Pazarlamada yeni dönem: Markalar ev dışı televizyon yayıncılığıyla tüketicileri yakalıyor

Atmosphere TV verileri, ev dışındaki televizyon yayıncılığının markalar için tüketicilere en rahat oldukları anlarda ulaşma imkanı sunduğunu ortaya koydu.

Markalar, tüketicilerin sürekli dikkatlerinin dağıldığı ve reklamları görmezden gelmeye çalıştığı ev veya iş ortamlarında fark yaratmak için milyonlarca dolar harcıyor. Tüketiciler evde ailevi sorumluluklar, işte ise yapılacaklar listesi nedeniyle reklamlara odaklanmakta güçlük çekiyor. Ancak mesai sonrası bir şeyler içmek için arkadaşlarıyla buluştuklarında, spor salonunda antrenman yaptıklarında, havalimanı bekleme alanlarında veya topluluk merkezlerinde zaman geçirdiklerinde durum tamamen değişiyor. “Üçüncü mekanlar” olarak adlandırılan bu alanlar, tüketicilerin daha rahat olduğu ve içeriklere açık hale geldiği anları temsil ediyor.

Pazarlama uzmanları, bu alanlarda kısa formatlı ve bulunulan mekana duyarlı içerikler kullanarak yüksek etkileşim elde edebiliyor. Seferber edilen doğru yaratıcı stratejiler, markalara sadece görünürlük kazandırmakla kalmıyor, toplanması zor olan birinci taraf verileri de elde etme imkanı sunuyor.

Yanılgı: Televizyon sadece oturma odasından izlenir

Pazarlamacılar genellikle hedef kitlelerini koltuklarında kumandayla otururken hayal etse de veriler aksini gösteriyor. Dışarıda yemek yeme oranlarının yüzde 8 arttığı, Amerikalıların ayda ortalama 10 kez bar veya restoran ziyareti yapmasının beklendiği günümüzde spor salonu girişleri üç yıl öncesine göre yüzde 60 artış gösterdi. Bu durum, televizyon izleme deneyiminin ev dışına kaydığını kanıtlıyor. MediaScience tarafından yapılan araştırmaya göre, bar ve restoranlarda Atmosphere TV içeriklerini izleyen kullanıcılar, bu yayınları geleneksel doğrusal yayınlara kıyasla 16 puan daha yaratıcı ve 18 puan daha özgün olarak değerlendiriyor.

Bu alanlardaki yayınları sadece dijital açık hava reklamcılığı (DOOH) olarak değerlendirmek büyük bir hata. Pazarlamacılar için bu mecralar doğrudan “gerçek hayattaki bağlı televizyon” (CTV IRL) olarak konumlanıyor.

Yayıncılık küçülmüyor, mekan değiştiriyor

Kullanıcılar evlerinde geleneksel kablolu yayın aboneliklerini iptal ederken üçüncü mekanlarda yayına bağlanmaya devam ediyor. Araştırmalar, tüketicilerin üçte birinin topluluklarıyla yüz yüze sosyal bağ kurma arzusu taşıdığını gösteriyor. Nielsen verilerine göre bağlı televizyon (CTV) kullanımı toplam televizyon kullanımının yüzde 43.8 gibi büyük bir bölümünü oluşturuyor. Ayrıca iki bin yirmi altı yılında Amerikalıların yüzde 55’inin en az bir düzenli aboneliğini iptal etmeyi planlaması, maç izlemek veya sosyalleşmek için yerel mekan tercihini daha cazip kılıyor. Özel tasarlanmış reklam birimlerini kullanan markaların marka bilinirliğinde yüzde 62 artış yaşanıyor.

Sadece marka bilinirliği değil, doğrudan satış etkisi

Üçüncü mekanlardaki ekranlar sadece pazarlama hunisinin en üstüne hitap eden bir araç değil, doğrudan aksiyona yönlendiren bağımsız bir medya kanalı. Tüketiciler bu mekanlara geldiğinde halihazırda cüzdanlarını çıkarmış, ödeme yapmaya hazır bir ruh haline giriyor. Spor salonunda doğru zamanda gösterilen bir promosyon antrenman sonrası kaçamağına yönlendirirken, rötar yaşayan bir yolcu zaman odaklı bir indirim teklifine anında yanıt verebiliyor.

Atmosphere TV verilerine göre, bu mecraları kullanan alkollü içecek markaları harcanan reklam sermayesinde 4.5 kat artış elde ederken, hızlı servis restoran ortakları ziyaret oranlarında yüzde 34.9 yükseliş yakaladı. Ev dışı ekranlar artık yan bir mecra değil, ana medya stratejisinin özgün bir parçası olarak değerlendiriliyor.