– Alo?
– Academy of Motion Picture Arts and Sciences mı?
– Evet, buyrun.
– Ben DiCaprio, Leonardo DiCaprio.
– Ooo kardeşim nasılsın?
– İyiyim de, olmuyor yani böyle bu sene yine ödül vermediniz.
– Evet ya öyle oldu.
– Hayır yani “The Wolf of Wall Street”deki performansımı görmediniz herhalde, anlattırmayın şimdi burada bana.
– Dıııt dııt dıt…
– Alo, alo…
Aslında konumuzun Akademi Ödülleri’yle ya da Leonardo DiCaprio’yla bir alakası yok. Fakat bu, bahsetmek istediğim konuyu anlatabilmek için mükemmel absürtlükte bir diyalog.
“Bizim kampanyaya neden ödül vermediniz?” diye sorma artık, sen sorunca ödül almayacak o iş. Daha iyi yapmaya çalış, daha çok noktanın üzerinde dur. İşte o gün Gargamel’in çığlıklarını duyabilirsin ve iyi bir çocuk olursan belki Şirinler’i bile görebilirsin.
Eğer yaptığın iş gerçekten iyiyse ben ondan bahsederim zaten, hatta beni boşver çoğu insan o iş hakkında konuşmaya başlar. Bana sormadan önce sosyal mecralarda işin etkilerini araştır, iyisiyle kötüsüyle gerçekleri oradan gör.
“Yaptığımız kampanya markanın iş sonuçlarına nasıl yansıdı?” sorusunu araştırmak bence senin için daha önemli bir kriter olmalı. Bir kişinin ya da bir kurumun, yaptığın iş hakkında zoraki olarak iyi bir şeyler söylemesi, sana ya da hizmet verdiğin markaya olumlu bir katkı sağlamayacaktır.
“Eşimizden dostumuzdan hiç mi istekte bulunmayalım, hiç mi rica etmeyelim?” dediğinizi duyar gibiyim. Edin abi, edin ama bu noktada da kullandığınız dil ve tavır çok önemli. Senin emrivaki tavırlarına, karşı taraf sert bir tavırla cevap vermiyor diye cesaretlenme.
Soru: Neden bu işi paylaşmadın?
Verilmesi gereken cevap: Çünkü beğenmedim.
Soru: Bizim işe neden ödül vermediniz?
Verilmesi gereken cevap: Çünkü berbat bir iş olmuş.
Soru: Neden bizi seçmediniz?
Verilmesi gereken cevap: Çünkü sana açıklama yapmak zorunda değilim.
Soru: Neden bu haberi girmediniz?
Verilmesi gereken cevap: Çünkü haber değeri yoktu.
İnsanlar size verilmesi gereken cevapları vermiyor diye, bu soruları sormaya hakkınız yok.
Aslında o kadın bu işi 1-2 cümlesiyle tatlıya bağlayabilirdi… Ulan zor durumda olan sensin, zaten o yüzden arıyorsun yaptığın bu hava kime? Efendi gibi zor durumda kaldık de konuyu anlat rica et. Gerisini kişinin takdirine bırak. Siler ya da silmez, o kişinin bileceği iş ama PR ajansında çalışan biri olarak, tehditle işleri daha da geri dönülmez noktaya sokacağını bilmen lazım.
Başarısız olanların her zaman bir bahaneye ihtiyacı vardır. “Hoca bana taktı” cümlesi belki okul yıllarında işinize yarayabilir fakat günümüz iş dünyası bu laf için fazla acımasız.
Şimdi önünde iki seçenek var, mızmızlanmaya devam mı edeceksin yoksa daha iyisini mi yapacaksın?

