Yılın en güzel zamanı geldi, geçiyor: tatil mevsimi. Deeper Alive yaz ayları ile birlikte bu yıl ekonomik anlamda zorluk yaşayan genç segmentlerinin tatil ile olan ilişkisini inceledi. Gençler için tatil “ertelenemez bir hak” ancak tatil için borçlanmak eskisi gibi kabul edilebilir bir durum değil.
Türkiye’deki tatil ilgisi yüksek ancak bu yıl ekonomik nedenlerle tatile gitme ihtimali düşük genç segmenler ile Deeper Alive’da bir araya geldiğimizde büyük bir ikilemin bu kitlelerde karşılık bulduğunu görüyoruz: tatilin “ertelenemez bir hak” olarak görülmesi, buna rağmen tatil için geleneksel borçlanma yöntemlerinin önemli bir “bağımsızlık kaybı” olarak algılanması.
Gençleri tatilden uzaklaştıran en önemli engellerden biri, gençlerin tatili planlamak için geç kalıyor olması. Daha spontane yaşayan ve kararlarını uzun planlama süreçlerinin sonunda değil, anlık olarak vermeye yakın gençlik segmentleri bu yıl tatil bütçeleri ile yüzleştiklerinde daha planlı segmentlere göre daha fazla zorlanıyor.
Gençlik ile birlikte gelen spontanelik bu yılın tatilini planlamayı yine son dakikaya bırakan gençlerde yüzleştikleri ekonomik maliyet açısından kötü sürprizleri ortaya çıkarmış. Konu günlük alışverişler olduğunda yüksek fiyatları yönetmek için yaratıcı çözümleri hayata daha kolay geçirebilen gençler tatil gibi toplu bir gider kalemi karşısında ciddi bir hayal kırıklığı ve hüsran duygusu ile karşılaşmış.
Gençler en olumsuz duyguları bile kısa sürede eğlence ve neşeye bırakabiliyor, bu yaz yapacakları tatilin bütçesi ile yüzleştiklerinde yaşanan hayal kırıklığı duygusu da, bu ekonomik zorlukların tüm yaşıtlarının ortak bir derdi olduğu gerçeği ve “her zaman yapılacak eğlenceli şeyler vardır” özgüveni ile zaman içinde dağılmış. Ancak ilk anda yaşadıkları endişenin boyutları azımsanacak seviyede değil.
Memlekete gitmek ya da akraba yazlıkları gibi geçmiş kuşakların hesaplı tatil rutinleri de bu yeni kuşaklar için ideal tatil konseptine çok uzak, onları fazlaca kısıtlayıcı alternatifler. Öte yandan şehirde kalmak çok can sıkıcı bir durum olarak ifade edilmiyor. Arkadaşları ile birlikte oldukları sürece bir sorun yok.
Benzer şekilde akraba yazlığına gitmeyi reddeden gençler konu arkadaşın yazlığına gitmek olduğunda, bu alternatiften heyecanla bahsediyor. Memleket ve akraba yazlıklarının bağımsızlığı kısıtlandığı duygusu arkadaş yazlıklarında tamamen ortadan kalkıyor. Memleket ve akraba yazlıkları gibi net olarak reddedilen bir alternatif olmamakla birlikte arkadaş yazlıkları konusunda da genel genç kitlelerinden farklı düşünen segmentler var.
Kariyerini Geliştirenler, Affluent Gen-Z gibi daha bireysel ve diğer gençlik segmentlerine göre daha yüksek ses grubunda yer alan bu segmentler arkadaş yazlığı alternatifini bile özgürlüklerini kısıtlayan ve ideal tatil tanımından uzak bir alternatif olarak değerlendiriyor.
Konu tatilin finansmanı ve artan tatil maliyetlerinin yönetimi olduğunda gençlerin belli ölçüde bir tasarruf bilincine girdiği gözlemleniyor. Segmentlerin ortalama gelir seviyesinden bağımsız olarak günlük alışverişlerini indirim marketlere kaydırması ve temel kategorilerde market markalarına olan ilginin artması dikkat çekici bir gelişme.
Gelecek tatillerin finansmanı için yıl içinde bu finansal adımları atmak genel bir kabul yaratmış gençler arasında. Ayrıca günlük alışverişlerde kovaladıkları avantajlı fiyat konusu sadece kendilerine sakladıkları bir durum da değil, arkadaşları ile paylaşım içinde oldukları bir konu başlığı.
En önemli tasarruf kalemini ise “pahalı restoran ve kafeler” olarak tanımlıyor gençler. Bu yaz tatile gidemeyen gençlerin gelecek kış sezonunda bu mekânlarda yaptıkları harcamaları yeniden gözden geçireceğini ve gelecekte “pahalı restoran ve kafe” harcamalarında bir düşüş olacağını öngörmek zor değil.
Öte yandan genç segmentlerin tatili bir hak olarak görmekle birlikte, tatilin finansmanı için büyük yükler altına girme konusundaki isteksizliği dikkat çekici bir durum. İster aileden tatil için alınan bir borç olsun, isterse aylarca ödenecek taksitler, gençler bu finansal yaklaşımların tatilin olmazsa olmaz “tasasızlık” duygusu ile büyük oranda çeliştiğini ifade ediyor.
Tatil bağımsız ve özgür hissedilen bir zaman dilimi olmalı. Aileden alınan borç bu duyguyu ortadan kaldırdığı gibi ailenin de tatil kararlarında söz hakkına sahip olması durumunu doğuruyor.
Öte yandan tatil için finansal kurumlara karşı borç yükü altına girmek, bu borcun getirdiği faiz ile tatilden sonra daha uzun süre muhatap olmak da genç segmentlerin sırtına almak istediği yükler değil.
Gençler tatili yoğun geçen, çok çalıştıkları bir dönemin ödülü olarak görmüyor. Tam tersine zihinsel bir rahatlama ve uzun vadede akıl sağlığını korumak için olmazsa olmaz bir araç olarak tanımlıyor. Gelir seviyesinden bağımsız olarak tatili bir lüks değil zihinsel özgürlük ve kişisel gelişim alanı olarak değerlendiriyor. Uzun vadeli ve kalıcı birikimler yapmaktan uzak; ev, araba, evlenme, ev kurma gibi yüksek kalemli gider kalemlerini hayatından uzaklaştırmış gençler için tatil gündelik harcamalarının yanında belki de yüzleşmek zorunda oldukları en büyük gider kalemlerinden biri.
Tatili yıl içinde ortaya konan çalışmanın bir ödülü değil, kişisel gelişimlerinin bir parçası, dolayısıyla bir hak olarak gören gençler, gelecekte onları özgürleştiren, yeni deneyimlerle geliştiren ve zihinsel olarak rahatlatıp yola devam etmelerini sağlayan tatillerine kavuşmak için daha fazla çaba gösterecektir.
Genel olarak onları tanımlayan spontane alışveriş davranışlarından farklı olarak tatil konusunda daha erken aşamada başlayan daha planlı bir alışverişçi davranışı göstereceklerini öngörmek zor değil. Öte yandan bu erken planlama süreci tatilin ve gençliğin “tasasız, kaygısız, bağımsız” duygusu ile çelişmemeli; gençleri bir hafta tatil yapmak için aylarca zihinlerinde tatilin yükünü taşır bir noktaya getirmemeli.
Bu dengeyi gözeterek gençlere ulaşmayı başaranlar, birçok alanda artık elde edilmesi hayal olan müşteri sadakatini ve uzun vadeli marka-tüketici ilişkisini tatil özelinde elde etmenin ayrıcalıklarını yaşayabilir.
“…Eski tatillerime bakınca aslında hiçbirini öyle günlerce öncesinden detaylıca planlamadığımı fark ediyorum; genelde arkadaşlarımla bir anda karar verip yola çıkmayı daha çok seviyorum.”
“…Arkadaş yanında kalmak ise kafa dengi biriyse eğlenceli ve sosyal bir alternatife dönüşebilir ama yine de o aradığım konforu tam olarak sunmuyor.”
“…Geçmişteki tatillerim genelde hep son dakika kararlarıyla şekillendi; öyle aylar öncesinden otel rezervasyonu yapıp gün gün program hazırlamak hiç bana göre bir şey değil.”
“…Yakın dostlarımın yanına çökmek kesinlikle harika bir alternatif çünkü işin içinde benim seçilmiş ailem dediğim o kafa dengi insanlar olunca her an yeni bir maceraya, sabaha kadar süren sohbetlere dönüşebiliyor.”
“…Genelde bizim arkadaş grubuyla, son dakikada planlanan, biraz kaotik ama inanılmaz eğlenceli tatiller yapıyorduk. Öyle aylar öncesinden otel rezervasyonu yapmak, her şeyi adım adım planlamak bana hiç uymuyor; son ana bırakmanın verdiği o telaş ve son dakika bütçe dostu yerler bulma heyecanı işin tuzu biberi oluyor bence. Geçmişte de hep böyle oldu.”
“…Olimpos taraflarında ucuz bir kamp planı yapmaya çalıştığımız o ilk akşam durumu net olarak fark ettim. Sadece gidiş-dönüş otobüs biletlerinin fiyatını ve üzerine en basit market alışverişi maliyetlerini eklediğimizde, o en ‘bütçe dostu’ dediğimiz tatilin bile bütçemizi fena aşacağı gerçeği yüzümüze çarptı.”
“…Arkadaşımın evinde kalıp orayı bir üs gibi kullanmak, gece geç saatlere kadar geyik yapmak, bütçeyi sarsmadan birlikte yeni yerler keşfetmek tam olarak benim aradığım o samimi ve kuralsız deneyimi sunuyor. Sonuçta benim tatil anlayışım pahalı ve prestijli yerlerde kalmak değil; sevdiğim insanlarla yan yana olup bütçeyi yormadan eğlenceli anılar biriktirebilmek.”
“…Eğlenmek için borçlanıp sonra onun faiziyle, ödeme planıyla uğraşmak tatilin tüm o rahatlatıcı enerjisini tamamen yok eder.”
“…O anı çok net hatırlıyorum; bizim kızlarla grupta ‘Hadi bu yaz nereye kaçıyoruz?’ diye heyecanla otel bileti bakmaya başladığımız, o linklerin havada uçuştuğu ilk akşamdı. Kampanyaları, en iyi fiyat-performans seçeneklerini bulma konusunda kendime o kadar güvenirim ki… Ama o gece fiyatların geldiği noktayı görünce ve kredi kartına aylarca stres yaratacak o korkunç taksitlere girmemek için nakit durumumu hesapladığımda resmen başımdan aşağı kaynar sular döküldü.”
“…Bir arkadaşımın yanında konaklamak benim için harika bir kaçış ve gerçek bir can simidi; o güvenli alanda kızlarla yan yana olmak, gece yarılarına kadar dertleşmek ve bütçeyi sarsmadan birlikte eğlenmek benim o çok sevdiğim ‘sisterhood’ ruhunu sonuna kadar yaşatıyor. Tabii ki her detayını kendi bütçemle, kendi estetik anlayışımla tasarladığım o bağımsız ve çılgın rüya tatilimin yerini tutamaz ama en azından özgürlüğümden ödün vermeden, tamamen kendim olabildiğim, beni boğmayan en mantıklı ve en samimi alternatif kesinlikle bu.”
“…Aylarca sürecek o stresli kredi kartı taksitleri benim için tam bir kabus; zaten anksiyetem yüksek, bir de üzerine her ay o borç yükünü düşünmek benim iç huzurumu tamamen bitirir.”
“…Bizim kızlar grubuyla her seneki klasik yaz tatilimiz için Airbnb ve otobüs biletlerine bakarken, her zaman bulduğum o can kurtaran indirim kodlarının bile bu sefer bizi kurtarmayacağını, fiyatların uçup gittiğini gördüğüm o ilk anı hiç unutamıyorum. Ekranın başında öylece kalakaldım ve grubu neşelendiren, her şeyi planlayan o enerjik kızın bir anda içinin çekildiğini, geleceğe dair o tanıdık kaygının gelip göğsüme oturduğunu hissettim.”
“…Tatil için faiz ödemek benim finansal mantığıma kesinlikle sığmıyor çünkü amacım stressiz ve eğlenceli yaşamakken, arkamda borç yükü ve gelecek kaygısı bırakarak dönmek tüm tatil neşesini kaçırır.”
“…Başkasının düzenine uyum sağlamak zorunda olmak, kendi zamanımı verimli yönetmemi ve günlük disiplinimi korumamı zorlaştırdığı için bende dinlenmişlik hissinden ziyade bir kısıtlanmışlık yaratıyor.”
“…Tatil gibi geçici bir tüketim için bankaya faiz ödemeyi de finansal zekâma yakıştırmıyorum. Sadece bütçe akışımı daha verimli yönetmek adına eğer sıfır faizli çoklu taksitlendirme veya kampanya avantajı varsa bunu mantıklı bir ödeme aracı olarak kullanırım.”