Bugün karikatür, dikkat ekonomisiyle rekabet eden ama hâlâ tepki üreten, düşündüren ve güldüren nadir formlardan biri. Asıl cevap artık geçmişe dönmek değil, bu yeni dünyada karikatürün kendine nasıl yeni mutfaklar kuracağını bilmekte yatıyor.
ERDİL YAŞAROĞLU
Karikatürist
Türkiye’de karikatür uzun yıllar boyunca yalnızca bir çizim pratiği değil, başlı başına bir kültür alanıydı. Bu kültürün merkezi ise “dergi mutfağı” denen fiziksel ve zihinsel ortaklıktı. Haftanın belli günlerinde bir araya gelinir, sabahlanır, şakalar bulunur, çizimler yetiştirilir, dergi baskıya giderdi. Bu süreç yorucuydu, stresliydi ama aynı zamanda eğlenceli ve öğreticiydi. Çünkü üretim kolektifti. Karikatür, ne kadar tekil bir iş olsa da dergicilik birlikte düşünmenin, birlikte gülmenin ve birlikte öğrenmenin ürünüydü.
Bu mutfağın ikinci önemli ayağı amatör günleriydi. Usta-çırak ilişkisi somut bir zeminde işlerdi. Genç çizerler her hafta işlerini getirir, usta çizerlerin eleştirilerine maruz kalır, elenir, seçilir, gelişirdi. Nerede hata yaptıkları, nasıl ilerlemeleri gerektiği yüz yüze anlatılırdı. Okuyucuyla ilişki de benzer şekilde canlıydı. Mektuplar, dergi ziyaretleri, kalabalık söyleşiler, imza günleri bu ilişkinin parçalarıydı. Geri bildirim yavaştı ama derindi.
Dijitalleşmeyle birlikte bu yapı çözülmeye başladı. Dergiler zayıfladı, kapandı. Yazılı basın geri çekildi. Üretim mekânı dağıldı. Herkes evinde, tek başına, kendi yayıncısı haline geldi. Bu, bir yandan yalnızlaşmayı da beraberinde getirdi. Birlikte düşünme ve anlık etkileşim azaldı.
Fakat yine dijitalleşme ile birlikte karikatürün erişim alanı dramatik biçimde genişledi. Hiç olmadığı kadar çok insana ulaşmaya başladı.
Usta-çırak ilişkisi de dönüşerek yerini “tutorial-çırak” ilişkisine bıraktı. Bu yapı daha mesafeli görünse de ustaya ve bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolaylaştı. Artık ustalar bir mesaj ya da video mesafesinde. Eskiden haftalarca beklenen görüşmeler, bugün doğrudan ve hızlı iletişimle mümkün. Bilgi artık saklanan ya da kapalı bir alan değil. Her yerde ve her an erişilebilir durumda. Bilginin derinliği arttı. Birlikte öğrenmenin fiziksel zemini zayıfladı ama temas tamamen kaybolmadı, sadece biçim değiştirdi.
Dijital dünyanın etkisini “yüzünden” ve “sayesinde” diye ayırmak gerekiyor. Dijital yüzünden dergicilik büyük ölçüde geriledi. Basılı yayıncılık eski gücünü kaybetti. Dijital sayesinde ise karikatür yalnızca hayatta kalmadı, yeni alanlara da yayıldı. Animasyon, video, sesli içerik, hareketli çizimler karikatürün ifade alanını genişletti. Mizah artık tek bir sayfaya sıkışmak zorunda değil. Farklı hızlarda ve farklı mecralarda var olabiliyor.
Ülkemizde bir başka temel kırılma, politik mizah alanında yaşandı. Karikatürün toplumsal ağırlığının azalmasının en önemli nedenlerinden biri, politik mizahın önüne çıkarılan engeller. Geçmişteki gibi rahat çizmek mümkün değil. Politik mizah, toplumun supapıydı. İnsanların dertlerini anlattığı, bu dertlere birlikte güldüğü, konuştuğu ve düşünmeye itildiği bir alandı. Bugün bu alanın daralması ciddi bir boşluk yaratıyor. Mizahın konuşma açtığı yerler azaldıkça, toplumun nefes alma alanı da daralıyor.
Rekabet de köklü biçimde değişti. Önceden karikatür, sınırlı sayıdaki mecra arasında yer alıyordu. Birkaç televizyon, radyo, bir o kadar dergi ve gazete… Bugün herkes aynı 24 saate talip. Oyunlar, sosyal medya, dijital platformlar sürekli dikkat istiyor. Karikatür artık yalnızca diğer dergilerle değil, tüm dijital dikkat ekonomisiyle rekabet ediyor. Buna rağmen karikatür hâlâ güçlü. Hâlâ hızlı, yayılabilir, komik ve güncel bir dil sunuyor. Milyonlarca insana ulaşıyor. Artık klasik okuyucu tanımının dışındaki kitlelerle de temas ediyor.
Bu temas bazen yanlış anlaşılmayı ve sert tepkileri de beraberinde getiriyor. Ancak bu durum karikatürün günümüzde de etkili olduğunun da bir göstergesi. Tepki üreten şey, karşılığı olan bir şeydir. Üstelik karikatür, mizahın en hızlı dolaşan biçimlerinden biri olmaya devam ediyor.
Geçmiş yıllarda karikatür yalnızca güldürmezdi. Aynı zamanda bir kimlik alanıydı. Ortak referanslar yaratır, insanları hızla yakınlaştırırdı. Bugün bu işlev tamamen kaybolmuş değil. Sadece başka içeriklerle paylaşılır hale geldi. Mesela önceden Penguenciler vardı, şimdi Roblox’çular var. Dijital kültür, benzer aidiyetleri farklı alanlarda üretmeye devam ediyor.
Yapay zekâ ise bu dönüşümün en yeni eşiği. Şimdilik mizah alanında zayıf ve tutarsız. Ancak bu durum mizahçılar için verimli bir alan açıyor. Mesela ben fikir bulurken saçmalayan yapay zekâyı kullanmayı seviyorum. Güzel kafa açıyor. Şimdilik yapay zekâ bir rakipten çok bir araç gibi duruyor. Mizah ise insana ait bir ihtiyaç. O yüzden biz hep önde olacağız sanırım. Çünkü onun mizah yapmaya ihtiyacı yok. Bizim var.
Bugün karikatür eski formunda olmayabilir. Eski ağırlığını da taşımıyor olabilir. Ama hâlâ güçlü, hâlâ gerekli ve hâlâ hayatın içinde. Dijital dünya dergiciliği zayıflatmış olabilir. Ama karikatüre yeni kapılar da açtı. Belki de asıl mesele, bu yeni dünyada karikatürün kendine nasıl yeni mutfaklar kuracağı.