellere kadar birçok yaratıcı emekçi, yerlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya.
Globalde bu kadar ses getiren reklam, sadece bir reklam yerleşimi değil; aynı zamanda moda endüstrisinin insan dokunuşuyla dijital üretim arasındaki dengeyi nasıl kuracağına dair büyük bir tartışmanın ana başlığı. Kimi için bu, yaratıcı bir sıçrama; kimileri içinse ilhamdan uzak, moda dünyasının ahengine gölge düşürecek geleceğin habercisi.