Hem hassas hem dayanıklı olabilenlerin hikâyesi

HBO Max, yerli içerik yelpazesini genişletmeye devam ediyor. Nehir Erdoğan, Yiğit Özşener ve Nezaket Erden’i bir araya getiren “Mira: Her Şey Yolundaymış Gibi”, modern kadının kendi hayatında yeniden başrol olma mücadelesini, tüm kırılganlığı ve gücüyle ekrana taşıyor.

Kendi küllerinden doğmaya çalışan bir kadının sancılı ama umut dolu dönüşümünü; dizinin yıldızları ve bu dünyayı kuran yaratıcı ekiple, projenin mutfağından kalbine uzanan bir yolculukta konuşuyoruz.

NEHİR ERDOĞAN | Mira

“Hem Hassas Hem Dayanıklı Olabiliriz”

Karakterin derinliğine nüfuz eden Nehir Erdoğan, Mira’yı sadece bir rol olarak değil, bir “hatırlatıcı” olarak konumlandırıyor.

Mira karakterinde sizi en çok ne etkiledi?

Senaryoyu okuduğum an hiç düşünmeden “evet” dedim. Günümüzün o “en iyi” ya da “en kötü” olma dayatması içinde, Mira insan olmanın çelişkilerini barındırıyor. Onun kırılganlığı ve gücünün aynı anda var olabilmesi bana çok iyi geldi. Toplum bizden hep tek bir şey olmamızı bekliyor; oysa biz hem hassas hem de dayanıklı olabiliriz. Düşebiliriz, ama o düştüğümüz yerde kalmak zorunda değiliz.

Dizideki “inandırıcılık” vurgusu ve kadınlara biçilen roller hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hepimiz hayatımızın bir noktasında bu rollerle yüzleşiyoruz. Hayal kırıklıkları bazen güvenmeyi zorlaştırıyor. Mira da tam burada; yeniden bağ kurmak istiyor ama kendini koruma refleksi de çok güçlü. Onun gücü büyük patlamalarda değil, kendi kararlarını aldığı o küçük anlarda saklı. Özellikle de bu yolculukta yalnız olmayıp arkadaşlarından destek alması, hayatın “beraber” göğüslenebileceğini hatırlatıyor.

Hikâyenin duygusal yükünü sırtlayan Mira’nın yolculuğunda, ona rasyonel bir liman ve aklın ışığıyla eşlik eden bir isim var: Polat.

YİĞİT ÖZŞENER | Polat

“İnadına Güzel Hikâyelere Tutunmalıyız”

Senaryoyu ilk okuduğunuzda neler hissettiniz?

Bir oyuncu gibi değil, adeta bir izleyici gibi okudum. Bu sadece bir boşanma hikâyesi değil; kayıp yaşayan ve kendine yeni bir hayat kurmaya çalışan herkesin hikâyesi. Dünyanın zor zamanlarında böyle “güzel” hikâyelere tutunmamız gerekiyor. Karakterlerin her biri sanki üzerimize dikilmiş birer elbise gibiydi; bu samimiyet beni çok etkiledi.

Polat karakteri ile benzerlikleriniz var mı?

Polat analitik ve çözüm odaklı biri, bu yönüyle bana benziyor. Mira’nın o fırtınalı döneminde ona bir güven hissi sunuyor. Ancak o da kendi içindeki kapalı kutuyu açmak için Mira’ya ihtiyaç duyuyor. Bu dizide kadınların bilgeliğine ve dayanıklılığına bir kez daha hayran kaldım. Setin büyük çoğunluğunun kadınlardan oluşması, krizlerin nasıl ustalıkla yönetilebileceğini bana tekrar kanıtladı.

Mira’nın dünyasında karamsarlığa yer açmayan, her düştüğünde elinden tutan o “itici güç” ise Melis karakteriyle hayat buluyor.

NEZAKET ERDEN | Melis

“Keşke Melis Her Birimizin İç Sesi Olsa”

Melis’in bitmek bilmeyen enerjisi size neler hissettirdi?

Melis her an çözüme odaklı bir karakter. “Sorun varsa hadi çözelim” diyor. Keşke Melis hepimizin iç sesi olsa da kendimizle bu kadar dost olabilsek. Ben gerçek hayatta onun kadar her zaman iyimser olamıyorum; gücümü ise daha çok doğadan, ailemden ve mesleğimden alıyorum.

Mira ve Melis arasındaki o güçlü bağın sırrı nedir?

İnsanın en zor anında “seni anlıyorum ve buradayım” diyen birinin olması iyileşmeyi hızlandırır. Melis, Mira’ya güçsüz olmadığını, sadece “insan” olduğunu hatırlatıyor. Dilerim hepimiz hayatımızda böyle gerçek bağlar kurma cesaretini gösteririz.

VİZYON VE MUTFAK: Yaratıcı Ekip

Bir hikâyeyi anlatmak kadar, o hikâyenin hangi perspektifle kurulduğu da önemli. Mira’nın dünyasını inşa eden isimlerle, projenin HBO Max vizyonundan setin kadın enerjisine kadar detayları konuştuk.

DENİZ ŞAŞMAZ OFLAZ

Warner Bros. Discovery Türkiye Başkan Yardımcısı, Yerli Orijinal Yapımlar, Ulusal Kanallar ve Dijital Platform Operasyon Lideri

HBO Max Türkiye’de Mira’nın yayınlanması sizin için ne anlam taşıyor?

HBO Max’in küresel stratejisi cesur ve yetişkinlere yönelik hikâye anlatımına odaklanıyor. Mira bu felsefeyi kusursuz yansıtıyor. Bizim için hikâyelerin, o deneyimi yaşamış kişiler tarafından yaratılması çok önemli. Mira; kadınlar tarafından şekillendirilmiş, ders vermek yerine duygularını dürüstçe sunan bir yapım. Bu özgünlük ve ustalıklı işçilik, Türkiye’de sunmak istediğimiz yerel orijinal yapım yelpazemizi harika bir şekilde genişletiyor.

Mira’nın toplumsal mesajı yerli içerik stratejinizle nasıl harmanlanıyor?

Temel ilkelerimizden biri, gerçekte bunları yaşayanların yönettiği hikâyeleri desteklemek. Mira, kadınların karmaşıklıklarını ve deneyimlerini hayata yakın bir şekilde görünür kılıyor. İzleyicilerin dizinin sonunda hayatın yüklerine rağmen kendilerini tazelenmiş ve umutlu hissetmelerini diliyoruz. Mesajı tanımlamaktansa, deneyimin kendiliğinden konuşmasını tercih ediyoruz.

MELTEM BOZOFLU

Yönetmen & Senarist

Dizide trajedi yerine yer yer güldüren bir dil hakim. Bu dengeyi nasıl kurguladınız?

Hayattaki güçlüklerle mücadelenin en önemli yollarından biri mizah. Mizah, doğası gereği iyimser bir bakış açısı aşılıyor. Bir insanın kendini bulma sürecinde başarıya ulaşması, bu bakış açısıyla daha mümkün gözüküyor. Seyirci, karakterle kurduğu bağ üzerinden bunun yapılabilir olduğuna dair inanç beslesin istedik. Dramatik sahnelerle gerçekliğin yükünü hissederken, komediyle bu yükün hafifleyebileceğini gösteren bir kurgu izliyoruz.

Dizinin görsel dili Mira’nın iç dünyasını nasıl destekliyor?

Dizide Mira’sız hiçbir sahne yok. O neyi ne kadar biliyorsa seyirci de o kadarını biliyor; bu da empatiyi güçlendiriyor. Çok fazla genel resim kullanmadan, dış dünyadan ziyade dış dünyanın Mira üzerindeki etkisine odaklandık. Kamera, Mira’nın biraz da dürtüsel olan karakterini anlamaya hizmet eden bir “seyirci gözü”ne dönüşüyor.

ELİF YAKARÇELİK

Yapımcı

Hem ekran önü hem yapım tarafında yoğun bir kadın ağırlığı var. Bu tercihinizin sebebi nedir?

Yönetimde ve uygulamada kadınlarla çalışmayı tercih ediyorum. Kadınların çocuk yaşta geliştirmek zorunda kaldığı o muazzam bir organizasyon yeteneği var. Birden çok şeyi aynı anda düşünmek ve hızlı çözüm üretmek bizim doğamızda var. Bir projeyi hayata geçirirken tüm detaylara kadınlarla birlikte takılmak, süreci benim için çok daha kolay ve hızlı kılıyor.

Mira’nın cast süreci nasıl gelişti? Senaryoyu okuduğunuzda isimler belli miydi?

Senaryoyu ilk okuduğumda direkt Nehir Erdoğan’ın gözleri canlandı kafamda. Sonrasında bayıldığım ve uzun zamandır çalışmak istediğim Nezaket Erden ve eski dostum Yiğit Özşener dahil oldu. Ben çok fazla oyun izliyorum; bazen bir tonlama, bir bakış veya bir ses zihnime kazınıyor. Senaryoyu okurken o yüz ve ses diyaloglarla akmaya başladığında, işte o benim için “doğru cast” oluyor. Mira’nın eski eşini oynayan Sarp Aydınoğlu da bu doğru seçimlerden biri oldu.

 

Söyleşi: Eylül Seren Altay