OpenAI ve Google gibi devlerin reklam ürünleri sahneye çıkmaya hazırlanırken, Publicis Groupe kendisini markalar ile platformlar arasındaki “köprü” olarak konumlandırıyor. Grup CEO’su Arthur Sadoun, yapay zekânın reklam ekosistemini yeniden şekillendirdiği bu dönemde tek bir teknoloji ortağına bağımlı kalmanın stratejik bir hata olacağını vurguluyor.
Yapay zekâ rüzgârıyla gelen güçlü bilanço
Publicis Groupe, 2025’in dördüncü çeyreğinde yüzde 5,9 organik büyüme kaydederek yılı güçlü bir performansla kapattı. Şirketin 2025 net geliri 17,18 milyar dolara ulaştı; bu rakam 2024’e göre yüzde 5,6, 2022’ye kıyasla ise yüzde 20 artış anlamına geliyor. Yıl boyunca kazanılan yeni işlerin toplam değeri 8 milyar doları buldu. Coca-Cola North America’nın medya hesabı, Mars’ın medya hesabı ve Nespresso’nun global kreatif brief’i bu kazanımlar arasında öne çıktı.
Sadoun’a göre bu performansın arkasındaki temel itici güç, yapay zekâ destekli kreatif ve medya çözümlerinin iş sonuçlarına doğrudan katkı sağlaması. Son 12 ayda grubun en büyük 100 müşterisinde yüzde 98’lik müşteri tutundurma oranına ulaşılması da bu yaklaşımın karşılık bulduğunu gösteriyor.
Daralan pazarda ivme kaybetmeyen bir oyuncu
Omnicom’un IPG’yi satın almasının ardından reklam pazarında yaşanan daralmaya rağmen Publicis’in kazanan çizgisini koruduğu görülüyor. Son on yılda veri ve teknolojiye 17 milyar doların üzerinde yatırım yapan grup, 2019’daki 6 milyar dolarlık Epsilon satın alımıyla bu alandaki iddiasını güçlendirmişti. Lotame gibi ek satın almalarla birlikte Publicis’in operasyonel modelinin yüzde 73’ü bugün “yapay zekâ destekli” hale gelmiş durumda.
Sadoun’un verdiği bilgilere göre, grubun toplam gelirlerinin yüzde 60’ını oluşturan medya kolunda gelirlerin yüzde 80’i artık şirketin kendi yapay zekâ araçlarıyla destekleniyor. Sözkonusu tablo, Publicis’i 2026’ya doğru hızlanan bir “yapay zekâ silahlanma yarışına” güçlü bir pozisyonda sokuyor.
Platformlar reklama hazırlanırken stratejik mesafe
OpenAI’nin ChatGPT’si ve Google’ın Gemini’si, reklam ürünlerini piyasaya sürmeye hazırlanıyor. ChatGPT’nin, 800 milyon kullanıcıya ulaşan kitlesi üzerinden testler için seçili reklamverenlerden en az 200 bin dolarlık taahhütler istediği konuşuluyor. Bu adımların, reklam bütçelerinin geleneksel oyunculardan platformlara kaymasına yol açabileceği değerlendiriliyor.
Ancak Sadoun, bu gelişmeleri bir tehditten ziyade Publicis’in rolünü yeniden tanımlamak için bir fırsat olarak görüyor. ADWEEK’e konuşan CEO, şirketin kendisini yeni reklam ekosisteminde “köprü” olarak konumlandırdığını söylüyor. Amaçlarının, markaların veri, teknoloji, doğru yapay zekâ ve doğru insan kaynağını bir araya getirmesine yardımcı olmak olduğunu vurguluyor.
Tek bir yapay zekâya bağlılık yok
Rakiplerinden WPP’nin Google Gemini ile işbirliğine gitmesine karşın Publicis’in benzer bir “tek platform” anlaşmasına sıcak bakmadığını belirten Sadoun, net bir çizgi çekiyor. Publicis’in bir yapay zekâ platformu olmadığını, trilyonlarca dolarlık veri ve teknoloji yatırımı yapan şirketlerle rekabet etmeyi de hedeflemediğini ifade ediyor. Onların rolünün, müşterilerin tüm ekosistemi en doğru şekilde bağlamasına yardımcı olmak olduğunu söylüyor.
Sadoun’un yaklaşımı net: Herkesle çalışmak mümkün, ancak kimseyle bağlanmak yok. Yapay zekâ dünyasında bugün lider olanın yarın değişebileceğini hatırlatan CEO, ChatGPT’nin son dönemde Gemini karşısında ivme kaybettiğine dair tartışmaları örnek gösteriyor. Ona göre asıl mesele, müşterilere ihtiyaç duydukları anda en iyi teknolojiyi sunabilmek ve bu karmaşık ortamda yol gösterici olabilmek.
Publicis, yapay zekâyı “parlak yeni bir oyuncak” olarak değil, müşterilerin iş modellerine derinlemesine entegre edilmiş bir yetkinlik olarak konumlandırmak istiyor. Sadoun’a göre gerçek değer, yapay zekânın doğru kullanıldığında somut iş sonuçları üretebilmesinde yatıyor. Grup, platformların yükseldiği bu yeni dönemde taraflardan biri olmak yerine, tüm tarafları birbirine bağlayan kritik bir katman olmayı hedefliyor.

