Site icon MediaCat

Optimize edilmiş aşklar

Dijital Kültür Araştırmacısı ve Küratör Valentina Peri, Digital Age Tech Summit sahnesinde sunduğu içgörülerle aşkın artık yalnızca iki insan arasındaki bir mesele olmadığını net biçimde ortaya koyuyor. Data Dating ve Artificial Intimacies projeleriyle tanıdığımız Peri’ye göre teknoloji, romantik ilişkileri kolaylaştırmakla kalmıyor, onları yeniden tasarlıyor. İşte dijital çağın aşk haritasına dair 4 çarpıcı tespit:

Duygu simülasyonu sandığınızdan daha güçlü

İnsanların yapay varlıklarla duygusal bağ kurması şaşırtıcı derecede kolay. 2015’te Ashley Madison veri sızıntısı, platformdaki binlerce kadın profilinin aslında bot olduğunu ortaya çıkarmıştı. Daha çarpıcısı ise kullanıcıların önemli bir kısmı gerçeği öğrendikten sonra bile bu ilişkiyi sürdürmekte sakınca görmedi.

Sanal yakınlık, karanlık dinamikler de üretiyor

Yapay zekâ ile kurulan ilişkiler romantik bir ütopyadan ibaret değil. Replika gibi uygulamalarda kullanıcıların bir kısmı botlara aşık olurken, bir kısmı onları kontrol etme ve aşağılama eğilimi gösteriyor. Üstelik yapay zekânın kullanıcıyı aynalayan doğası (mirroring), rıza dışı duygusal manipülasyonlara kapı aralayabiliyor.

Öte yandan Batı Afrika’daki romantik dolandırıcılar (romance scammers) da yapay zekâ botlarıyla tamamen aynı taktiği kullanarak kurbanlardan para, ilgi ve duygusal yatırım koparmak amacıyla onlarla stratejik metinler üzerinden sahte ama uzun soluklu sanal ilişkiler inşa edebiliyor.

Dijital aşklar ekrandan gerçek dünyaya taşıyor

Dijital ilişkiler yalnızca ekran içinde yaşanan deneyimler olmaktan çıkıp, fiziksel dünyanın sembolik alanlarına da taşınıyor. İspanyol sanatçı Alicia Framis’in, geçmiş ilişkilerinden ve sosyal çevresinden beslenerek yapay zekâ ile oluşturduğu hologram partneriyle evlenmesi ya da Yurina Noguchi’nin bir video oyunu karakterinden ilhamla yarattığı AI partneriyle düğün yapması, bu dönüşümün uç örnekleri değil, yaklaşan bir normun erken sinyalleri.

Nasıl ki dil öğrenmek için uygulamalara güveniyorsak, duygusal ihtiyaçlarımız için de insan dışı varlıklara yönelmek giderek normalize oluyor.

Bu aşk uğruna neleri feda ediyoruz?

Yapay zekâ bize kendi yarattığımız; hep müsait, hep anlayışlı, hep uyumlu partnerlerle “optimize edilmiş” bir aşk vadediyor. Bu her ne kadar kulağa kusursuz gelse de masada hâlâ açılması gereken kartlar var. Nitekim Aurora Mititelu’nun her an ulaşılabilir, eğlenceli ve çekici bir partner olarak kurguladığı “Abel” yerleştirmesinde olduğu gibi, insanlar artık kendi arzularına göre tamamen kusursuzlaştırılmış ilişkiler tasarlayabiliyor.

Ama tam da burada kritik bir kırılma başlıyor. Çünkü bu ilişkilerde öteki yok. Çatışma yok. Sürpriz yok.
Nedeni yalnızlıktan kurtulmak için, sadece eğlenmek için ya da her ne sebeple olursa olsun, aşkı aşk yapan temel bileşenleri sistemden çıkarıp, kontrol edilebilir partnerler yaratırken acaba kontrol edilemeyen insana özgü o güzel duyguların değerini kaybediyor olabilir miyiz?

Exit mobile version