Pandemiyle hayatımıza giren uzaktan çalışma modeli, Türkiye’de gerçek bir esneklik sunmak yerine çoğu şirkette belirsizliğin hâkim olduğu bir ara formata dönüştü. Ideasoft İnsan ve Kültür Direktörü Betül Talay, bu modelin sadece operasyonel bir değişiklik değil; güven, net hedefler ve ölçülebilir çıktılar üzerine kurulu bir liderlik anlayışı gerektirdiğini vurguluyor. Saatlerin değil, sadece çevrimiçi olma halinin ölçüldüğü bir düzenin sürdürülebilir olmadığını belirten Talay, şirketlerin yönetim anlayışını dönüştürmeden bu modeli başarıyla uygulamasının zor olduğuna dikkat çekiyor.
Hangi ekiplerde işliyor, hangilerinde zorlanıyor?
Uzaktan çalışma her departman için aynı verimlilikte sonuçlar vermiyor. Özellikle yazılım, teknoloji, dijital pazarlama ve veri odaklı roller gibi iş tanımı net ve çıktı bazlı çalışan ekiplerde bu model oldukça sağlıklı işliyor. Ancak yoğun paydaş yönetimi ve anlık koordinasyon gerektiren fonksiyonlarda hibrit çalışma daha kalıcı bir çözüm olarak öne çıkıyor. Ideasoft, bu nedenle ekiplerin belirli günlerde fiziksel olarak bir araya geldiği, sadece iş takibi için değil aynı zamanda bağ kurmak ve kurum kültürünü canlı tutmak için hibrit modeli benimsiyor.
Sessiz risk: Öğrenme ve gelişim boşluğu
Uzaktan çalışmanın en az konuşulan ancak en kritik risklerinden biri, özellikle kariyerinin başındaki çalışanlar için oluşan öğrenme boşluğudur. İş hayatında öğrenme sürecinin büyük bir kısmı gözlemle, sohbetle ve birlikte çalışarak gerçekleştiği için ekran üzerinden bir kurum kültürünü benimsemek oldukça güçleşiyor. Bu eksikliği gidermek adına Ideasoft bünyesinde yeni başlayan çalışanlar için yüz yüze onboarding ve mentorluk süreçleri özel olarak tasarlanarak, usta-çırak ilişkisinin dijital ortamda kaybolmasının önüne geçiliyor.
Psikolojik etkiler göz ardı edilmemeli
İnsan sosyal bir varlık olduğu için tamamen izole bir çalışma düzeni kısa vadede konfor sunsa da uzun vadede kolektif düşünmeyi ve aidiyet duygusunu zayıflatıyor. Pandemi sonrası dönemde uzaktan çalışanlarda yalnızlık ve tükenmişlik gibi duyguların arttığını ifade eden Betül Talay, performansın yanı sıra çalışan deneyimi ve psikolojik iyi oluşun da düzenli ölçümlenmesi gerektiğini savunuyor. İzolasyon sinyali alınan ekiplerde fiziksel buluşmalar artırılırken, çeşitli wellbeing platformlarıyla çalışanların ruhsal sağlığı destekleniyor.
Sorun uzak olmak değil sınırsız olmak
Uzaktan çalışmanın en tehlikeli yanlarından biri de iş ve özel yaşam arasındaki sınırların belirsizleşmesidir. Ofiste görünmeyen çalışanın, “buradayım” diyebilmek için sürekli çevrimiçi olma baskısı hissetmesi esnekliği bir tetikte olma haline dönüştürüyor. Gerçek performansın sadece online olma süresiyle değil, üretilen değerle ölçülmesi gerektiğini belirten Talay, asıl meselenin fiziksel uzaklık değil, iş süreçlerindeki sınırsızlık olduğunu vurgulayarak kurumları bu konuda dikkatli olmaya çağırıyor.

