Yapay zekâ çağında oyun kurucu olmanın formülü: Yerel değer üretimi

Yapay zekâ dünyasındaki eşitsizliği önlemek için güven odaklı yönetişim ve yerel veri yapılarına uygun stratejiler önem taşıyor.

Veri analitiği şirketi SAS ve The Global Center on AI Governance işbirliğiyle hazırlanan yeni rapor, yapay zekâ alanındaki ilerlemenin sadece teknolojiyle değil; güven, güçlü veri yönetişimi ve kapsayıcı stratejilerle mümkün olduğunu ortaya koydu. Rapor, özellikle “Küresel Güney” olarak adlandırılan gelişmekte olan bölgelerin, yapay zekâ çağında nasıl aktif birer değer üreticisine dönüşebileceğini inceliyor.

“Kısıtlamadan Kapasiteye: Küresel Güney’de Yapay Zekâ Anlatısını Dönüştürmek” başlıklı raporda, altyapı yetersizliği gibi görünen engellerin aslında birer avantaja dönüştürülebileceği vurgulanıyor. SAS Güvenilir Yapay Zekâ Baş Uzmanı Dr. Josefin Rosén, asıl meselenin bakış açısını kısıtlamalardan fırsatlara kaydırmak olduğunu belirtirken, dünya genç nüfusunun çoğunluğunun bu bölgelerde yaşamasını ve teknolojiyle iç içe büyümesini büyük bir potansiyel olarak değerlendiriyor. Ayrıca eski teknik sistemlere sahip olmayan ülkelerin, etik ve sürdürülebilir yapay zekâ modellerini en baştan kurma şansına sahip olması raporun öne çıkan bulguları arasında yer alıyor.

Küresel istikrar meselesi

Global Center on AI Governance CEO’su Dr. Rachel Adams, kapsayıcı bir yapay zekâ ekosisteminin zorunluluk olduğunu belirtti. Adams, dünyanın büyük bir kısmını dışlayan bir yapay zekâ gelişiminin hem ekonomik hem de jeopolitik güvenliği sarsabileceği konusunda uyarıda bulundu. Raporda yerel dil modellerine yatırım yapılması ve kamu, akademi ile iş dünyası arasındaki yenilikçi iş birliklerinin hayati önemi üzerinde duruluyor.

Tüketici değil değer üreticisi olmak

Raporu değerlendiren SAS Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Rasim Eğri, küresel birikimin yerel mevzuata, veri yapılarına ve sektör dinamiklerine uyarlanmasının şart olduğunu ifade etti. Eğri, gerçek dönüşümün veriden değer üretilerek topluma katkı sağlandığı noktada anlam kazanacağını belirterek; şeffaflık, hesap verebilirlik ve güçlü veri yönetişimi ilkeleriyle yaklaşıldığında, güvenilir yapay zekâ teknolojisinin hem kurumlar hem de ülkeler için uzun vadeli rekabet avantajı sağlayacağını dile getirdi. Türkiye’nin bu dönemde küresel en iyi uygulamalar ile yerel öncelikler arasında doğru dengeyi kurmasının kritik olduğunu da sözlerine ekledi.

Rapor, yapay zekâ çağında sadece birer teknoloji tüketicisi olarak kalmak istemeyen ülkeler için kapsamlı bir yol haritası sunuyor. Bu kapsamda eğitim seferberliği ve dijital altyapı yatırımlarının hızlandırılması, veri egemenliği yönetiminin güçlendirilmesi ve yapay zekâ modellerinin eğitimine daha fazla insanı dahil etmek için sentetik veri kullanımı gibi somut adımların atılması gerektiği belirtiliyor.