Kaygı çağında gençlik

TEV Etki Araştırması, Türkiye’de genç olmanın kaygı ve yükleri de beraberinde getirdiğini bir kez daha ortaya koydu.

Veriler gösteriyor ki gençler yalnızca maddi desteğe değil; zaman, alan ve umut veren bir toplumsal yapıya ihtiyaç duyuyor. Türk Eğitim Vakfı’nın (TEV) araştırması bu ihtiyacı tüm boyutlarıyla görünür kılıyor.

Gençlik… Hepimizin zihninde “hayatın en özgür yılları” olarak duran, enerjinin ve hayallerin en yüksek olduğu dönem. Ama Türkiye’de gençlerle konuştuğunuzda resim pek de böyle çıkmıyor. TEV Kasım 2025 sonunda açıkladığı Etki Araştırması sonuçları, bugünün gençlerinin “genç olma hakkı”ndan giderek uzaklaştığını verilerle ortaya koyuyor.

TEV bursu alan ve almayan, 19–35 yaş aralığındaki, 1946 genç ile yapılan araştırma gösteriyor ki gençler hem ekonomik hem sosyal hem de duygusal anlamda ciddi bir baskı altında. Gençlerin yüzde 67’si gelecek kaygısını “çok yüksek” olarak tanımlıyor. Yüzde 73’ü yaşadığı ekonomik zorlukların eğitim hayatını doğrudan etkilediğini, yüzde 62’si temel harcamaları karşılayamadığını, yüzde 38’i kültür-sanat tüketimini tamamen bıraktığını söylüyor. Sosyal hayata katılamama, zaman yoksulluğu ve yalnızlık duygusu, gençlerin günlük yaşam deneyimlerini derin biçimde sınırlıyor.

Araştırmanın çarpıcı bulgularından biri de gençlerin eğitim yolculuğunda yaşadığı kesintiler. Katılımcıların yüzde 60’ı, üniversite döneminde maddi sebeplerle eğitime ara verdiğini ya da yarı zamanlı işlerde çalışmak zorunda kaldığını belirtiyor. Her 10 gençten 6’sı, “üniversite bir keşif alanı olmaktan çok bir hayatta kalma mücadelesine dönüştü” diyor.

Bu tabloya karşılık TEV bursiyerleriyle kontrol grubu arasındaki fark dikkat çekici:

  • TEV bursiyerlerinin yaşam doyumu yüzde 7,2 daha yüksek.
  • Finansal baskı algıları yüzde 23 daha düşük.
  • Akademik başarı göstergeleri yüzde 18’e kadar daha iyi.
  • Yüzde 52’si kendini “daha özgüvenli ve daha motive” hissediyor.

Araştırma, burs desteğinin gençlerin yalnızca ekonomik yükünü hafifletmediğini; aynı zamanda sosyal katılımı, psikolojik dayanıklılığı ve akademik devamlılığı güçlendirdiğini gösteriyor. TEV bursiyerlerinin yüzde 41’i kültür-sanat aktivitelerine düzenli olarak katıldığını belirtirken, bu oran kontrol grubunda yüzde 18 seviyesinde kalıyor. Mentörlük, psikolojik destek, sosyal etkileşim imkânlarının etkisi rakamlara doğrudan yansıyor.

TEV Genel Müdürü Banu Taşkın

TEV Genel Müdürü Banu Taşkın

TEV Genel Müdürü Banu Taşkın, araştırmanın gençlerin gerçek ihtiyaçlarını görünür kıldığını belirterek şunları söylüyor: “Gençlerimizin yalnızca maddi desteğe değil; sosyal, duygusal ve akademik anlamda güçlendirilmeye ihtiyacı var. Onlara nefes alabilecekleri, hayal kurabilecekleri bir alan açtığımızda, potansiyellerinin nasıl yükseldiğini çok net görüyoruz.” Taşkın’ın vurguladığı bir diğer kritik nokta ise “genç olma hakkı”: “Gençlik, aceleyle geçilecek bir dönem değil. Keşfetme, deneyimleme, hata yapma ve öğrenme hakkıdır. Ekonomik baskılar bu hakkı elinden alıyor. Amacımız gençlerin kendi yollarını çizebilmeleri için dayanıklı bir zemin oluşturmak.”

Etki Araştırması’na göre gençlerin en büyük ihtiyaçları arasında zaman, finansal destek, psikolojik dayanıklılık ve güvenli bir sosyal çevre öne çıkıyor. Katılımcıların yüzde 71’i kendine ayıracak vakit bulamadığını, yüzde 54’ü emeğinin görülmediğini, yüzde 47’si ise geleceğini Türkiye’de kurup kuramayacağı konusunda kararsız olduğunu dile getiriyor. Bu veriler, gençliğin geleceğe güvenle bakabilmesi için çok boyutlu bir destek modelinin gerekliliğini ortaya koyuyor.

Araştırmanın bir başka önemli çıktısı ise gençlerin dayanıklılık kapasitesinin desteklendikçe hızla yükselmesi. TEV bursiyerlerinin gelecek beklentisi, kontrol grubuna kıyasla belirgin şekilde daha yüksek. Bursiyerlerin yüzde 63’ü kendini “geleceğe dair umutlu” olarak tanımlıyorken, kontrol grubunda bu oran yüzde 41.

Sonuç olarak TEV Etki Araştırması, Türkiye’de genç olmanın kaygı ve yüklerle çevrili olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Ancak aynı zamanda, doğru destek mekanizmalarının gençlerin hayatında derin ve ölçülebilir bir fark yarattığını da kanıtlıyor. Gençlere alan açmak; onların potansiyelini, üretkenliğini ve toplumsal katkısını büyüten bir etki yaratıyor.

İlgili İçerikler