Sony Interactive Entertainment Pazarlamadan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Mary Yee, kariyerine muhasebeci olarak başlamasının pazarlama liderliğinde yarattığı finansal disiplini ve verinin yaratıcılıkla nasıl uyum içinde çalışması gerektiğini açıkladı.
Pazarlama dünyasında kreatif fikirler ile finansal gerçeklikler çoğu zaman iki ayrı kutup gibi algılanıyor. Ancak Sony Interactive Entertainment Pazarlamadan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı (SVP) Mary Yee, bu iki dünyanın birbirini nasıl beslemesi gerektiğinin en somut örneklerinden birini sunuyor. Kariyerine muhasebeci ve denetçi olarak başlayan, ardından Clorox, PlayStation ve lüks cilt bakımı markası Tatcha’nın CEO’luk koltuğuna uzanan Yee, Marketing Vanguard podcast’inde başarılı marka yönetiminin şifrelerini paylaştı.
Kariyerine şirketlerin gelir modellerini, bilanço yapılarını ve operasyonel mekanizmalarını inceleyerek başlayan Mary Yee, finansal disiplinin yaratıcılığı kısıtlamadığını, aksine ona sağlam bir zemin hazırladığını vurguluyor. Veri ve analitiğin stratejiyi beslediğini, kreatif fikirlerin ise bu stratejiyi hayata geçirdiğini belirten Yee, en güçlü marka çalışmalarının insan değerleri ve duygusal bağlar üzerine kurulanlar olduğunu ifade ediyor.
Mary Yee’nin marka oluşturma yaklaşımında öne çıkan temel stratejik noktalar şu şekilde sıralanıyor:
Oyunun ötesine geçen marka deneyimi: The Last of Us dizisi örneğinde olduğu gibi, popüler bir oyunun HBO uyarlaması haline getirilmesi, daha önce konsol kullanmamış kitleleri marka ekosistemine dahil ediyor. Fikri mülkiyetler (IP); oyunlar, canlı etkinlikler, ürün ortaklıkları ve dizi/filmler aracılığıyla markaya açılan farklı kapılar yaratıyor.
Tek bir ana marka (master brand) çatısı: Konsol, dijital servisler, oyunlar ve aksesuarlar ayrı parçalar olarak değil, “oyun oynamanın yarattığı duygusal bağ” etrafında kenetlenmiş tek bir marka tecrübesi olarak ele alınıyor.
CEO’luktan pazarlamaya uzanan liderlik: Tatcha’da CEO olarak görev yaptığı dönemde markayı 34 ülkeye taşıyan Yee, kendisini her şeyden önce bir “marka inşa edicisi” olarak tanımlıyor. Pazarlamanın temel görevinin sadece farkındalık yaratmak değil, topluluk ve kültür oluşturarak ticari büyümeyi tetiklemek olduğunu savunuyor.