Üsküdar Üniversitesi’nde düzenlenen seminerde, etkili iletişimin güven temelli bir kişisel marka inşa etmenin temel unsuru olduğu vurgulandı.
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonuyla düzenlenen Toplum İçin İletişim Eğitim Seminerlerinin dördüncüsü çevrim içi olarak gerçekleştirildi. “Etkili iletişim: Günlük yaşamda iletişimin gücü” başlığıyla düzenlenen seminere yoğun katılım sağlandı.
Seminerin konuşmacısı olan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özge Uğurlu Akbaş, etkili iletişimin yalnızca konuşmak değil; bilinçli, stratejik ve tasarlanmış bir süreç olduğunu ifade etti.
Etkili iletişimle sıradan iletişim arasındaki farka dikkat çeken Doç. Dr. Akbaş, mesajın içeriği kadar sunuluş biçiminin, zamanlamasının ve kullanılan kelimelerin de belirleyici olduğunu vurguladı. İletişimin rastlantısal değil, planlı bir süreç olarak ele alınması gerektiğini belirten Akbaş, “Ne söylediğimiz kadar, nasıl ve ne zaman söylediğimiz de önemlidir” dedi.
Etkili iletişimin merkezinde dinleme becerisinin yer aldığını belirten Akbaş, konuşmayı bölmek, dijital ekranlara yönelmek ya da zihinsel olarak iletişimden kopmanın en yaygın dinleme hataları arasında olduğunu söyledi. İyi bir dinleyicinin, yalnızca duymakla yetinmeyip beden dili ve geri bildirimle iletişimi desteklediğini ifade etti.
Kullanılan dilin karşı tarafta yarattığı etkiye dikkat çeken Doç. Dr. Akbaş, olumsuz ve buyurgan ifadelerin direnç yarattığını, yapıcı ve kapsayıcı bir dilin ise iş birliğini güçlendirdiğini belirtti. Yüz yüze iletişimin tüm dijital imkânlara rağmen hâlâ en etkili iletişim biçimi olduğunu vurgulayan Akbaş, doğru zamanlamanın da iletişimin gücünü belirlediğini söyledi.
İletişimde geri bildirimin vazgeçilmez bir unsur olduğuna işaret eden Akbaş, konuşmacının mesajının doğru anlaşılıp anlaşılmadığını dinleyiciden aldığı geri bildirimlerle fark edebildiğini ifade etti. Beden diliyle verilen onaylayıcı tepkilerin, iletişimi güçlendirdiğini dile getirdi.
Varsayımlara dayalı iletişimin sağlıksız sonuçlar doğurduğunu belirten Akbaş, özellikle dijital iletişimde sessizliğin yanlış yorumlanabildiğine dikkat çekti. Ön yargının da iletişimi zayıflatan temel unsurlardan biri olduğunu ifade eden Akbaş, ilk izlenimin doğru yönetilmesinin önemine vurgu yaptı.
Seminerin önemli başlıklarından biri olan kişisel marka kavramına da değinen Doç. Dr. Akbaş, kişisel markanın yalnızca dış görünüş ya da popülerlikten ibaret olmadığını belirtti. Kişisel markanın; bireyin kimliği, değerleri, davranışları ve iletişim biçiminin bir bütünü olduğunu vurguladı.
“Kişisel marka, tıpkı markalar gibi güven üzerine inşa edilir” diyen Akbaş, söylem–eylem uyumunun bu süreçte belirleyici olduğunu ifade etti. Söylenenlerle yapılanlar örtüşmediğinde kişisel markanın zayıfladığını belirten Akbaş, özgünlük ve tutarlılığın altını çizdi.
Dijital mecraların kişisel markanın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirten Doç. Dr. Akbaş, sosyal medyada paylaşılan her içeriğin kişisel marka üzerinde doğrudan etkisi olduğunu söyledi. Dijital ortamda yanlış anlaşılma riskinin daha yüksek olduğuna dikkat çeken Akbaş, bu nedenle kişisel marka yönetiminin daha fazla özen gerektirdiğini ifade etti.
Seminer, etkili iletişimin yalnızca günlük ilişkileri değil, bireyin uzun vadeli algısını ve toplumsal konumunu da belirlediği vurgusuyla sona erdi.