“Neden vampir dizisi yapmayalım ki?”

BluTV CEO'su Aydın Doğan Yalçındağ, yerli vampir dizisi Yaşamayanlar'ı ve platformun yeni sezonunu anlattı.

05.09.2018 - 09:50 | Tuğba Dülger Özöğretmen

"Neden vampir dizisi yapmayalım ki?"

BluTV, bu ay yeni sezonla başlayacak, iddialı bir yerli vampir hikâyesi olan Yaşamayanlar için hayli heyecanlı. Platformun CEO’su Aydın Doğan Yalçındağ, ekibin tutkusu ve inancı karşısında hemen ikna olduklarını söylüyor. Konu büyük rakip Netflix’e geldiğinde ise, yarattığı dizi enflasyonuna karşı temkinli olduğunu ekliyor sözlerine: “Bugün Netflix bir dizi yaptığında, iki kere düşünüyorsun.”

BluTV bugün hangi demografik kırılımlarla, nasıl bir kullanıcı profiline hizmet veriyor?

BluTV’de üyelik noktasında çok fazla bilgi istemiyoruz, dolayısıyla davranışlar üzerinden ve total dataya bakarak bir kırılım çıkarıyoruz. Bu tabloda çok büyük bir sürpriz olmadığını söyleyebilirim. 25 – 35 yaş arası çok yoğun, kadın – erkek oranı neredeyse eşit ancak dönem dönem popüler olan içeriğe göre değiştiği de oluyor.

Örneğin, Sıfır Bir döneminde erkeklerin oranı artıyor. Genel anlamda genç, öğrenci, beyaz yakalı, AB kitlenin ağırlıklı olarak sevdiğini düşünüyoruz ancak bir yandan da farklı içeriklerle farklı kitlelere gitmeye çalışıyoruz. Sıfır Bir’le daha önce ulaşamadığımız kitlelere de gidebildik. Dolayısıyla demografik kırılımlar çok değişken diyebilirim.

İçerik stratejinize bağlı olarak yerli ve yabancı yapımların oranlarında nasıl bir ağırlık var?

Türkiye’de korsan sitelere yoğun bir ilgi var. 13 – 14 milyon ziyaretçisi olan korsan siteler var. Aslında yola çıkarken bizi en fazla heyecanlandıran nokta buydu. Kanald.com.tr’nin 15 – 16 milyon ziyaretçisi olduğu düşünüldüğünde, burada kesişen bir küme var. Dolayısıyla hem yerli hem de yabancı içeriklere yer vermek istedik.

"Neden vampir dizisi yapmayalım ki?"Aslında rakiplerin hiçbiri -Puhutv hariç ki o da bizim kadar sık değil- yerli orijinal içerik yapmıyor. Biz içerik stratejisini oluştururken hiçbir zaman yerli ya da yabancı diye bakmıyoruz.

Bizim yaptığımız şey şu; Sıfır Bir’i izleyen kitle, İtalyan Gomorra dizisini de sever diye bakıp, onu satın alıyoruz. Halihazırda kitlenin ne istediğini gözlemlemeye çalışıyoruz. Yerli yapımda daha iyiyiz çünkü birçok platforma göre daha avantajlıyız.

Öncelikle sektörde BluTV ile çalışmak istiyorlar. İkincisi özel belgeseller, bağımsız yerli filmler gibi yapımlara özen gösteriyoruz ve yönetmenleriyle konuşup gelir paylaşımlı olarak içerik almaya çalışıyoruz. Türkiye’de büyümüş bir marka olarak, bu coğrafyanın değerlerini içimizde konsolide etmeye çalışıyoruz. Bunu biri sunacaksa, o biz olmak istiyoruz gibi bir derdimiz var. Bunun için de ekstra çaba sarf ediyoruz.

Belgesel tarafında hem içerik havuzu hem de yapım kalitesi anlamında nasıl bir kaynak var? Bu alana daha fazla yatırım yapmayı düşünüyor musunuz?

Belgesel tarafında büyük bir açık var Türkiye’de. Bizim de sevdiğimiz bir alan aslında. 140Journos’la altı ay önce tanıştık, önümüzdeki dönemde de çalışmaya devam edeceğiz. Parayı Vuranlar serisi olmayacak ama başka bir içerik deneyeceğiz. Türkiye’de çevre ve gıdayla ilgili konuşulacak çok şey var. Bu konularda çarpıcı belgeseller de yapmak istiyoruz.

Karşınızda, 2018’i 8 milyar dolarlık içerik yatırımı, bin adet orijinal içerik ve 112 Emmy adaylığıyla kapatması muhtemel bir Netflix var. Böylesine güçlü bir rakibin karşısında öncelik vermeniz gerekenleri nasıl okuyorsunuz?

Bundan üç dört sene önce Netflix bir dizi yaptığında, girip hemen izliyorduk. Üzerinde Netflix yazdığında, kaliteli dizidir diye düşünüyorduk. Bugün Netflix bir dizi yaptığında iki kere düşünüyorsun. O kadar çok dizi yaptılar ki, bunların neredeyse yüzde 80’i IMDB’de 7,0’nin altında puan almıştır. Ancak Türk dizilerine gereken önemi veremediler. Oysa MENA’da, LATAM’da ve Türkiye’de birçok izleyicisi var.

Ben beklerdim ki, buraya gelip beş altı tane dizi yapsınlar. Niyeyse bir diziyle sınırlı kaldılar ki bu da bizim için iyi bir şey. Zaten yapsalar da ancak bu konudaki farkındalığı artırmış olurlar.

Sponsorlu içerikler ve marka – dizi entegrasyonlarına nasıl bakıyorsunuz?

Önceliğimiz değil ama gelirse değerlendiririz elbette. Bizim önceliğimiz para veren aboneye kaliteli dizi yapmak. Ana iddiamız reklamsız olmak ama öyle şeyler gelir ve marka, hikâyeyle o denli eşleşir ki o zaman işler değişebilir de. Örneğin, Dudullu Postası’nda bir mahalle hikâyesi anlatıyorduk, Aygaz geldi. Mahalle dendiğinde Aygaz o kadar güzel eşleşiyor ki… Böyle şeylere açığız ama Türkiye’de native marketing oturmadı. Markalar her yerde logoları olsun istiyorlar, biz de bu konuda temkinliyiz çünkü temel kazanç modelimiz bu değil.

Yeni sezonda nasıl bir içerik yelpazesi kurguladınız?

Önceliğimiz, Yaşamayanlar. Sonrasında Bartu Ben adında, senaryosunu Bartu Küçükçağlayan’ın yazdığı, yönetmenliğini Tolga Karaçelik’in yaptığı güzel bir komedi geliyor. Bunların haricinde önümüzdeki sezonda altı dizi yapmayı planlıyoruz, onların yanında farklı program ve belgeseller de olacak.

Yabancı içeriklerde de güzel işlerimiz var. Emmy adaylığı olan Patrick Melrose platformumuza geliyor. Gael Garcia Bernal’in hem yapımcılığını hem oyunculuğunu üstlendiği Aquí en la Tierra, Amerika dışı özel yapımlardan. Ayrıca Arjantin yapımı El Marginal da çok önemli bir dizi ve Eylül ayında BluTV’den izlenebilecek.

"Neden vampir dizisi yapmayalım ki?"

Yaşamayanlar iddialı bir yapım. Neden bir vampir dizisi yapmayı tercih ettiniz? Sizce bir vampir hikâyesi Türkiye’de tutar mı?

Tutar mı, göreceğiz. Dünyada sevilen bir konsept, biz de neden yapmayalım ki dedik. Bizi en fazla ikna eden unsur, projeyi getiren kişinin tutkusu. Alpan Eşeli’nin inancı bizi de ikna etti diyebilirim. Bir de vampir deyince herkes çok ergen bir şey bekliyor ama değil. Bu hikâye çok olgun, ana aksı ölüm ve ölümsüzlük arasındaki savaşa dayanıyor.

Film yapmayı düşünüyor musunuz?

Olabilir ancak burada önemli olan bir şey var. O da televizyonun; senaristler, oyuncular ve yapımcılar nezdinde yarattığı boşluğu konsolide edecek olan yer olabilmek. Eğer birinin çok iyi bir filmi varsa, çeşitli sebeplerden ötürü sinemaya çıkmak istemiyorsa ve BluTV’ye getirdiyse, biz de yaparız. Onlarla beraber vizyona da çıkarız, BluTV’ye de koyarız.

Yurtdışına üyelik satmayı planlıyor musunuz?

Kesinlikle, vizyonumuzun büyük bir kısmı sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da büyümek. Zaten yurtdışından abonelerimiz de var. Yoğun bir iletişim yapmamamıza rağmen, Türk diyasporasının ilgisi olduğunu söyleyebilirim. MENA için de tercih edilebilir bir platform olmaya çalışıyoruz. Bunun için de markanın kimliğini bölgesel olarak değiştirebiliriz. Türk dizilerinin yurtdışında da milyonlarca izleyicisi var. Onlara da ulaşmaya çalışıyoruz.

Yaşamayanlar’ın böyle bir iddiası olabilir mi?

Evet, Yaşamayanlar için yurtdışından da bayağı teklif aldık. Yurtdışına içerik satabiliriz nitekim daha önce sattık da. Ancak düzen eski televizyon kanallarında olduğu gibi değil. Örneğin, Kanal D yurtdışında sistem kurmayacağı için içeriğini satmak zorunda. Biz bir içerik üreticisi olarak, bir yapım şirketi gibi algılanmak istemeyiz. Zaten bu özel içeriklerin var olma sebebi BluTV. Dolayısıyla bu noktada dikkatli davranmaya çalışıyoruz. Finansallar ne gösterecek, biz böyle yüksek bir iletişime hazır mıyız, BluTV’ye yararlı olacak şekilde değerlendirebilir miyiz gibi birçok değişken var. Ancak çok güzel teklifler aldığımızı söyleyebilirim.