Küresel iş dünyasında insan kaynakları (İK) fonksiyonu, idari bir birim olmaktan çıkıp stratejik bir güç merkezine dönüşüyor. “Creating People Advantage 2026” raporuna göre, Türkiye’deki üst düzey yöneticilerin yüzde 70’i, İK’nın büyük ölçekli dönüşüm programlarına liderlik edebileceğine inanıyor. Bu oran, yüzde 65 olan küresel ortalamanın üzerinde seyrederek Türkiye’deki İK vizyonunun gücünü ortaya koyuyor.
Yapay zekâ: Yaygın kullanım, sınırlı kritiklik
Araştırma, yapay zekânın (AI) İK gündemindeki yerini de çarpıcı verilerle özetliyor. Şirketlerin yüzde 70’i üretken yapay zekâ kullandığını belirtse de, bu teknolojiyi iş süreçleri için “yüksek derecede kritik” görenlerin oranı yalnızca yüzde 38’de kalıyor. Veri gizliliği ve uyum süreçleri, AI adaptasyonunun önündeki en büyük engel (yüzde 51) olarak görülürken; İK’nın bu alandaki rolü, teknolojik dönüşümü insan odaklı modellerle birleştirmek olarak tanımlanıyor.
Yetkinlik mimarisinde “uygulama” boşluğu
Şirketler artık pozisyonlar yerine yetkinliklere odaklanıyor. Ancak rapor, stratejik niyet ile uygulama arasındaki mesafeye dikkat çekiyor:
-
Şirketlerin yüzde 50’si yetkinlik bazlı yerleştirme yapıyor.
-
Yapılandırılmış yeniden yetkinlik kazandırma (reskilling) programı yürütenlerin oranı yüzde 48.
-
Entegre bir yetkinlik mimarisini tamamen hayata geçirenlerin oranı ise sadece yüzde 11.
Stratejinin önündeki engel: İdari iş yükü
İK’nın stratejik bir ortak olarak kabul görmesine rağmen, liderlerin yüzde 51’i İK birimlerinin üzerindeki yoğun idari iş yükünü en büyük engel olarak görüyor. PERYÖN Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eylem Derya Özgür ve WFPMA Yönetim Kurulu Üyesi Berna Öztınaz, İK’nın başarısının artık sadece öncelik belirlemekle değil, bu öncelikleri disiplinli bir modelle organizasyon genelinde ölçekleyebilme kapasitesiyle ölçüleceğini vurguluyor.

