Dijital ahiret endüstrisi

MediaCat’in Şubat sayısının sayfalarında Ölü İnternet Teorisi’nden bahsetmiş ve internetin nasıl insansızlaştığını tartışmıştık. İnsanlık tarihinin en önemli icatlarından biri yavaş yavaş “ölüyordu”. Elbette her güzel şeyin bir sonu var ama ya internet ölürken biz ölemiyorsak?

Hayat yolculuğunda hepimiz doğarız, büyürüz, tüketiriz ve ölürüz. Bu, doğanın kanunu. Ve bu kanun “gereğince” dünyada her yıl 60 milyondan fazla insan aramızdan ayrılıyor; yani İtalya nüfusundan daha fazla kişi. Türkiye’de vefat edenlerin sayısı ise 2024 yılında 489 bin 361’di. Ancak yapay zekâ teknolojileri bu yolculuğun sonunu biraz farklılaştırıyor. Nasıl mı? Dijital ahiretle…

Ölüm bir son olmaktan uzaklaşıyor, milyarlarca dolarlık yeni bir pazara dönüşüyor. İnsanın fiziksel bedeni toprağa karışırken, ardında bıraktığı devasa veri yaşamaya devam ediyor. Hatta geride kalanlarla “sohbet” ediyor ve sosyal medyada paylaşım yapmaya devam etmesi bekleniyor. Bugün, “dijital ahiret endüstrisi” olarak adlandırılan bu alan, insanların yas tutma biçimlerini, mahremiyet kavramını ve şirketlerin tüketiciyle kurduğu ilişkiyi değiştiriyor.

Kadim korku iş modeline dönüşürken

Pazarın temelinde insanın en ilkel korkuları yer alıyor: Unutulmak, yalnız ölmek ve sevdiklerimizi kaybetmek. Bu korkunun nasıl bir iş modeline dönüştüğünü anlamak için önce masum örneklere bakalım.

Veri yönetimi şirketi Domo’nun 2024 yılında yayınladığı 12’nci “Data never sleeps” (Veri asla uyumaz) araştırmasına göre, dünya internet nüfusu 5,52 milyar kişiyle rekor seviyeye ulaştı. Statista ise en çok üyesi olan platformun üç milyarı aşan kullanıcı sayısıyla Facebook olduğunu söylüyor.

Bundan sekiz yıl önce Oxford İnternet Enstitüsü tarafından yürütülen “Are the dead taking over Facebook?” (Ölüler Facebook’u ele mi geçiriyor?) başlıklı araştırmada 21’inci yüzyılın sonuna kadar oluşacak tablo ortaya çıkarılmıştı. Bu araştırmanın bir projeksiyonuna göre, eğer platforma yeni üye katılımı olmazsa, 2100 yılına kadar en az 1,4 milyar kullanıcı hayatını kaybedecek. Ölen kullanıcı sayısının yaşayan kullanıcı sayısını 2070 yılı civarında geçmesi öngörülüyor.

ExpressVPN’in yaptığı başka bir projeksiyon çalışması ise 2100 yılı itibarıyla Facebook’ta yaklaşık 278,6 milyon, Instagram’da 158,7 milyon, TikTok’ta 126,5 milyon ve X’de 94,9 milyon ölü hesabın bulunacağını öne sürüyor.

En büyük dijital mezarlık olması beklenen Facebook, günümüzde bu konuda en gelişmiş yönetim araçlarını sunan platformlardan biri. Meta genel olarak kullanıcılara hayattayken hesaplarının ölüm sonrası durumuna dair karar verebilmesini mümkün kılan “hesap varisi” isimli bir mekanizma sunuyor. Eğer kullanıcı hayattayken bir hesap varisi atamamışsa, birinci derece yakınları ölüm belgesi sunarak hesabın anıtlaştırılmasını ya da tamamen silinmesini talep edebiliyor. Fakat hesabın yönetimine ilişkin herhangi bir yetki elde edilemiyor. X’te ise sadece ölen kişinin hesabının tamamen silinmesine izin veriliyor.

İşin biraz daha gelişmiş kısmını görmek için Çin’e bakalım. Araştırmalara göre, 2030 yılına kadar Çin’de tek kişilik hane sayısının 200 milyona ulaşması bekleniyor. Bu yalnız yaşayanları hedefleyen Pekin merkezli Moonshot Technologies, “Are you dead?” (Öldün mü?) isimli uygulamayla dikkat çekiyor. Konsept oldukça basit: Uygulama iki günde bir büyük bir butona basarak hayatta olduğunuzu doğrulamanızı istiyor. Eğer butona basmazsanız, acil durumda ulaşılmasını seçtiğiniz kişilere başınızın dertte olabileceğine dair bir bildirim gönderiyor.

İlk çıktığında ücretsiz olan bu uygulama, popüler olunca ücretli kategoriye geçerek aylık 8 yuan (yaklaşık 1,2 dolar) gibi bir fiyatla sunulmaya başlandı. Geliştirilmesi sadece 140 dolara mal olan bu uygulama o kadar hızlı büyüdü ki, kurucuları şirketin sadece yüzde 10’luk hissesini 1 milyon yuan’a (yaklaşık 140 bin dolar) satmayı planlıyor.

Değneğin diğer ucunda ise yapay zekâ teknolojileri ile “ölümsüzlük” vaat eden girişimler var. Örneğin, Eternos adlı platform hayattayken metinlerinizden, fotoğraflarınızdan ve videolarınızdan sizin interaktif bir biyografinizi, bir yapay zekâ kopyanızı yaratıyor. Bu hizmetin bedeli ise aylık 25 dolar. Replika, HereAfter AI, Eter9 gibi uygulamalar da ölen kişilerin mesajları, videoları vb. verilerle eğitilmiş botlarla sohbet etmenize olanak sağlıyor, benzer sonuçlar ve abonelik sistemleri sunuyor. Ölümden sonra bir dijital ikizinizin olması 20 dolardan başlıyor ve istenilen özelliklere göre bu fiyatlandırma artmaya devam ediyor.

Kurumsal alanda ise şirketler, emekli olan veya vefat eden üst düzey yöneticilerinin bilgi birikimini ve karar alma mekanizmalarını yapay zekâ kopyalarına aktarmak için 10 bin ile 100 bin dolar arasında bütçe ayırıyor.

Farklı kültürlerde ölüm teknolojileri

“Ölüm ve ötesi” dünyanın pek çok yerinde değişik ritüellerle karşılanıyor. Şirketler ve insanlar teknolojik gelişmeleri kendi kültürlerine ve ritüellerine entegre ediyor. Hindistan’da geleneksel bir cenaze ritüeli için gerekli olan tüm materyalleri ve din adamını sağlayan Guruji on Demand platformu, Covid-19 pandemisi döneminde 339 dolarlık cenaze paketini piyasaya sürdüğünde gelirlerini yüzde 219 oranında artırdı. Çin’de her yıl düzenlenen Qingming (mezar temizleme) festivalinde, ülkenin en büyük cenaze hizmetleri sağlayıcısı Fu Shou Yuan’ın bulut tabanlı sanal mezar temizleme platformu 900 binden fazla kişi tarafından kullanıldı.

Türkiye’de ise Simmortals adlı girişim, mezar taşlarına yerleştirilen QR kodlar aracılığıyla ölen kişinin dijital anı sayfasına ulaşılmasını sağlayan “hatırlanma teknolojileri” geliştiriyor. Etkileşimli hatıra sayfası, taziye ve anı toplama, fotoğraf ve video yükleme, fotoğraf canlandırma, dijital çiçek ve mumlar, arka plan müziği ve yaşam öyküsü oluşturma gibi özelliklere yıllık olarak erişmenin fiyatı ise 700 lira.

Büyük resim kursu

Bu girişimlerin ötesinde asıl büyük oyun teknoloji devleri arasında oynanıyor çünkü milyarlarca ölü profilin barındırılması ciddi bir sunucu maliyeti gerektiriyor. Peki, şirketler bu maliyeti nasıl karşılayacak? Ölüleri de pazarlama ekosistemine entegre ederek…

Geçtiğimiz aylarda Facebook, Instagram ve WhatsApp’ın çatı şirketi Meta, ölen kullanıcıların sosyal medyadaki varlıklarını taklit eden, onların yerine paylaşımlar yapıp yorumlara cevap verebilen bir büyük dil modeli (LLM) sistemi için patent aldı. Patentin başvuru dosyasındaki dil, şirketlerin meseleye nasıl bir “etkileşim metriği” olarak baktığını kanıtlıyor.

Business Insider’da yayınlanan “Death isn’t the end” (Ölüm son değil) haberine göre Meta, popüler bir hesap sahibinin (örneğin bir influencer’ın) platformdan ayrılmasının veya ölmesinin takipçiler üzerinde olumsuz bir etki yarattığını, kullanıcının platforma asla dönememesinin “diğer kullanıcılar üzerindeki etkinin çok daha ağır ve kalıcı olmasına” yol açtığını belirtiyor. Microsoft da 2021 yılında sosyal medya verilerini kullanan benzer bir chatbot patenti almış ancak gelen tepkiler üzerine bu fikrin şimdilik “rahatsız edici” olduğunu belirterek projeyi rafa kaldırmıştı.

“Büyük veri” ile beslenen sosyal medya devleri için platformdaki her bir ölüm, etkileşimin ve potansiyel reklam gelirinin kaybı anlamına geliyor. Bu hamlelerle veri akışı ölümle “kesintiye” uğramak zorunda kalmıyor. Ölülerin dijital izleri, devasa AI modellerini eğitmek için paha biçilmez, telifsiz bir hammadde kaynağı olarak kullanılıyor.

The Business Research Company’nin yayınladığı “Digital Immortality Market Report 2026” araştırmasının sonuçlarına göre dijital ölümsüzlük pazarının büyüklüğü 2025 yılında 31,24 milyar dolara ulaştı. Bu hacmin 2026 yılında 35,8, 2030 yılına kadarsa 60,99 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.

Ahiretten gelen reklam kuşağı

Peki, her gün kullandığımız yapay zekâ botlarına reklam yerleştirmesi gelir de ölülerle konuşurken reklam sunulmaz mı?

Araştırmacılar, dijital ikizlerin ve ölü botlarının ikna etme gücünün yüksek olduğu konusunda uyarıyor çünkü insanlar, yas sürecindeyken duygusal olarak son derece savunmasız. Bu botlar üzerinden yapılacak bir ürün yerleştirme nasıl bir sonuç doğurur? Örneğin, vefat eden annenizin chatbot’undan makarna tarifi isteseniz ve size, “X marka makarnayı al yavrucuğum” dese? Veyahut ekonomik bir sıkıntı yaşasanız ve babanızın chatbot’unun faturasını ödeyemezseniz şirket onun fişini çekecek mi? Belki de faturayı ödeyemediğinizde “reklamlı temel paket” sunulacak. Tıpkı bugün ücretsiz mobil oyunlarda bir can daha kazanmak için 30 saniyelik reklam izlemeye razı olduğumuz gibi gelecekte sevdiklerimizin dijital ruhlarının silinmemesi için reklam görmeye razı olacağız. Üstelik konunun etik ve veri mahremiyeti kısmı başka bir yazının tartışma konusu olacak büyüklükte.

Ölümsüzlük, insanlık tarihinin en büyük arayışlarından biri oldu. Bugün ise bu vaadi Silikon Vadisi sunuyor. Teknoloji devleri için mesele artık sadece hayattaki kullanıcının dikkatini çekmek değil. Mesele ölenlerin verilerini ekosistemin içinde tutabilmek. Biyolojik ömrümüzü tamamlarken, arkamızda bıraktığımız veriler sunucularda “mesai yapmaya” devam edecek.