Baku Flames Uluslararası Yaratıcılık ve Etkililik Festivali’nin kurucularından Orkhan Karim, festivalin ikinci yılında nasıl bölgesel bir yaratıcılık merkezine dönüştüğünü, burada öne çıkan işleri ve gelecek hedeflerini anlatıyor.
Baku Flames Uluslararası Yaratıcılık ve Etkililik Festivali’nin ikincisi 15-16 Mayıs 2026 tarihlerinde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirildi. Bu yıl festival, dört yarışma kategorisi ve 14 alt kategoride 11 ülkeden toplam 328 başvuru aldı.
Festival ikinci yılında ödül dağıtan bir organizasyon olmanın ötesine geçerek bölgesel yaratıcı endüstrinin buluşma noktalarından biri olma yolunda ilerliyor. Azerbaycan’dan Orta Asya’ya, Kafkasya’dan Doğu Avrupa’ya uzanan geniş bir coğrafyadan profesyonelleri bir araya getiren festivalin kurucu ortağı ve festival başkanı Orkhan Karim ile festivalin geçirdiği evrimi, bu yılki işleri ve bir sonraki yıl neler olacağını konuştuk.
Karim’e göre, Baku Flames’in asıl başarısı rakamlardan çok daha büyük. Birkaç günlük bir etkinlikten ziyade, yıl boyunca yaşayan ve yaratıcı topluluğu sürekli bir arada tutan sürdürülebilir bir platform oluşturmak ise festivalin temel hedefi.
Baku Flames Uluslararası Yaratıcılık ve Etkililik Festivali’nin ikincisi sona erdi. Bu yıl ilk seneye göre neler değişti?
Bence bu yıl, Baku Flames’in kendini gerçekten kanıtladığı yıl oldu. En başından beri hedefimiz tek seferlik bir etkinlik değil, yıllarca yaşayacak sürdürülebilir bir festival yaratmaktı. Bu fikir birkaç ayda ortaya çıkmadı. Uzun yıllar planlandı, geliştirildi ve bugün geldiği noktaya ulaştı.
Bu yıl bunun somut karşılığını görmeye başladık. Baku Flames artık sadece Azerbaycan’ın festivali değil. Türkiye, Gürcistan, Kazakistan, Özbekistan, Bulgaristan ve Ukrayna gibi ülkelerin yaratıcı endüstri sıralamalarında yer almaya başladı. Uzun vadeli hedefimiz ise bir gün dünya çapındaki endüstri sıralamalarında, özellikle de WARC Creative Rankings gibi platformlarda kendimize kalıcı bir yer edinmek.
Katılım tarafında da önemli bir büyüme yaşadık. Bin 500’ün üzerinde katılımcıyı ağırladık ve geçen yıla göre çok daha yoğun bir ilgi gördük. Bu sayı bizim için sadece bir rakam değil. Azerbaycan ve çevre ülkelerden gelen yaklaşık bin 500 kişilik kaliteli bir yaratıcı topluluğu her yıl bir araya getirmeyi hedefliyoruz.
İlk yıl bizim için bir başlangıçtı. Bu yıl ise daha olgun, daha oturmuş ve ne yapmak istediğini daha iyi bilen bir festival gördük. İlk yıldan aldığımız tüm geri bildirimleri dikkatle değerlendirdik. Programı geliştirdik, katılımcı deneyimini iyileştirdik, daha güçlü konuşmacılar davet ettik ve jüri yapımızı daha uluslararası hale getirdik. Festivalde çok daha fazla ülkeden profesyoneli ağırladık.
Bence en önemli kazanım ise şu oldu. Artık insanlar sadece bir festivale katılmıyor. Baku Flames etrafında oluşan yaratıcı topluluğun bir parçası olmak için geliyor. Bu da bize doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.

Bu yılın başvurularında gözlemlediğiniz ortak bir nokta var mı?
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da 10’dan fazla farklı ülkeden başvuru aldık. Bu da Baku Flames’in bölgede giderek daha güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Örneğin, Cannes Lions kısa listelerinde Özbekistan, Kazakistan, Gürcistan, Ukrayna ve Bulgaristan’dan projelerin yer aldığını gördük. Bu projelerin tamamı daha önce Baku Flames’te ödül kazanmış çalışmalardı. Bu da bölgemizdeki yaratıcı işlerin kalitesinin ve uluslararası rekabet gücünün hızla arttığını gösteriyor. Kısacası, Baku Flames’te ödül kazanmak sandığınız kadar kolay değil.
Biz en başından beri dünyanın her yerinden başvuru alan dev bir festival olmayı değil, kendi coğrafyasının en güçlü yaratıcılık platformunu kurmayı hedefledik. Odağımız Azerbaycan, Kafkasya, Orta Asya, eski Sovyet coğrafyası ile Orta ve Doğu Avrupa. Bugün aldığımız başvuruların ve ödüllerin büyük bölümü de bu bölgeden geliyor.
Büyük ilgi olmasına rağmen Rusya ve Belarus’tan şu an için ne başvuru, ne jüri üyesi ne de konuşmacı kabul ediyoruz. Bu konudaki duruşumuz net. Umarım yakın gelecekte şartlar değişir ve yaratıcı endüstri yeniden sınırların ötesinde bir araya gelebilir.
Bu yıl bizi en çok sevindiren gelişmelerden biri ise Türkiye’den gelen başvuruların belirgin şekilde artması oldu. Türkiye’nin yaratıcı endüstrisi uluslararası başarılarıyla zaten kendini kanıtlamış durumda. İlk bir Türk ajansının da Gold Flame kazanmasını da isteriz. Ayrıca en büyük hedeflerimizden biri, Baku Flames’in The Cat Report tarafından puanlanan festivaller arasına girmesi. Çünkü The Cat Report, Türkiye’deki ajanslar ve markalar için büyük önem taşıyan bir referans. Böylece Baku Flames’te kazanılan başarılar, Türk ajanslarının ve markalarının The Cat Report sıralamasına da katkı sağlayabilecek. Bunun hem Türkiye’den daha fazla katılımı teşvik edeceğine hem de festivalimizin uluslararası değerini artıracağına inanıyoruz.
Blue Flame (Grand Prix) Ödülü’nün sahibi, Data Kullanımı kategorisinde Digital & Mobile dalında yarışan “Saltanat Foundation by Saltanat Light” çalışmasıyla GForce Grey, Kazakistan oldu. Bu çalışmayı diğerlerinden ayıran ne? Değerlendirme sürecinde neler yaşandı?
Bence bu çalışmayı diğerlerinden ayıran en önemli nokta, veriyi fikri desteklemek için değil, fikrin kendisi olarak kullanmasıydı. Marka amacı, teknoloji, veri ve toplumsal etki çok doğal bir şekilde bir araya gelmişti. Ortaya sadece dikkat çeken bir kampanya değil, gerçek hayatta çalışmaya devam eden bir sistem çıktı.
Blue Flame ise festivalimizin en prestijli ödülü. Kategori değerlendirmeleri tamamlandıktan sonra yalnızca Gold Flame kazanan işler arasından jüri başkanları ortak oylamayla tek bir projeyi seçiyor. Bu ödül, festivalin o yıl yaratıcı endüstriye vermek istediği en güçlü mesajı temsil ediyor.
Bu yıl çok güçlü işler vardı. Ancak jüri, fikrin gerçek bir sorunu çözmesini ve marka ile yaratıcı fikrin bu kadar güçlü entegre olmasını belirleyici unsur olarak gördü.
Azerbaycan reklam endüstrisinin şu anki durumu nedir? Sektörün yakıtı, itici güçleri neler?
Bence sektörümüz gelişiyor ama hâlâ büyük bir potansiyeli var. Çok iyi ajanslarımız ve yetenekli yaratıcılarımız var. Son yıllarda markalar da daha cesur olmaya başladı. Özellikle dijital dönüşüm ve yapay zekânın yükselişi sektörü ciddi şekilde değiştiriyor. Ancak uluslararası rekabet edebilmek için daha fazla iyi işe, daha fazla genç yeteneğe ve daha fazla yaratıcı cesarete ihtiyacımız var. Ben Baku Flames’in de tam burada önemli bir rol üstlendiğini düşünüyorum. Çünkü sektör ancak birbirinden öğrenerek büyüyebilir.
Peki rekabet nasıl, global-yerel tansiyonlar kendisini nasıl gösteriyor?
Artık yerel ve global ayrımı eskisi kadar güçlü değil. Bir Azerbaycan ajansı bugün dünyanın herhangi bir yerindeki işle aynı anda yarışıyor. Aynı şekilde global ajanslar da bizim bölgemize daha fazla ilgi gösteriyor. Bu rekabet aslında olumlu. Çünkü çıtayı yükseltiyor. Artık sadece yerel pazarı düşünerek başarılı olmak zor. Dünya standartlarında iş üretmek gerekiyor. Bence bizim avantajımız ise bölgeyi çok iyi tanımamız ve kültürel içgörüyü güçlü kullanabilmemiz.
Önümüzdeki yıl festivale dair bizleri neler bekliyor?
Baku Flames’i sadece yılda bir düzenlenen bir festival olarak görmüyoruz. Amacımız, yaratıcı endüstriyi yıl boyunca bir arada tutan yaşayan bir platform olmak. Üçüncü Baku Flames’in 6–7 Mayıs tarihlerinde, yine her zamanki evinde gerçekleşeceğini şimdiden duyurduk. Önümüzdeki dönemde yıl boyunca eğitimler, workshoplar, networking etkinlikleri ve farklı buluşmalar planlıyoruz. Amacımız bölgedeki yaratıcı topluluğu sürekli bir arada tutmak.
Festival tarafında ise daha fazla ülkeye ulaşmak, daha güçlü konuşmacılar ve jüri üyeleri ağırlamak ve Baku Flames’i Orta Asya, Kafkasya ve Doğu Avrupa’nın en önemli yaratıcılık buluşmalarından biri haline getirmek istiyoruz.