Yerli üreticiyi dünyayla buluşturan uluslararası vitrin

EXPO Hatay, 1 Nisan 2022’de tüm dünyaya kapılarını açmaya hazırlanıyor.

16.12.2021 - 18:15 | MediaCat

Yerli üreticiyi dünyayla buluşturan uluslararası vitrin

Gıda israfı, iklim krizi gibi konular mavi gezegenin sürdürülebilirliğini tehdit eden sıcak gündem maddelerinden. Dünyadaki 36 gastronomi kentinden biri olan, medeniyetler beşiğinin tam merkezinde konumlanan Hatay ise 1 Nisan 2022’de kapılarını açmaya hazırlandığı EXPO Hatay ile hem bu tehlikelere çözüm üretmeyi hem de bu uluslararası vitrinde Hatay’a hak ettiği konumu kazandırarak, kentin yeni ve sürdürülebilir bir ekonomik kalkınma modeliyle yerli üreticinin ürünlerine yeni katma değerler eklemesini sağlamayı amaçlıyor.

EXPO Hatay’a dair detayları EXPO Hatay Genel Sekreteri İhsan Çakar’dan dinledik.

Hatay şu an EXPO’yla uluslararası bir vitrin görevi görüyor. Kentin tanıtımında hangi alanlarda çalışmalar yürütüyorsunuz? Çalışmalara başlarken sizi ne tetikledi?

EXPO Hatay Genel Sekreteri İhsan Çakar

Biliyorsunuz, Hatay yaklaşık 10 yıldır Suriye savaşı etkisinde ve ne yazık ki negatif pek çok unsurla boğuşuyor. Bu yüzden, başkanımız Doç. Dr. Lütfü Savaş hem insanların morallerini yukarı çıkaracak hem umut verecek pek çok çalışma yapıyor. EXPO bunlardan yalnızca bir tanesi. Ancak ekonomik katma değer taşıması EXPO’yu ayrıştırıyor. Bu EXPO kesme çiçek, bahçe ve salon bitkileri üzerine, botanikle, tarım ve toprakla ilgili bir EXPO. Hatay da “Bereketli Hilal” dediğimiz toprakların tam merkezinde bulunan, tarımın ve ticaretin binlerce yıldır süregeldiği bir değer. Biz aslında yeni bir şey üretmiyoruz, Hatay’ın binlerce yıldır sahip olduğu değerleri olması gerektiği yere taşımaya çalışıyoruz yalnızca.

EXPO aslında bir işbirliği fuarı. Buradaki temel amaç, yereldeki köylü ve çiftçilerimizi büyük sistemin parçası haline getirmek, onları büyük oyuncularla bir araya getirerek ekonomik anlamda katkı sağlamak ve yerel üreticilerimizin çalışmalarına devam edebileceği sürdürülebilir ekonomik bir model oluşturmak. Biliyorsunuz, kendi toprağından para kazanamayan bir insan bir süre sonra orayı terk edip göç etmeye başlıyor.

Topraktan aldığımızı toprağa geri verelim diyoruz ancak asıl kendimizden başlamıyoruz…

Tabii ki. Toprak verimli, yağmur var, su var, güneş var, topraktan anlayan çiftçi var. “O zaman neden biz üretmiyoruz?” sorusuyla başladı bu iş zaten. Başkanımız her birinin sahibinin kadın olduğu 250 adet sera kurdu. Bu kadınlar seraların içerisinde EXPO için mevsimlik bitkiler yetiştiriyorlar. Biz onlara tohum veriyoruz, ardından olgunlaşmış bitkileri kendilerinden satın alarak EXPO alanlarımızda kullanıyoruz. Örgütlenme yaratıyoruz. Gastronomi, kültür, tarım, turizm, sanat alanında örgütlenmeler başladı. Yerel pek çok zanaatkâr ve sanatçımız var. Kendini tanıtmak isteyen herkese bu sürede kapılarımızı açıyoruz. Tüm bu çalışmaların Hatay’ın esnafının, yerel halkın motivasyonunu direkt olarak etkileyeceğini düşünüyoruz.

Bu alanda en çok önem verdiğiniz herhangi bir proje ve yapılanmanız var mı?

EXPO aslında dört sacayağı üzerine oturmuş durumda: Botanik, tarih/kültür, gastronomi ve turizm. Hatay dünyadaki 36 gastronomi kentinden bir tanesi.

Ne yazık ki bu az bilinen gerçeklerimizden birisi…

Evet, ne yazık ki böyle bir durum var. EXPO, uluslararası vitrinde Hatay’ı tanıtmak için çok büyük bir fırsat. Bunu avantaja çevirerek, Hatay’ın görünürlüğünün artırılmasına yönelik çalışmalar yapıyoruz. Sadece bu değil tabii, dünyadaki gastronomi kentleri arasında parmakla gösterilen bir şehir olmak istiyoruz.

Tüm bu hummalı çalışmaların nasıl meyveler vermesini bekliyorsunuz? Hangi alandaki üretici ve tüketicileri birbirileriyle buluşturmayı hedefliyorsunuz?

Yaptığımız hesaplara göre altı aylık süreçte 1,5 ila 2 milyon insanın EXPO’yu ziyaret etmesini öngörüyoruz. Tabii ki pandeminin durumundan bu rakamlar etkilenebilir ama bu çok önemli bir girdi. Bu popülasyonun kente girmesi, esnaftan halka kentin kalkınmasında pay sahibi olacaktır. Topraktan para kazananlarla mal alanları bir araya getiriyoruz. Bu, topraktan başlayıp sofranızdaki çatala kadar uzanan bir süreç. Ürünü ham hâliyle değil, işleyerek, katma değer katarak dışarı satmak daha büyük bir ekonomi yaratıyor ve üreticiye ekonomik katma değer o zaman gelmeye başlıyor. Bu yönde yerel üreticilerimize ürünün depolanması, ulaşımı ya da korunması gibi pek çok eğitim vereceğiz.

Tarımda iklim kriziyle savaşma yolculuğunda Hatay neler vaat ediyor? Ürün çeşitliliğine nasıl katkı sağlıyor?

Önümüzdeki yıllarda iyi gıdaya hatta gıdaya ulaşmak çok zor bir hâl alacak. İklimle ilgili bir takım sensörler ve uyarı sistemleriyle tarımı iyileştirmeyi hedefliyoruz. Bu yenilikleri insanlara göstererek, geleceğe neden yatırım yapmaları gerektiğinin altını çizeceğiz. Örneğin hava durumlarıyla ilgili çiftçilere anlık uyarılar gönderen sistemler mevcut. Zeytine saldıran Akdeniz sineğinin larva dönemiyle ilgili uyarılar veriliyor çiftçilere.

Örnek bir tarım köyü projemiz var. 250 dönüm bir alanda hasat etmeyi, drone’la ilaçlamayı, uyarı sistemlerini vb. tüm teknikleri uygulamalı şekilde öğretebileceğimiz bir projemiz de mevcut.

Brand Week Istanbul’daki oturumunuzda pek çok ürünün daha Adana yoluna çıkarken telef olduğunu söylemiştiniz. Gıda israfı pazarlama disiplinin sıcak gündem maddelerinden şu anda. Bunun önüne geçmek için sizce nasıl aksiyonlar alınmalı?

Evet, 13 milyar ürün var. Mesela domates, Samandağ biberi veya maydanoz çok önemli girdilerimizden bazıları. Türkiye’de maydanoz ihtiyacının yüzde 75’i Hatay’da üretiliyor. Hatay’da maydanoz üretiminin durması tüm Türkiye’nin maydanozsuz kalması demek olabilir. Bu ürünlerin Adana otobanında israf olmaması için daha tohumun ekiminden başlayan bazı süreçler var. Sağlıklı korunmasından tutun depolanmasına, taşınmasına, kamyona yüklenmesine kadar pek çok dikkat edilmesi gereken unsur var.

İkinci olarak da bu ürünlerin katma değerli ürünler hâline gelmesi gerekiyor. Bir firma domates üretirken öbür firmanın domates salçası yapması, diğerine kurutma makinesi aldırıp kuru domates yapılması gibi… Bunun için ayrı bir strateji geliştiriyoruz şu an. Küçük parçacıklı çok fazla tarım arazisi var ya da babadan çocuklara kalmış kullanılmayan tarım arazileri var. Çoğu işletilmiyor, atıl. Bu tesislerle ilgili bir makine parkuru kurup, isteyen insanlara araç tedariki yaparak üretimi artırma; bir ekonomik değer yaratarak bunu tekrar Hatay içerisinde bir yatırıma dönüştürecek bir sistem yaratma çabası içerisindeyiz. Bunların hepsini EXPO içerisinde, uluslararası üreticilerle yerli üreticimizi bir araya getirerek gerçekleştireceğiz.

EXPO bizim için bir amaç değil, araç. Burası bir vitrin; her dakikasını ve her gününü doğru planlamaya çalışıyoruz. Bunun günün sonunda mutlaka Hatay’a fayda sağlaması gerekiyor. Her işin bir finansal modelinin tasarlanarak finansal katkı sağlaması gerekiyor. EXPO’lar genelde bulundukları kentlerde harcanan paranın 10 katı değer kazandırıyor, biz de Hatay’ı bu modele taşımaya çalışıyoruz. 1 Nisan 2022’de Hatay EXPO’ya herkesi bekliyoruz.

Giriş

Parolanı mı unuttun?

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.