Stratejik dağınıklık, ipini koparmış bir kaos veya metodolojiden yoksun bir plansızlık hali değil. Aksine, rasyonalitenin bizi hapsettiği tek yönlü patikadan çıkmak için geliştirilmiş bir seçenek disiplinidir. Yapay zekâyı sizi onaylaması için değil, sizi raydan çıkarması için kullanın.
Serkan Girgin, MediaCat’teki “En son ne zaman saçma bir soru sordunuz?” başlıklı son yazısında yapay zekâ çağında büyümenin o çocuksu merakla sorulan “saçma sorularda” gizli olduğunu gösterdi. Hatta harika bir soru sorma gem’i tasarlayıp bizimle paylaştı. Kayhan Dural “Sinirli Azeri meyveler” yazısında bizi “saçmalama cesaretine” davet etti. Bense bu seriye, hatayı, saçmalamayı bir maliyet değil, sistemi güçlendiren bir yakıt olarak gören “Antikırılganlık” kavramıyla katıldım.
Bu üç yazının aynı dönemde yazılması bence bir tesadüf değil, üç yazı da yapay zekânın iş yapma biçimlerini kökünden değiştirdiği bu dönemde geleceğe kaçmak için bir çıkış yolu işaret ediyor.
Bu işaretin nörolojik temelini, Andrey Tyukavkin Brand Week’teki “Chronic Creative Disorder” sunumunda çarpıcı biçimde çerçevelemişti. Tyukavkin’e göre yaratıcılık yalnızca bir yetenek değil, beynin öğrenilmiş kısa yolları izlemek yerine, nesneler ve fikirler arasında alışılmadık bağlantılar kurma biçimi. Nörotipik zihin verimlilik için kategorileri hızla kapatırken, yaratıcı zihin o kategorileri gevşetip yeni ihtimallere açık kalır. Bu bağlamda bir hız ve verimlilik aracı olarak planlanan yapay zekâyı acaba stratejik dağınıklık için kullanmak mümkün mü?
Stratejik dağınıklık, ipini koparmış bir kaos veya metodolojiden yoksun bir plansızlık hali değil. Aksine, rasyonalitenin bizi hapsettiği tek yönlü patikadan çıkmak için geliştirilmiş bir seçenek disiplinidir.
Rekabet evrenleri birer ekosistemdir ve bu ekosistemde hayatta kalanlar en mantıklı olanlar değil, en adaptif olanlardır. Stratejik dağınıklık, masada her zaman rasyonel olmayan, saçma görünen ve hata payı barındıran seçenekleri de tutma disiplinidir. Çünkü Serkan Girgin’in tabiriyle yerçekimi değiştiğinde, sizi hayatta tutacak olan o güne kadar gereksiz gördüğünüz o dağınık seçeneklerden biri olacaktır.
Bu noktada Rory Sutherland’ı hatırlamamız gerekiyor: “Sadece anlamlı görünen şeyleri test etmeyin; ilk anda hiç mantıklı gelmeyen şeyleri de test edin. Mantık der ki; eğer bir ürün satmıyorsa onu daha ucuz yapmalısın. Simya ise der ki; onu pembe yapmalısın. Çünkü fiyatı düşürmek rasyonel bir teslimiyettir; onu pembe yapmak ise ürünün anlamını yeniden çerçevelemektir (reframing).” Bugün kurumların ihtiyacı olan şey daha fazla düzen değil doğru türde bir dağınıklık, yani stratejik dağınıklık.
Bence bu yaklaşımın tarihteki en şık karşılığı, Brian Eno ve Peter Schmidt’in 1975’te geliştirdiği “Oblique Strategies” (Dolaylı Stratejiler) kartları. David Bowie, Coldplay gibi yıldızlarla çalışırken Eno, yaratıcılığı tetiklemek, rasyonel zihnin bariyerlerini aşmak için bu kartlara başvururdu: “Kabalaştır”, “En önemli şey en kolay unutulandır” veya “Müzik aletlerinizi değiştirin” gibi komutlarla zihnimizdeki kısayolları terk etmeyi zorlardı.
Peki, yapay zekâ bu denklemin neresinde? Yapay zekâ, genellikle bir verimlilik aracı olarak görülüyor. Oysa asıl gücü, irrasyonelliği de ölçeklendirebilmesinde yatıyor. Eskiden saçmalamak vakit kaybıydı, hata yapmak maliyetliydi. Bugün ise yapay zekâ sayesinde saniyeler içinde binlerce saçma senaryo üretebilir, o saçma soruların peşinden gidebiliriz; yapay zekâyı bizim için saniyede milyonlarca kart çeken bir “Oblique Strategies” makinesi olarak kullanılabiliriz. Yapay zekâ size alternatif bakış açıları, ters brief’ler ve aykırı sorular üretebilir, stratejik dağınıklık üreten bir yardımcıya dönüşebilir.
Bu bakış açısıyla ve Serkan Girgin’den ilhamla 52’lik bir deste “Stratejik Dağınıklık Kartları” hazırladım. Eminim siz de çok daha fazlasını ve iyisini hazırlayabilirsiniz. Birkaç örneği buraya koyuyorum. Tamamı ise burada.
■ Zamanı kaydır: 1920’de skandal, 2080’de nostalji olacak tarafı bul. Bu işin zamana dayanıklı tarafı ne?
■ Yan kullanım: İnsanlar bu ürünü amacı dışında nasıl kullanıyor? Gelecek bazen tam oradadır; insanlar bunu amaç dışı nasıl sahipleniyor?
■ Filtreyi boz: Bu stratejiyi dünyanın en sıkıcı pazarlamacısı yazsa nasıl görünürdü? Şimdi tam tersini dene; bu işin fazla düzgün olduğu yer neresi?
■ Hatayı onurlandır: En büyük riski bul. Gerçekleşirse nasıl kazanacağını düşün. Bu iş ters giderse bile bizi daha güçlü kılacak taraf ne olabilir?
■ KPI’ı sorgula: Ölçtüğün şey gerçekten büyütmek istediğin şey mi? Alternatif KPI’lar ne olabilir?
■ Yüzde biriyle yap: Bütçenin yüzde biriyle neyi korurdun? Öz oradadır; her şeyi kaybetsek bile neyi korurduk?
Sanırım Serkan da Kayhan da ben de aynı şeyi söylemeye çalışıyoruz: Yapay zekâyı sizi onaylaması için değil, sizi raydan çıkarması için kullanın.
Bırakın dağınık kalsın.