E-ticaretin yeni çağı ve stratejik öncelikler

Google ve Deloitte işbirliğiyle hazırlanan “Modada E-Ticaretin Geleceği” raporunda iki kategori “büyüme motoru” olarak radara giriyor. Öte yandan veriyi hiper-kişiselleştirmeyle harmanlayan ve online ile offline arasındaki bariyerleri yıkan markalar önümüzdeki beş yılın galibi olacak.

ALPAGUT ÇİLİNGİR
Google Türkiye Perakende ve Turizm Direktörü

Dijital dönüşümün hızı ve değişen tüketici alışkanlıkları, moda perakendesini kalıcı bir kabuk değişimine zorluyor. Google ve Deloitte işbirliğiyle hazırlanan “Modada E-Ticaretin Geleceği” raporu, 2030 yılına kadar bu sektörün nasıl bir yol haritası izleyeceğini net bir şekilde gösteriyor. İncelenen 10 Avrupa pazarında moda e-ticaretinin 233 milyar dolara ulaşarak yüzde 77 oranında büyümesi beklenirken, bu büyümenin merkezinde yapay zekâ, kişiselleştirme ve kusursuz çok kanallı pazarlama deneyimi yer alıyor.

Türkiye: Avrupa’nın büyüme lokomotifi

ALPAGUT ÇİLİNGİR
Alpagut Çilingir

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Güney Avrupa pazarının sergilediği performans. Birleşik Krallık mutlak pazar büyüklüğünde liderliğini korusa da Türkiye, İtalya ve İspanya ile birlikte e-ticarette en yüksek büyüme oranlarına sahip ülkeler arasında yer alıyor.

Türkiye pazarı için öngörülen yüzde 12,6’lık yıllık bileşik büyüme oranı (CAGR), ülkenin hem güçlü bir üretim merkezi olması hem de yerel moda kültürünün e-ticareti besleyen dinamik yapısıyla açıklanıyor. Ayrıca, Türkiye gibi pazarlarda tüketicilerin değer odaklı (value-seeking) yapısı ve çevrimiçi kanallardaki fırsatları takip etme eğilimi, bu büyümenin en önemli itici güçlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Radardaki fırsatlar: Erkek giyim ve ayakkabı

Geleneksel olarak kadın giyimin domine ettiği pazarda, 2030 yolunda iki kategori “büyüme motoru” olarak radara giriyor:

Erkek Giyim: Erkeklerin kişisel tarzlarına artan ilgisi, sokak modası ve spor giyim (athleisure) gibi kategorilerin yükselişiyle bu segmentin yıllık yüzde 10,7 oranında büyümesi bekleniyor. 2024 verileri de erkek giyim talebindeki artış hızının, kadın kategorisini yılın büyük bölümünde geride bıraktığını kanıtlıyor.

Ayakkabı: Beden yapısının daha standart olması nedeniyle düşük iade oranlarına sahip olan bu kategori, “sanal deneme” (virtual try-on) gibi teknolojiler için mükemmel bir uyum sağlıyor ve yıllık yüzde 0,3 büyüme potansiyeli taşıyor.

Bilgi bombardımanı altındaki tüketiciyi anlamak

Pazarlamacıların karşılaştığı en büyük zorluklardan biri, müşterinin karar verme sürecindeki karmaşıklık. Her 3 tüketiciden 2’si, seçenek sayısı arttığında karar felci yaşayarak alışverişten vazgeçebiliyor. Ortalama bir satın alma yolculuğunda temas noktası sayısının 10’a çıkması ve beş kelimeyi aşan spesifik arama sorgularının kısa sorgulara göre 1,5 kat daha hızlı büyümesi, tüketicinin “doğru” ürünü bulma arayışında daha titiz davrandığını gösteriyor. Bu noktada markaların, müşterinin karar yükünü hafifletecek kişiselleştirilmiş çözümler sunması kritik hale geliyor.

Üretken yapay zekâ ve hiper-yaratıcılık

Geleceğin kazanan markaları, yaratıcı süreçlerini yapay zekâ ile ölçeklendirenler olacak. Geleneksel maliyetlerin çok altında, yüksek etkili ve kişiselleştirilmiş kreatifler üretmek artık bir lüks değil, zorunluluk haline geliyor. Üretken yapay zekâ araçları, markaların binlerce farklı tüketici segmentine aynı anda hitap eden, görsel ve metinsel olarak özelleştirilmiş reklam içerikleri oluşturmasına olanak tanıyor. Bu “hiper-yaratıcılık” dönemi, pazarlama bütçelerinin çok daha verimli kullanılmasını sağlarken, tüketicinin ilgi alanına doğrudan dokunan mesajların iletilmesini mümkün kılıyor.

Mağazanın evrimi: Fizikselden deneyim merkezine

E-ticaretin yükselişi, fiziksel mağazanın önemini yitirmesi değil, amacının değişmesi anlamına geliyor. Mağazalar artık basit bir satış noktasından; kişiselleştirilmiş hizmet, özel etkinlikler ve “tıkla-mağazadan al” (click & collect) gibi lojistik kolaylıkların sunulduğu birer deneyim merkezine dönüşüyor .

Başarılı markalar için online ve çevrimdışı arasındaki sınırları ortadan kaldıran, derinlemesine entegre bir strateji benimsemek artık bir zorunluluk. Müşterilerin yüzde 66’sının çok fazla seçenek karşısında karar vermekten kaçındığı bir dünyada, fiziksel mağazalar markanın değerlerini yansıtan ve güven inşa eden stratejik hub’lar haline geliyor.

2030’a giden yolda pazarlamacılar için yol haritası

Yeni moda ikliminde sürdürülebilir başarı yakalamak, sadece mevcut trendlere uymayı değil, gerçek değer yaratan stratejik noktalara odaklanmayı gerektiriyor. Bu doğrultuda şu üç temel önceliği ajandanıza almalısınız:

1. Geleneksel odak alanlarının ötesini keşfedin: Hızlı modadaki yoğun rekabeti bir veri olarak kabul edin ve tüm stratejik enerjinizi büyüme ivmesi en yüksek olan coğrafyalara ve segmentlere yönlendirin.

2. Kusursuz bir “fiziksel-dijital” bağlamı inşa edin: Mağazalarınızı sadece ürün sergilenen alanlar olmaktan çıkarıp, dijital vitrininizi derinleştiren, teknolojiyle zenginleşmiş deneyim merkezlerine dönüştürmek için yatırım yapın.

3. Veriyi ortak bir akılda birleştirin: Farklı kanallardan gelen müşteri etkileşimlerini tek ve güvenilir bir veri havuzunda toplayarak, kişiselleştirme stratejinizi her temas noktasında kusursuz ve tutarlı hale getirin.

Moda dünyasında önümüzdeki beş yılın galibi; veriyi hiper-kişiselleştirmeyle harmanlayan ve online ile offline arasındaki bariyerleri tamamen yıkan markalar olacak.

-”Pazarlamacılar İçin 2030 E-ticaret Moda Yarışını Kazanma Rehberi” (ThinkwithGoogle)
-Google – Deloitte “Future of e-commerce in fashion” raporu.

İlgili İçerikler