Site icon MediaCat

Tarlada gözü olmayanın, harmanda sözü olmaz!

BÜLENT YAR

Staff Media / CEO

Ülkenin en büyük çokuluslu reklam ajansında işe kabul edilmem ile başlayan bir serüven bu. Sonu o yıllarda da gelmeyen ekonomik dalgalanmalardan sonra işe alınan ilk asistan ve iki ayrı bölüme aynı anda hizmet verme telaşı. Sonrasında hep çok uzun mesailerle, yüksek adrenalin ve yaygın streslere rağmen hiç azalmayan bir adanmışlıkla geçen onlarca yıl. Bir İsveç atasözünde geçtiği gibi, “Tarlada gözü olmayanın, harmanda sözü olmaz.” Mevkiin ne olursa olsun tarlana hep sahip çıkacaksın, her iklimde mukavemetle mücadele edeceksin. Tabii en önemlisi sözlerine sadakat ve mahcup olmamak. Çok şükür bu günlere kadar da hep sahada olmaya devam ettim, ediyorum.

Geriye dönüp baktığımda tek tek isimlerini sayamayacağım kadar fazla ilham veren ajans ve marka lideriyle çalışma fırsatı bulmam en büyük şansım oldu. Yükselen rol ve sorumluluklara ek olarak araya iki yıl süren bir televizyon programı ve bir kişisel gelişim kitabı sığdırabilmiş olmak da hayatın küçük hediyeleri oldu bana. Konkur kazanım haberlerini çığlıklarla ve gözyaşlarına boğularak karşıladığım anlar, tüm gençliğini taahhütlere sadakat, başarma tutkusu ile geçirmiş bir insan olarak, “Peki, yaptım da ne oldu?” demediğim ve her hatırladığımda, “İyi ki” dediğim sayısız anılarla geçen uzun yıllar… Bu nedenle yolumu aydınlatan tüm yöneticilerim ve çalışma arkadaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum. Sağ olunuz.

Geleceğe hazırlık

Beni sektörümüzün geleceğine hazırlıklı olabilmek adına en etkileyen gerçek hikâyelerden biriyle kapatayım isterim. Honduras’ın güneyinde, tropik iklimin ortasında yer alan Choluteca Nehri, yıllar boyunca çevresindeki yerleşimleri hem beslemiş hem de sınamış. Nehrin öfkesiyle sık sık yıkılan köprüler, bölge halkı için neredeyse bir kader haline gelmiş. 1990’ların sonunda bu kaderi değiştirmek için yeni bir köprü inşa edilir: Mühendislik harikası, çelik gibi sağlam, her türlü fırtınaya dayanıklı bir yapı. Japon mühendisler tarafından yapılan Choluteca Köprüsü, ülkenin modernleşme sembolüdür artık.

Ancak 1998 yılında Orta Amerika tarihinin en yıkıcı doğal felaketlerinden biri yaşanır. Mitch Kasırgası, Honduras’ta binlerce can alır. Doğanın gücü karşısında insan yapımı her şeyin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha hatırlatır. Kasırga sonrası, Choluteca Nehri’nin yatağı tamamen değişir. Artık nehir, köprünün altından değil, birkaç yüz metre ötesinden akmaya başlamıştır.

Köprü sapasağlam ayaktadır ama artık hiçbir yere çıkmayan, işlevsiz bir köprüdür. Doğa köprüyü değil, köprünün anlamını yıkmıştır.

Bu görüntü -altından akmayan bir nehrin üzerinde dimdik duran bir köprü- kısa sürede tüm dünyada bir metafora dönüştü. Dayanıklılık elbette bir erdemdi ama değişime uyum sağlayamayan dayanıklılığın, kendi içinde bir kırılganlık taşıdığı gerçeğini sembolize ediyordu. Bugün “Choluteca Köprüsü” hikâyesi, iş dünyasından bireysel gelişime kadar pek çok alanda şu dersin altını çizer:

Yalnızca güçlü olmak yetmez; değişime uyum sağlayabilmek zorundasın.

Dünya, kasırgalarla değilse bile dönüşümlerle sürekli yer değiştiriyor. Stratejiler, planlar, sistemler… Her biri bir gün “nehir yatağını değiştiren” bir güçle karşılaşabilir. İşte o zaman, gerçekten önemli olan, köprünün sağlamlığı değil, köprünün yönünü yeniden inşa edebilme cesaretidir. Çünkü artık problemin kendisi değişmiştir.

Exit mobile version