Türkiye ve İspanya, dijital dünyada binlerce yıllık ruh ikizliğini keşfederek Akdeniz’in en güçlü “bestie” akımını başlattı.
Son günlerde X, TikTok ve Instagram akışınızda bir gariplik fark ettiniz mi? Bir yanda Madrid sokaklarında Türk bayraklarıyla dolaşan İspanyollar, diğer yanda “İspanya vizesi kalksın, zaten bizden farkları yok” diyen Türk kullanıcılar… Peki, haritada aramızda binlerce kilometre varken nasıl oldu da dijital dünyada “ruh ikizi” ilan edildik?
Cevap basit: Biz neredeyse birbirimizin aynısıyız, sadece farklı dilleri konuşuyoruz!
İşte sosyal medyayı kasıp kavuran o “İspanya-Türkiye” dostluğunun arkasındaki benzerlikler:
İspanyolların meşhur “Mañana” (Yarın) felsefesi ile bizim “Hallederiz abi, hallederiz” rahatlığımız kapışır. Her iki kültürde de saat tam 09:00’da orada olmak bir “temenni”dir, kesin bir kural değil. Bu rahatlık, kuzeyin soğuk disiplinine karşı Akdeniz’in sıcak ve samimi kaosunda birleşmemizi sağlıyor.
İspanyollar için Tapas, Türkler için Meze sadece yemek değildir; bir iletişim biçimidir. Küçük tabaklar eşliğinde saatlerce süren, ses tonunun giderek yükseldiği, kahkahaların havada uçuştuğu o masalar… İspanya’da bir “Taberna”ya girdiğinizde kendinizi Kadıköy’de bir meyhanede gibi hissetmeniz tesadüf değil!
Neden Türk dizileri İspanya’da reyting rekorları kırıyor? Örneğin Kanal Antena 3, Türk dizileri sayesinde İspanya’da reyting şampiyonu oldu. Özellikle “Yargı” ve “Sadakatsiz” dizileri yayınlandığı saatlerde İspanyol X gündeminde ilk sıralara yerleşiyor. Çünkü duygularımız aynı frekansta. Aşkı en tutkulu, acıyı en derin, öfkeyi en yüksek perdeden yaşıyoruz. Bir İspanyol’un el kol hareketleriyle bir şeyi heyecanla anlatması, bir Türk’ün hararetli bir tartışmasına ayna tutuyor. Biz “duygusal zekası” yüksek, mantığı bazen tutkusuna yenik düşen iki halkız.
İspanya’daki “Paseo” geleneği (akşamüstü şık giyinip sokaklarda tur atmak), bizim sahil şeridi kültürümüzün ikiz kardeşidir. Evde oturmayı sevmeyiz; hayat meydanlarda, kafelerde ve sokak aralarında akar. Sosyal medyadaki videolarda İspanyolların Türk esnafıyla kurduğu o hızlı ve samimi diyaloglar işte bu “sokak genetiğinden” geliyor.
Son dönemdeki siyasi duruşlar, özellikle Filistin meselesindeki ortak hassasiyet ve İspanya’nın Avrupa içindeki “vicdanlı” çıkışları, Türk kullanıcılar nezdinde İspanya’yı “güvenilir dost” kategorisine taşıdı. Dijital dünyada başlayan bu sempati, “Vizeler kalksın, ortak tatil yapalım” geyikleriyle devasa bir etkileşim dalgasına dönüştü.
Sonuç olarak sosyal medyadaki bu etkileşim bir tesadüf değil, bir farkındalık patlaması. İspanya ve Türkiye, Avrupa’nın ve Asya’nın iki ucunda, aynı güneşin altında ısınan, aynı denize bakan ve aynı heyecanla yaşayan iki dev ruh.