Native Foreign CCO’su Nik Kleverov, görsel yapay zekânın markalar için bir tehdit değil, prodüksiyon sınırlarını aşan bir kreatif hızlandırıcı olduğunu vurguladı.
Yapay zekâ teknolojileri markaların hikaye anlatımı, prodüksiyon ve içerik kurgulama biçimlerini kökten değiştiriyor. ADWEEK’in Adspeak podcast serisine katılan Native Foreign Eş Kurucusu ve CCO’su Nik Kleverov; Toys“R”Us, Coca-Cola ve Delta gibi dev markalar için geliştirdikleri görsel yapay zekâ projelerinden yola çıkarak sektörün geleceğine ışık tuttu.
Toys“R”Us markasının ilk yapay zekâ üretimi marka filmini hayata geçiren Kleverov, yapay zekânın insan yargısının veya yaratıcılığının yerini alan bir araç olmadığını, aksine hayal gücünü hızlandıran bir süper güç olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Kleverov, yapay zekânın ajans yapılarında ve prodüksiyon süreçlerinde yarattığı radikal dönüşümleri şu başlıklarla özetledi:
Kurgu odaklı iş akışları: Ön prodüksiyon, çekim ve post-prodüksiyon aşamaları artık iç içe geçiyor. Kurgucular giderek birer yönetmen rolü üstlenirken, yapay zekâ ekiplerin fikirleri tek bir çekim gününe hapsetmeden sürekli yinelemeli olarak geliştirmesine imkan tanıyor.
Jeneralistlerin yükselişi: Yapay zekâ çağında sadece tek bir alanda uzmanlaşan dar uzmanlar yerine, disiplinler arası bilgiye sahip esnek “jeneralistler” (T-shaped talent) öne çıkıyor. Yaratıcılıkta belirleyici olan unsur araçlar değil, büyük fikirler ve öğrenme hızı haline geliyor.
Hukuki koruma ve telif hakları: Yapay zekâ üretimi içeriklerde insan yazarlığının (human authorship) adım adım belgelenmesi, telif hakkı koruması ve müşteri güveni açısından kritik önem taşıyor.
Nik Kleverov, yapay zekânın sırf yeni veya etkileyici olduğu için kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi. Yapay zekâ kullanımının ancak geleneksel prodüksiyonla çekilmesi imkansız olan mekanlar, spekülatif gelecek kurguları veya sıradışı ölçekteki hikayeler söz konusu olduğunda anlamlı olduğunu belirtti.
Ayrıca yapay zekâ araçlarındaki ırkçı ve cinsiyetçi ön yargılara dikkat çeken Kleverov, çeşitlilik ve temsil testlerinin yapay zekâ kalite kontrol süreçlerinin standart bir parçası haline getirilmesi gerektiğini vurguladı.