2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun yaklaşık yarısının (beş milyar kişi) miyop olacağı öngörülüyor. Bu durum optik sektörüne artışın devam edeceğine işaret ediyor.
Son yıllarda göz sağlığına yönelik farkındalığın artması, dijital cihaz kullanımındaki artış, görme bozukluklarının yaygınlaşması, yaşlanan nüfus, uzaktan çalışma modelleri ve mobil yaşam alışkanlıklarının kalıcı hale gelmesi, optik sektöründe talep dinamiklerini yeniden şekillendirirken; üretimden ürün geliştirmeye kadar tüm değer zinciri, veri ve teknoloji odaklı bir dönüşüm sürecine giriyor. Artan yoğun ekran kullanımıyla birlikte görme bozukluklarının daha erken yaşlara inmesi, yüksek performanslı ve kişiselleştirilmiş optik çözümlere olan talebi hızlandırıyor. Aynı zamanda dijitalleşme, yalnızca talep tarafını değil; ürün geliştirme, üretim ve hizmet süreçlerini de dönüştürüyor. Veri odaklı tasarım yaklaşımları, kişiselleştirilmiş optik teknolojileri ve dijital göz sağlığı çözümleri sektörün inovasyon kapasitesini güçlendiriyor.
Küresel optik pazarının büyüklüğü 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 210 milyar dolar büyüklüğe ulaşırken, önümüzdeki beş yılda 320 milyar doların üstüne çıkması bekleniyor. Küresel ölçekte optik üretim hacmi, artan görme ihtiyacı ve kişiselleştirilmiş çözümlere yönelik talep doğrultusunda istikrarlı bir büyüme gösteriyor. 2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun yaklaşık yarısının (beş milyar kişi) miyop olacağı öngörülüyor. Bu durum sektörde uzun vadeli talep artışının güçlü şekilde devam edeceğine işaret ediyor.
Sessiz pandemi olarak adlandırılan miyopinin ortaya çıkmasında genetik faktörlerin yanı sıra, günümüz yaşam alışkanlıkları da önemli rol oynuyor. Uzun süreli ekran kullanımı, yoğun yakın mesafe aktiviteleri, dijital ekranların erken yaşta kullanılmaya başlaması ve açık havada geçirilen sürenin azalması, özellikle çocuklarda miyopiyi tetikleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Türkiye’de miyopi oranı kırsal bölgelerde yüzde 11 seviyesindeyken, şehirlerde bu oran iş ve sosyal yaşamın dijital üzerinden yoğunlaşması ile en az iki kata kadar yükseliyor. Bugüne kadar yaygın olarak kullanılan tek odaklı gözlük camları net görüş sağlasa da miyopinin ilerlemesini yavaşlatmaya katkı sunmuyor.
Hoya Türkiye ve Seiko Optik Türkiye Genel Müdürü Kader Yıldırım; optik sektörünün artan görme ihtiyacı, demografik değişim ve dijitalleşmenin etkisiyle güçlü bir büyüme potansiyeline sahip olduğunu belirterek; genişleyen pazar hacmi, artan tüketici bilinci ve kişiselleştirilmiş çözümlere olan talebin sektörün yatırım cazibesini her geçen gün artırdığını söylüyor.
Türkiye’de tüketiciler giderek daha bilinçli ve kalite odaklı bir yaklaşım benimsiyor. Ancak göz sağlığı farkındalığı halen istenilen seviyede değil. Avrupa’da gözlük yenileme süresi ortalama 2 yıl seviyesindeyken, Türkiye’de bu sürenin daha uzun olması düzenli kontrol alışkanlığının yeterince yaygınlaşmadığını gösteriyor. Birçok kişi görme kaybının farkına varmadan günlük yaşamına devam ediyor. Ancak çocukluk döneminde yapılan erken kontroller görme problemlerinin azaltılması ya da durdurulması noktasında büyük önem taşıyor.
Göz sağlığının psikolojik durum, bedensel sağlık, başarı ve öğrenme gibi birçok farklı alanı etkilediğini vurgulayan Yıldırım, “Yaşam konforunu ve genel sağlığı doğrudan belirleyen görme bozuklukları yaşamın her alanında etkisini gösterirken, günlük hayatta çeşitli riskleri de beraberinde getiriyor. Örneğin, trafik kazalarının yaklaşık yüzde 60’ı ve bireysel kazaların önemli bir bölümü görme bozuklukları ile bağlantılı. Son yıllarda gözlük kullanma oranı ve göz sağlığı bilinci artsa da Avrupa ortalamasının oldukça gerisindeyiz. Göz sağlığının önemine dikkat çekmek amacıyla Türkiye genelinde birçok projeyi hayata geçirerek hem toplumsal farkındalığı artırmayı hem de göz sağlığı bilincini güçlendirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullanıyor.