Sürdürülebilirlik bir yan proje veya imaj çalışmasından öteye geçerek iş süreçlerinin, toplumsal sorumluluk programlarının ve pazarlama stratejilerinin ayrılmaz bir parçası hâline geliyor. Bu kapsamda, eğitimle başlayan farkındalık çalışmaları, gönüllülük ve toplumsal bağlarla destekleniyor, ekonomik dönüşüm ve yeşil finans araçlarıyla güçleniyor, inovasyon ve teknolojik çözümlerle hız kazanıyor. Son olarak, sosyal adalet ve eşitlik ilkeleri, tüm bu süreçlerin merkezine yerleştiriliyor ve sürdürülebilirlik uygulamaları doğrudan marka değerine ve tüketici algısına yansıyor.
İlham veren eğitim ve deneyimler
Sürdürülebilirlik farkındalığının çevreyle sınırlı kalmayıp teknoloji, yenilikçilik, kariyer gelişimi ve toplumsal bilinç ekseninde de yer bulduğunu gösteren güzel bir örnek uluslararası bir elektrikli otomobil yarışları şampiyonası Formula E’den geliyor.
Mercedes‑Benz, Porsche, Audi, Nissan gibi büyük global otomobil markalarının elektrikli araçlarının boy gösterdiği ve 2024-2025 sezonunda (11’inci sezon) 561 milyonluk izleyici kitlesine ulaşan Formula E, hayata geçirdiği Driving Force programı ile 50 binden fazla öğrenciye ulaşarak onları sürdürülebilirlik, mobilite, mühendislik ve yeşil teknoloji alanlarında ilham verici öğrenim fırsatlarıyla buluşturmayı amaçlıyor.
Program etkileşimli dijital içerikler, uygulamalı deneyimler ve yüz yüze atölyeleri içeriyor.
Sustain2Solve, Türkiye’de gençleri Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) ekseninde çözüm üretmeye teşSvik
eden geniş bir ağ ve program olarak öne çıkıyor; beş binden fazla gence eğitim, yüz yüze etkinlik ve çevrim içi kamplarla sürdürülebilirlik perspektifi kazandıran yapı, 20’den fazla şehirde 250’yi aşkın üniversite temsilcisiyle yerelden ulusal ölçekte etki yaratıyor.
Programın öne çıkan ayağı ReEARTH, gençlerin fikir aşamasındaki projelerini iki haftalık mentor ve eğitim maratonuyla kısa sürede prototip seviyesine taşırken, mentorlar, kurum temsilcileri ve yatırımcılarla doğrudan temas imkânı sunarak girişimleşme sürecini hızlandırıyor; bugüne kadar programdan çıkan birçok proje yatırım alarak büyümesini sürdürürken, diğerleri şirketleşme yolunda ilerliyor.
Gönüllülük ve toplumsal bağlarla desteklenen sürdürülebilirlik
Eğitimle başlayan farkındalık çalışmaları gönüllülük ve toplumsal bağlarla destekleniyor. Microsoft da çalışanlarına ve iş ortaklarına yönelik kapsamlı sürdürülebilirlik eğitimleriyle kurum kültürünü dönüştürenlerden. Şirketin küresel ölçekte yürüttüğü “skills-based volunteering” (beceriye dayalı gönüllülük) modeli kapsamında çalışanlar, yazılım ve veri analitiği gibi uzmanlıklarını sivil toplum kuruluşlarına sunarak dijital eşitsizlik ve iklim teknolojileri alanlarında kapasite gelişimine katkı sağlıyor. Böylece sürdürülebilirlik hem çevresel hem de sosyal boyutuyla, şirket içi bilgi birikiminin toplumsal faydaya dönüştüğü bir yapıya evriliyor.
Buna ek olarak şirketin çalışanları sadece geçtiğimiz yıl 110 ülkede 36 bin 500 kâr amacı gütmeyen kuruluşa 255,6 milyon dolar bağışta bulundu ve 1,2 milyon saatin üzerinde gönüllü çalışma gerçekleştirdi.
Türkiye’den bir örnek olarak ise Aras Kargo’nun Doğa Dostu Araslar platformu gösterilebilir. Çalışanların bilgi ve zamanını toplumsal faydaya dönüştürerek sürdürülebilirlik ve toplumsal etkiyi bir arada ele alan bir model sunan program dahilinde 2023 itibarıyla 700’den fazla çalışan ve aile üyesi gönüllü olarak kıyı temizliği, fidan dikimi ve çevresel farkındalık projelerine katıldı ve dört tondan fazla atığın denizlere karışmasını engelledi. Şirket geçtiğimiz yıl TURMEPA ile birlikte sadece Riva Gelara Koyu’nda yaptığı kıyı temizliğinde 101 kg atık ve 500 izmariti doğadan uzaklaştırdı.
Ekonomik dönüşüm & yeşil finans
Sürdürülebilirlik, iş modellerinin, finansal stratejilerin ve yatırım araçlarının dönüşümünü de kapsıyor. Kurumlar artık ekonomik fırsatları, çevresel faydayı ve toplumsal etkiyi bir arada düşünerek sürdürülebilirlik odaklı finansman modelleri geliştiriyor. L’Oréal’in hayata geçirdiği, Sürdürülebilir İnovasyon Hızlandırıcı Programı L’AcceleratOR gibi…
Markanın sürdürülebilir çözümler geliştiren startup’lar ve KOBİ’leri desteklemek amacıyla beş yıl boyunca 100 milyon euro yatırım taahhüdüyle başlattığı program 101 ülkeden bini aşkın başvuruyu değerlendirdi. Programa seçilen ilk 13 öncü, ahşaptan üretilmiş ambalajlardan atıklardan dönüştürülen içeriklere kadar, çevre ve döngüsellik alanında yüksek potansiyele sahip projeleri geliştirme fırsatı buldu. Program Cambridge Üniversitesi Sürdürülebilirlik Liderliği Enstitüsü (CISL) ile ortak yürütülüyor ve iklim, doğa ve döngüsellik alanlarındaki acil sorunlara çözüm üretmeyi amaçlıyor.
İngiltere merkezli finans ve sigorta şirketi L&G, Enosis Capital ile stratejik ortaklık kurarak önümüzdeki beş yıl için bir milyar dolarlık yatırım taahhüdünde bulundu. Bu işbirliği, gelişmekte olan ülkelerin borçlarını daha avantajlı şartlarla yeniden finanse etmelerini sağlayacak borç takaslarını hedefliyor. Tasarruf edilen kaynaklar, çevresel, sosyal ve kalkınma odaklı projelere yönlendiriliyor. Sağlık programları ve yoksullukla mücadele projeleri de bu modele dahil.
BloombergNEF verilerine göre bu model potansiyel olarak 1 trilyon dolardan fazla borcu kapsayabilir. Hâlihazırda özel sermaye ile yapılan işlemler yaklaşık 6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. L&G’nin yeni taahhüdü ile gelişmekte olan ülkelerde doğa koruma ve kalkınma odaklı yatırımların toplamı 2,4 milyar doları aşıyor.
Gelelim Türkiye’ye…
Türkiye’de sürdürülebilir finansman ve ekonomik dönüşüm alanında öne çıkan örneklerden biri QNB Türkiye. 2021’den bu yana tüm sendikasyon kredilerini sürdürülebilirlik çerçevesinde yürüten QNB Türkiye, yılda iki ayrı dönemde toplam 1,25 milyar dolar tutarında sürdürülebilir sendikasyon kredisi sağlayarak Türkiye ekonomisine katkıda bulunuyor.
Sabancı Holding, Türkiye’nin en kapsamlı sürdürülebilirlik yatırım stratejilerinden birine sahip olarak, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na uyumlu iş modellerine kaynak aktarırken Enerjisa aracılığıyla uluslararası standartlara uygun enerji projeleri için finansman sağlıyor ve Çimsa gibi şirketler sürdürülebilirlik bağlantılı finansman kullanarak çevresel ve ekonomik faydayı birlikte üstleniyor. Holding, 2027’ye kadar 5 milyar USD’yi aşan sürdürülebilirlik yatırım hedefini açıklamış durumda.
Türkiye Finans ise “Yarına Varız” vizyonu çerçevesinde, ekonomik, çevresel ve sosyal etkilerini bütüncül bir şekilde yönetiyor; kaynaklarını üretime, ticarete ve sürdürülebilir çözümlere yönlendiriyor. Banka, dijitalleşme, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarına öncülük ederken sosyal boyutta fırsat eşitliği, kadın istihdamı, genç yetenekler ve eğitim gibi alanlara somut katkılar sağlıyor. 2025’in ilk çeyreğinde Türkiye Finans, ülke ekonomisine 235,8 milyar TL tutarında finansman desteği sağlayarak bu yaklaşımını somut bir şekilde ortaya koydu.

