Özlem Denizmen’le finansal okuryazarlık ve güçlü kadınlar üzerine.
Özlem Denizmen’i Para Durumu programıyla tanıyoruz. Kendisi ayrıca, Dünya Ekonomi Forumu Cinsiyet Eşitliği Konseyi ve Küresel Raporlama Girişimi Yönetim Kurulu Üyesi. Yıllardır, bilinçli tüketim, finansal okuryazarlık ve kadınların ekonomik ve toplumsal olarak güçlendirilmeleri konularında çalışmalara imza atıyor. Denizmen’le bir araya gelerek, tüm bu başlıkların dikkatle ele alınması durumunda toplumların geleceklerinde ne gibi farklar yaratılabileceğini konuştuk.
Toplumsal cinsiyet uçurumu raporlarını referans vererek, iş dünyasında kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için geçecek sürenin neden yıldan yıla uzadığını Denizmen’e sorduğumuzda verdiği yanıt bizi düşündürüyor: “Süre uzuyor çünkü kriterler artıyor. Artık yalnızca kadın istihdamıyla yetinmiyoruz, yönetim kurullarında da daha fazla kadın görmek istiyoruz.”
Özgürlük müthiş bir kavram. Bunun kazanılmasının ve korunmasının da birtakım temelleri var. Ekonomik özgürlük bireylerin özgürleşmelerinde, demokratik kararlar alabilmelerinde ve serbestleşmelerinde önemli bir etken. Araştırmalara göre kadınlar taleplerini dile getiremiyor, “hayır” demekte zorluk çekiyor, haklarını isteyemiyorlar. Oysa ki ekonomik özgürlüğü, geliri olan kadın isteklerini daha rahat dile getirebiliyor. Örneğin para kazanmayan kadın, çocuğun eğitimi konusundaki talebini ev bütçesine katkısı olan kadın kadar rahat söyleyemiyor.
Ekonomilerin büyüyebilmesi için tüketim ve bu tüketimi sağlayacak kaynak ihtiyacı sadece ülkemizde değil tüm dünyada var. Bireylerin finansal okuryazarlık bilincine sahip olması, bu modelin değişmesini değil ancak doğru işlemesini destekler. Finansal okuryazarlık, bireyin aldığı finansal kararları doğru bilgiyle, kendisine uygun risk ile bir bütünsel çerçevede planlama ve yönetme yetkinliğidir. Aynı zamanda kişinin kendisini tanıması, tüketim alışkanlıklarının farkına varması ve bunun altında yatan nedenlerle yüzleşmesi gerek. Böylece kişi tüketmeden ve borçlanmadan önce bunu neden yaptığını bilir, istek ve ihtiyaç ayrımını yapar, harcamalarını hedefleri doğrultusunda önceliklendirerek planlayabilir.
Bunun için de borçlanma araçlarını kullanacak. İlk aklımıza gelenler kredi ve kredi kartı dersek; bunları gerekli olduğu durumlarda elbette kullanacağız, önemli olan hangi borçlanma aracını ne şekilde kullandığımız. Finansal okuryazarlık da işte tam bu aşamada devreye giriyor. Bireyin doğru kararı almasını sağlıyor. Aynı şekilde finansal okuryazar bireyler, iyi borç/kötü borç kavramını da bildikleri için, borçlanırken değeri artacak şeylere borçlanıyorlar.
Kadınlar olarak çocuklarımıza para bilincini küçük yaşlardan itibaren doğru şekilde vermemiz ve onlara doğru rol model olmamız çok önemli. Biz Para Durumu olarak kadına çok önem veriyoruz, senelerdir kadınlarla çalışıyoruz. Kadınları para konularının içine çekmenin, onları bu konuda bilinçlendirmenin de şifrelerini çözdük.
Kendimden örnek vermem gerekirse de, mesela biz ailece yemeğe gittiğimiz zaman hesabı öderken kredi kartı kullanıyorsak çocuklarımıza bunun bir ödeme aracı olduğunu, hesap kesim tarihi olduğunu, o gün geldiğinde o parayı ödediğimizi anlatıyoruz. Oğlumu daha küçük yaşlarında bir bankamatiğe de götürerek, banka kartının içinden para çıkan bir plastik kart olmadığını da bizzat anlatmıştım.
Ben kadına dokunmanın toplumda davranış değişimini getirdiğine inanıyorum ve buna defalarca şahit oldum. Kadınlar aynı zamanda toplumda bir davranış değişikliği oluşturmak için de birleştirici düşünce yapıları, paylaşımcı yaklaşımları, anne sıfatıyla üstlendikleri yeni nesil yetiştirmedeki rolleriyle de çok önemli bir hedef kitle. Ayrıca satın alma kararları yüzde 70-80 oranında kadınlar tarafından veriliyor.
İçinde yer aldığım her projede markanın aktarmak istediği mesajları yaygınlaştırabilmek için hedeflerin net olarak belirlenmesi ve hangi alanda davranış değişikliği oluşturması beklendiğinin belirlenmesini ilk adımımız olmuştur. Sonrasında ise ölçümleme. Yaptığımız işin sonuçlarını görebilmek için bu ölçümlemeyi ben bizzat talep ediyorum. Kadınlara erişmek için her kanalı en aktif şekilde kullanmak gerektiğine inanıyorum. Televizyon programımda sivil toplum kuruluşlarına ve başarılı rol modellere yer veriyorum. Sosyal medya çok güçlü, buradaki paylaşımları çok değerli buluyorum. Kitleleri harekete geçirmek için çok etkili bir mecra. Aslında hepimizin hikâyesi bir diğerine yön veriyor. Bunun için ister televizyonda, ister gazetede, ister dergide, ister sosyal medyada olsun, kadına daha çok ses vermek gerektiğini düşünüyorum.
Bugüne kadar seminerlerimle 50 bin kadına bire bir ulaştım. Gazete, dergi, televizyon aracılığıyla her hafta yüz binlere ulaşıyorum. Ama daha da önemlisi bu kadınlarla bir şekilde iletişimim sürmesi. Kendilerinden gelen mesajlar, e-postalar ne kadar değerli bir iş yaptığımı her gün bana bir kez daha hatırlatıyor. Geçenlerde bir belediye seminerim sonrası ev kadınlarının koro kurmaya karar verdiklerini öğrendim. Bunu ilk kez televizyon çekimimde duydum, o anki şaşkınlığımı ve sevincimi anlatamam. “Kitabınızı okudum, hayatım değişti, eşimle ilişkilerim düzeldi, yatırım yapmaya başladım, bütçe yaparak birikim yapabiliyorum, kendi işimi kurdum” diye öyle güzel geri dönüşler alıyorum ki…
Bu raporlamalardaki kriterler her sene artıyor. Bu da süre uzuyor gibi bir görünüme yol açıyor. Aslında kadın konusunda çok güzel gelişmeler oluyor. 2000’li yıllardan beri uluslararası platformlarda yer alıyorum. İlk zamanlarda yalnızca kadının istihdamı konuşulurken, bugün artık yönetim kurulunda kadın olduğu, bağımsız denetçilerin arasında kadın olup olmadığı gibi konular konuşuluyor. Geçen ay düzenlenen Kadın Tedarikçiler Sergi ve Forumu’nda (WVEF) da kadının ticaret yoluyla güçlenmesini konuştuk.
Genç Küresel Lider olarak yer aldığım Dünya Ekonomik Forumu’nda kadın sorunları ilk gündemlerin başında geliyor. Bu sene “Kadın: Geleceğin Liderleri” panelinde konuşmacıydım. Kadını güçlendirmek konusunda çok ciddi adımlar atıldığını konuştuk. Ayrıca dört yıldır üyesi olduğum Dünya Ekonomi Forumu’nun cinsiyet eşitliği konseyinde de bu alanda çok ses getiren raporlar çıkıyor. Yönetim Kurulu üyesi olduğum Küresel Raporlama Girişimi’nde (GRI) her sene kadınlarla ilgili yeni gündemler açıyoruz. Ülkemizde bakanlıkların kadının iş hayatında yer alması konusundaki çalışmalarıyla kadının önündeki engellerin kalkmaya başladığını görüyoruz.
Türkiye’de sağlıklı bir ekonomi için sağlıklı müşterinin olması şart. Ne kadar iyi bir ürününüz olursa olsun, insanların satın alma gücü yoksa ve kendisi için doğru kararı veremiyorsa, kendisine olan faydayı net göremiyorsa, değer yaratmak zor. Para Durumu, insanlar ile insanların ihtiyaçlarını sunan markalar arasında güven temelli yeni bağlar kuruyor. Mobil teknolojilerle insanların cebinde, dijital ve televizyon gibi iletişim platformları ile milyonlara ulaşan, kişiselleştirilmiş ihtiyaçlara yönelik güvenilir,şeffaf çözüm ve tavsiyeler üreterek sürdürülebilir bir tüketim ekonomisini sağlamlaştırıyoruz.
Şimdiye kadar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Büyükşehir Belediyeleri, İsmek, Birleşmiş Milletler, Child and Youth Finance gibi kurumlarla özel sektörü bir araya getirdiğimiz birçok proje yaptık. Bu projelerle gerek ülkemizde gerek yurtdışında ödüller aldık. Milyonlarca kişiye ulaşan projeler üreten yapımız, yeni dönemde, yeni stratejimizle birlikte bu alanda markalara yeni ufuklar açacak. Burada bizim için en temel şey güven ve şeffaflık. Güven ve şeffaflığı öne çıkaran markalar ile bunu yapmayı planlıyoruz.
Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.
Here you'll find all collections you've created before.