“Marka güvenliği için hâlâ umut var”

Sleeping Giants'ın kurucusu Matt Rivitz'le bir araya gelip, dijitalde marka güvenliğine ilginç bir yaklaşım getiren işini konuştuk.

31.07.2019 - 15:29 | Nazlı Selin Özkan

Bu sene Cannes Lions’taki yeniliklerden biri “gizli konuşmacı” seanslarıydı. Festivalin ikinci günündeki gizli konuşmacıysa reklamverenleri, reklam içerikleri sakıncalı platformlarda yer almaları halinde uyaran ve onları söz konusu platformları boykot etmek için çalışan Sleeping Giants’ın kurucusu Matt Rivitz oldu. Rivitz’le bir araya gelip dijitalde marka güvenliğine ilginç bir yaklaşım getiren işini konuştuk.

Bize biraz Sleeping Giants’tan bahseder misiniz?

Sleeping Giants, gericiliği ve ırkçılığı finanse eden kaynaklara karşı başlatılmış bir kampanya. 2016 seçimlerinden sonra başladı. Ben o seçim öncesinde Breitbart’ı hiç duymamıştım. Siteye ilk girdiğimde orada yer alan makalelerden bazılarını gördüğümde hayrete düştüm. Müttefik bayrağın muhteşem bir şey olduğundan bahseden yazılar vardı. Müttefik bayrak, ABD’de pek çok insan için iyi bir şey değildir hatta ırkçılığın simgesi olarak görülür. Çok fazla aşırı cinsiyetçi ve İslamofobik yazı vardı.

Ben de bizzat reklam dünyasındayım, metin yazarıyım. Sitenin reklamlar aracılığıyla finanse edildiğini bildiğimden, geçmişte çalıştığım markaların reklamlarını o sitede görünce çok şaşırdım. Anonim bir Twitter hesabı açtım ve reklamların ekran görüntülerini çekerek direkt reklamverenlere yollamaya karar verdim. Çoğu reklamveren reklamlarının nasıl öyle bir sitede yer aldığını anlayamadı. Şu ana kadar Sleeping Giants yaklaşık 4 bin reklamverenin o siteden reklamlarını çekmesini sağladı. Aynı zamanda genel olarak reklam sorumluluğu ve şirketlerin gerici düşüncelere sahip platformlara sponsor olmamasına yardımcı oldu.

Konuşmanızda Sleeping Giants’ın yalnızca ABD’de değil, dünya genelinde büyüdüğünden bahsettiniz.

Evet. 11’den fazla ülke ve bölgede Sleeping Giants kuruluşları var. Bazıları diğerlerine kıyasla daha aktif. Örneğin Avustralya. Hepimiz iletişim halindeyiz ama kimse birbirini tanımıyor. Şimdilerde beni tanıyorlar ama çoğunlukla birbirimizin ismini bilmiyoruz.

Platform genel olarak sektörde nasıl bir etki yarattı?

Reklam endüstrisini bizim çıkarlarımızı gözetmeyen reklam ağlarına ve platformlarına teslim ettiğimizi düşünüyorum. Pek çok reklam güvenliği problemini Sleeping Giants ortaya çıkardı. Reklam güvenliği, reklamların porno sitelerinde ya da şiddet içeren içeriklerin yanında gösterilmemesi bağlamında konuşuluyordu ama şu an ırkçılık ve gericilik bağlamında konuşuluyor. Bu bir problem ve dünyaya sosyal ağlar ve televizyon ağları aracılığıyla iletiliyor. Bu, televizyonda ve online’da yer almak isteyen markalar için pek güvenli bir ortam değil. Bu tarz şeylerin yanında yer almak istemiyorlar.

Sektör serbest konuşma özgürlüğü ile nefret söylemini nasıl ayırt edebilir?

Bunlar benim için gördüğümde çok açık olan şeyler ama insanlar riskli durumlardan bahsediyorlar. Sonuç olarak şirketlerin neleri desteklemek istediklerine karar vermeleri gerekiyor. Pek çok şirket çok çeşitli bir iş gücü ve müşteri tabanına inanıyor. Bu nedenle bazı grupları kötüleyecek herhangi bir şeyin yanında yer almak istemiyorlar. Bu zamanla kanıtlandı ama artık sektör de bunun farkında. Her şeyi destekleyemeyeceklerini anladılar çünkü bazı şeyler markalarını kötü gösteriyor. Dolayısıyla destekledikleri şeyleri daha dikkatli seçmeleri gerekiyor.

Bu bir ifade özgürlüğü tartışması değil. Bu, 600 milyar dolarlık bir endüstri. İfade özgürlüğünün bu insanların nasıl para kazandıklarıyla hiçbir alakası yok. Büyük sosyal platformlar katılımı yüksek tutmak için bunu bir bahane olarak kullanıyor.

Sektör çok uzun zamandır etik konusunu konuşuyor. Daha ahlaklı bir endüstri yaratmak için çalışan biri olarak herhangi bir değişim ya da bu yönde bir umut görüyor musunuz?

Benim umudum var. Oldukça iyimser bir insanım ve sektörün değişebileceğine inanıyorum. Tüketici şu an hiç olmadığı kadar bilinçli. Ürünlerini ve servislerini kullandığı şirketlerden daha fazlasını istiyor. Bu, tüketicinin talebinden geliyor. İşin içinde çok fazla para olunca kimsenin inanılmaz ahlaklı olmasını bekleyemezsin ama aynı zamanda o parayı alabilmek için birilerine hesap vermeleri gerektiğini biliyorlar. Bu sorun böylelikle gündeme geliyor.

Bu savaşın geleceğini nerede görüyorsunuz? Halk hareketinde mi, yasalarda mı yoksa endüstrinin işbirliği yapmasında mı?

Hepsinde. Bir savunma kampanyası olması gerektiğini düşünüyorum. Daha önceden hiç böyle bir şey olmadı. Sleeping Giants tam da bunu yapıyor ama bunun yanında teknolojik çözümlerin ve bu teknoloji şirketlerinin hayatlarımız ve verilerimiz üzerindeki gücünü sınırlayan yasaların olması gerektiğini düşünüyorum.

Bu bir şekilde olacak. Bunu kim yapacak, kimse bilmiyor. Kuralları ve yasaları kimin tasarlayacağını bilmiyoruz ama bu platformlarda nelerin döndüğünü, verilerimizin en yüksek parayı verenlere satılmaması ve reklam harcamalarımızın bizim için, yani reklam endüstrisi için yazdıkları hizmet kullanım şartlarını uygulamayan platformlarda yer alan çirkin söylemleri desteklemeye gitmediğinden emin olabilmemiz için bunları nasıl kontrol edebileceğimizi anlayabildiğimiz bir noktaya varmamız gerekiyor.

Bu konuyu onlar adına öne çıkarmamız gerekiyor. Bunu reklam harcamaları vasıtasıyla yapabiliriz. Sonuçta harcamalarımızın nereye gittiğini biz kontrol ediyoruz ve eğer bu platformların harcamalarımızı doğru kullanmadıklarını düşünüyorsak bir şeyler yapmalıyız.