Moda dünyasının kültleşmiş yapımlarından The Devil Wears Prada geri dönüyor; ancak bu kez hikâyenin odağında yalnızca karakterler değil, markalar da var.
Moda dergisi Runway’in sert, mesafeli ve bir o kadar etkileyici genel yayın yönetmeni Miranda Priestly ile bu dünyaya dışarıdan adım atan genç asistanı Andy Sachs’in hikâyesi, aradan geçen 20 yılın ardından yeniden beyazperdeye taşınıyor. Meryl Streep ve Anne Hathaway’in ikonik rolleriyle geri döndüğü The Devil Wears Prada 2, 1 Mayıs’ta vizyona girecek. Filmin ABD’deki açılış hafta sonunda yaklaşık 55 milyon dolar hasılat elde etmesi bekleniyor.
Henüz vizyon tarihi gelmeden film, markalar için güçlü bir iletişim alanına dönüşmüş durumda. Diet Coke, Grey Goose ve L’Oréal gibi markalar, Runway evrenine dahil olarak şimdiden dikkat çekiyor.
2006 yapımı ilk film, Chanel ve Valentino gibi moda devlerinin hikâyeye doğal bir şekilde entegre edildiği, yaklaşık 1 milyon dolarlık kostüm bütçesiyle öne çıkmıştı. Yeni filmde de yüksek moda yine merkezde yer alıyor; ancak bu kez daha geniş kitlelere hitap eden içecek ve güzellik markalarının ticari iş birlikleriyle projeye dahil olduğu görülüyor.
Bu tablo, sinema evrenlerinin artık yalnızca estetik bir sahne değil, markalar için erken aşamada dahil olunabilen stratejik bir mecra haline geldiğini gösteriyor.