Mercedes-Benz Otomobil Satış ve Pazarlama Direktörü Dr. Nadine Adam, She’s Mentoring Programı ile bireysel başarı hikâyelerini nasıl kolektif bir güce dönüştürdüklerini anlatıyor.
Mercedes-Benz’in köklü “mentorluk DNA’sını” modern iş dünyasının dinamikleriyle harmanlayan She’s Mentoring, Türkiye’nin 47 şehrinden ve beş farklı ülkeden aldığı başvurularla sınırları aşan bir kadın liderlik ekosistemine dönüştü.
Programın üçüncü dönem heyecanı başlarken, ilhamın ötesine geçip somut destek ve rehberlikle kadınların yolunu açan bu vizyonun mimarlarından Mercedes-Benz Otomobil Satış ve Pazarlama Direktörü Dr. Nadine Adam ile konuştuk:
She’s Mentoring Programı’nın temel vizyonunu ve “Bir kadının gerçekleşen hayali başka bir kadının gücüne dönüşebilir” fikrinin çıkış noktasını nasıl tanımlarsınız?
She’s Mentoring’in vizyonu, başarıyı bireysel bir kazanım olmaktan çıkarıp kolektif bir güce dönüştürmektir. Bir kadının açtığı yolun, başka bir kadın için cesaretin başlangıç noktası olabileceğine inanıyoruz. Bizim için “gerçekleşmiş bir hayal” bir son değil; aktarılabilir bir deneyimdir. Bu fikir, kadınların yalnızca birbirlerine ilham vermekle kalmayıp, aynı zamanda somut destek ve rehberlik sundukları bir dayanışma modeli oluşturma arzumuzdan doğdu.
Küresel “She’s Mercedes” platformu Türkiye’de nasıl bir mentorluk programına dönüştü? Bu dönüşüm markanın stratejik hedefleriyle nasıl örtüşüyor?
Mercedes-Benz olarak başarımızın ve yenilikçi gücümüzün çeşitlilikten beslendiğine inanıyoruz. Bu yıl, ilk Patent Motorwagen’in tescil edilmesinden bu yana “140 Yıllık İnovasyon”u kutluyoruz. İlk günden bu yana mentorluk DNA’mızın bir parçası oldu. Örneğin kurucularımızdan Gottlieb Daimler, genç ve yetenekli Wilhelm Maybach’a mentorluk yapmış; Maybach zamanla şirketimizin en parlak mühendislerinden biri haline gelmiştir.
“She’s Mercedes” başlangıçta kadınlara küresel ölçekte ilham vermeyi amaçlayan bir platformdu. Türkiye’de ise bunu bir adım ileri taşıyarak ilhamı eyleme dönüştürmek istedik. Mentorluk programı bu vizyonla hayata geçti. Bu dönüşüm; sürdürülebilirlik, kapsayıcılık ve uzun vadeli toplumsal etki konusundaki marka taahhüdümüzle doğrudan örtüşmektedir. Hedefimiz yalnızca bir otomotiv markası olmak değil, anlamlı etki yaratan bir marka olmaktır.
Programın Türkiye’nin 47 ilinden ve beş farklı ülkeden başvuru alması, hedefleriniz açısından ne ifade ediyor?
Bu çeşitlilik bize potansiyelin yalnızca büyük şehirlerde yoğunlaşmadığını; her yerde var olduğunu gösteriyor. Farklı şehirlerden ve kültürel arka planlardan gelen başvurular, kadınların üretme ve görünür olma arzusunun ne kadar yaygın olduğunu ortaya koyuyor. Bizim için erişilebilirlik ve kapsayıcılık temel önemde; çünkü fırsat eşitliği ancak erişim eşitliğiyle mümkündür.
Yedi aylık mentorluk sürecinde liderlik ve profesyonel becerilerde görünür bir dönüşüm sağlamak adına hangi yapısal araçlar kullanılıyor?
Program bire bir mentorluk sürecinin çok ötesine geçiyor. Yapılandırılmış eğitim modülleri, sektör uzmanlarıyla gerçekleştirilen atölyeler, jüri sunumları ve sürekli geri bildirim mekanizmaları deneyimin temelini oluşturuyor. Katılımcılar fikirlerini gerçek hayat koşullarında test etmeye, geliştirmeye ve olgunlaştırmaya teşvik ediliyor. En önemlisi ise hem destekleyici hem de iddialı bir öğrenme ortamı yaratıyoruz.
“Sürdürülebilirlik”, “Teknoloji & İnovasyon” ve “Yaratıcı Endüstriler” olmak üzere üç ana kategori neden seçildi? Bu alanlar genç kadınların kariyerlerine nasıl değer katıyor?
Bu üç alan geleceği şekillendiren temel güçleri temsil ediyor. Sürdürülebilirlik dünyayı dönüştürüyor. Teknoloji ve inovasyon çalışma ve yaşama biçimlerimizi yeniden tanımlıyor. Yaratıcı endüstriler ise hem kültürel hem de ekonomik değer üretiyor. Genç kadınların bu alanlarda aktif rol almasını desteklemek, yalnızca bireysel kariyerleri açısından değil, toplumsal dönüşüm açısından da kritik önem taşıyor.
Toplam 1,8 milyon TL’lik ödül fonunun genç kadınların projelerini hayata geçirmesi üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Finansal destek çoğu zaman güçlü bir fikrin hayata geçip geçmeyeceğini belirleyen eşiktir. 1,8 milyon TL’lik ödül yalnızca maddi bir katkı değil; aynı zamanda projelere duyulan güvenin güçlü bir göstergesidir. Fikirden prototipe, prototipten sürdürülebilir girişime uzanan yolculuğu hızlandırır. Fikirlerin hayata geçirilmesiyle programın iş dünyası ve toplum üzerindeki etkisi daha da güçlenir.
Bu mentorluk deneyimi profesyonel ağların genişlemesi ve kariyer fırsatlarının güçlenmesi açısından uzun vadede nasıl katkılar sağlıyor?
Mentorluk süreci aynı zamanda bir network inşa etme yolculuğudur. Katılımcılar yalnızca mentorlarıyla değil, birbirleriyle ve iş dünyasının önemli paydaşlarıyla da güçlü bağlar kurar. Bu ilişkiler çoğu zaman program süresinin ötesine geçer. Uzun vadede en değerli çıktılardan biri kalıcı bir topluluğun oluşmasıdır.
Programın aldığı ulusal ve uluslararası prestijli ödüller dahil olmak üzere mevcut başarısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu başarılar kurumsal sosyal sorumluluk bakış açınızı nasıl şekillendiriyor?
Bizim için ödüller nihai hedef değil; doğru yolda olduğumuzun göstergesidir. Kurumsal sosyal sorumluluğu bir iletişim aracı olarak değil, stratejik bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu takdirler, etkiyi ölçme ve sürdürülebilir kılma konusundaki kararlılığımızı güçlendiriyor.
She’s Mentoring mezunlarının iş dünyasında, girişimcilikte veya sosyal etki alanında yazacakları gelecek başarı hikâyelerini nasıl desteklemeyi planlıyorsunuz?
Mezunlarımızla bağımız programın sona ermesiyle birlikte bitmiyor. Onların görünürlüğünü artırmaya devam ediyor, iş birlikleriyle destekliyor ve topluluk içinde aktif kalmalarını sağlıyoruz. Bu kapsamda mezunlarımızı marka iş birlikleri ve proje bazlı çalışmalarla bir araya getiriyoruz. Başarı hikâyelerini sosyal medya ve basın iletişimi aracılığıyla duyurarak görünürlüklerini güçlendiriyor ve sürdürülebilir She’s Mercedes topluluğumuzun bir parçası olarak yeniden konumlandırıyoruz. Amacımız yalnızca bir mentorluk programı yürütmek değil; yaşayan, büyüyen ve sürekli gelişen bir topluluk inşa etmek.
Türkiye’de kadın liderliği ve mentorluk kültürünün gelişimi hakkında ne söylemek istersiniz? Mercedes-Benz bu ekosistemde nasıl yenilikçi rol modeller sunmayı hedefliyor?
Türkiye’de giderek daha fazla kadının kendi hayallerinin peşinden gittiğini ve iş dünyasında ve toplumda etkisini büyüttüğünü görmek bizi mutlu ediyor. She’s Mentoring platformumuzla daha sistematik ve sürdürülebilir bir mentorluk kültürünün oluşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Mercedes-Benz olarak yalnızca başarı hikâyelerini görünür kılmayı değil; cesaret etmeyi, yenilik yapmayı ve büyümeyi teşvik etmeyi, başarı hikâyelerinin ortaya çıkabileceği koşulları yaratmayı amaçlıyoruz.
Katılımcılarımızın başkalarına ilham verecek rol modellere dönüşme yolculuklarında onlara eşlik etmek benim, jüri üyelerimizin ve mentorlarımızın ayrıcalığı ve ilham kaynağı. Bu yıl programın üçüncü dönemine başlıyor olmaktan büyük heyecan duyuyoruz.