“Çocukların algısını küçümseyemezsiniz”

Grafi2000 çatısı altında 1999’dan bu yana sayısız eğlenceli hikâyeye imza atan Varol Yaşaroğlu ile beyazperdede boy göstermeye hazırlanan filmi Kral Şakir Oyun Zamanı'nı konuştuk.

19.04.2018 - 10:45 | Haluk Kasarcı

"Çocukların algısını küçümseyemezsiniz"

Cartoon Network ekranlarına ilk kez geldiği 23 Nisan 2016’dan bu yana kitap ve dergi gibi farklı mecralarda rüştünü tekrar tekrar ispatlayan Kral Şakir, 11 Mayıs’ta animasyon severlerle buluşacak.

“Açıkçası kendimize çok güveniyoruz. Kral Şakir’in dünyadaki benzerlerinden aşağı kalır yanı olmadığını hatta fazlaları bile olduğunu düşünüyorum” diyen Varol Yaşaroğlu ile Noel Dayı’ya dek uzanan nostaljik sohbetimize buyurun.

İsmail Türkmen Kral Şakir Oyun Zamanı’nı izlediğinde ne hissetsin istiyorsunuz?

Aaa çok güzel… Aslında Fırıldak Ailesini izledi, onu galaya da çağırmıştık. Acayip duygulandı ve “Varol hayatının geldiği noktada ne kadar etkili olduğumu görebiliyorum ve bundan çok mutlu oluyorum” dedi. Kendisi “bilgisayarcım” diye bahsettiğim, Photoshop’la ve aslında animasyonla tanışmama vesile olan kişidir. Bana bilgisayarda yapabileceklerimi ilk kez gösterdiği günün akşamında uyuyamamış, “Evet bu benim hayatımı değiştirecek. Yapabileceklerimin sınırı yok” demiştim.

Kral Şakir’i beyazperdeye taşıma kararınıza geçelim. Tanışık olduğumuz bu karakteri yeni bir maceraya koymaya nasıl karar verdiniz?

Yıllar içinde pek çok animasyon yaptım. İşlerimden biri olan Fırıldak Ailesi Star’da yayınlandı. Oradaki yayını sonlanınca da internete taşıdık ve ciddi bir hayran kitlesi oluşturduğunu gördük. Sinema fikri de o zaman devreye girdi. Bugünlerde çizgi dizilerin yaygınlaştığını görüyoruz ve bunda küçük kanalların ve özellikle TRT Çocuk’un epey etkisi var. Fakat sinema konusunda hâlâ epey eksiğiz. Kötü Kedi Şerafettin, Köstebekgiller, Fırıldak Ailesi gibi örneklerin sayısı az.

Ben Fırıldak Ailesi gibi zaten markalaşmış, kendine has bir hayran kitlesi edinmiş bir işi BKM’ye getirdiğimde filminin yapılabileceğini, bunun gayet makul bir fikir olduğunu söylediler ve filmi öyle hayata geçirdik. Zaten bizim bu konular için ayırabildiğimiz bütçelere baktığınızda Pixar’lar gibi sıfırdan yaratılan bir dünyayla sinemada yer almamız pek kolay değil maalesef. Orada öyle bir tanıtım yapılıyor ki siz vizyona girmeden bir yıl önce “Hee bak Moana diye bir güçlü prenses karakteri varmış” diyecek duruma geliyorsunuz. Film başarılı oldu ve özellikle çocukların çok ilgisini çektiğini gördük. BKM de bu sebeple devamını yapalım istedi. O noktada da benim önerim Kral Şakir oldu. Çünkü o da markalaşmış, Cartoon Network’de yayınlanan ve 6-11 yaş aralığına hitap eden bir işti.

O yaş grubundaki çocukları televizyonda yakalamak olası bir senaryo. Onları sinemalara getirecek anne-babalar için de bir vaadiniz de olmalı değil mi?

Bu aslında bizim en büyük sevincimiz. Anlatayım. Kral Şakir’in dergisi ve kitabı çıktı, yakın zamanda üçüncü kitabı da çıkıyor üstelik çıkan bu kitaplar çok kısa sürede büyük satış rakamlarına ulaştı. Haliyle ben de bu kitapların imza günlerine gitmeye başladım. Birçok okuyucuyla birebir temas etme şansı buldum. Cartoon Network’ün ağırlıklı kitlesi erkek çocuklar ama bizim Kral Şakir’de gördüğümüz büyük bir kız çocuğu ilgisi söz konusu.

Bunun da ötesinde hem bu birebir görüşmelerde hem de e-posta veya mesajlarla aldığım geri bildirimlerle şunu duyuyorum: “Çocuk gösterdi, izledik; şimdi başından kalkamıyoruz.” Büyükleri de yakaladığımızı, anne-babaların çocuklarıyla birlikte büyük bir keyifle Kral Şakir’i izlediklerini biliyoruz. Argo yok, şiddet yok, diğer yapımlardan hatta yetişkinlere hitap eden Fırıldak Ailesi’nden de epey farklı Kral Şakir. Saf, yenilikçi ve absürt bir mizah anlayışı var.

Bu tip işlerde genelde “Ya çocuk işte, anlamaz. Daha düşük seviyeli espriler de kurtarır, yapalım bebeler eğlensin” gibi bir tavır olabiliyor. Hiç öyle bir derdimiz yok. Espriler de bu anlayışla hazırlanınca anne-baba da gülüyor. Sinema her zaman bir muamma elbette ama bu açıdan bakıldığında Kral Şakir için son derece elverişli göründüğünü söyleyebilirim.

"Çocukların algısını küçümseyemezsiniz"

Özlem Elfassy
Greyder Marka Müdürü

Özel bir entegrasyon projesine de ev sahipliği yapıyor film. Greyder tarafında Kral Şakir sponsorluk fikri nasıl doğdu?

Greyder markasının çocuk kategorisi GreyderKids olarak, bu yıl daha geniş bir iletişim yapmayı planlıyoruz. Ancak, özellikle söz konusu çocuklar olduğunda iletişimin yalnız reklam filmiyle yapılmasını sınırlı buluyoruz. Çünkü, çocukların hayal dünyası bizim reklamlarla yapabileceğimiz iletişimden çok daha geniş ve renkli. Böyle durumlarda işbirliği projeleri daha da önem kazanıyor. Bu yüzden çocukların kalbine taht kurmuş Kral Şakir bizim için önemli bir işbirliği oldu.

Öte yandan ülkemizde çocuklara yönelik sinemanın desteklenmesi gerektiği de önemli bir nokta. Dünyada çocuk filmleri, çocuklara yönelik animasyonlar uzun zamandır epey yol almış durumda. Artık ülkemizde de sinema çocuklara özel eserler üretmeye başladı. Ve en önemlisi de, sinema çok önemli bir sanat dalı olup çocuklar onunla ne kadar erken tanışırsa o kadar iyi. Biz yaptığımız bu işbirliği sayesinde, yalnız marka olarak çocuklara ulaşmanın değil, aynı zamanda çocuk sinemasına da destek vermenin mutluluğunu yaşıyoruz.

Neden Kral Şakir’i seçtiniz?

Kral Şakir son derece popüler bir çizgi dizi ve epey geniş bir kitleye ulaşıyor. Bu çok önemli ancak bizim onu seçmemizin temel sebebi bu değil. Kral Şakir aynı zamanda çok da doğru bir proje. Çocuklar üzerindeki etkisi çok pozitif. Karakterleri çok ince düşünülmüş ve mükemmel tasarlanmış. Her birinin kendine özgü, inanılmaz bir espri anlayışı var. Öyle ki, bu çizgi dizinin karakterlerinin hayranı olan yetişkinler bile var.

Varol Yaşaroğlu, bizden karakterlerle ortaya evrensel bir eser çıkarmış. Bugün Kral Şakir çok özgün ve dünyanın her yerinde seyirci bulabilecek bir eser. Daha önce de dediğimiz gibi bizim amacımız yalnızca çok görülmek değil, doğru yerlerde var olmak ve doğru projelere destek vermek. Varol Yaşaroğlu ve Kral Şakir her açıdan çok doğru, özgün, yaratıcı ve çocuklar için de yararlı Türkiye’nin ilk yerli çizgi filmi.

Greyder markası olarak, böyle özel ve nitelikli projelere gelecekte de destek vermeye devam edeceğiz.

Malum, senaryo entegrasyonu seyircilerin çok çabuk tepki gösterebildikleri, hassas bir konu. Uygulama aşamasında neye dikkat ettiniz?

Tabii ki bu işin kör göze parmak olmaması gerekiyor. Buna çok dikkat ederek filmin içinde bulunduğu bölümle alakalı ve espri barındıran bir şey yaptığımızı düşünüyorum.

Birkaç yıl önce verdiğiniz bir söyleşide, “Çizgi film yapmak deli işi” demişsiniz. Bu hâlâ geçerliliğini koruyor mu ve biraz da bize özgü bütçe meselelerinin bu yorumdaki payı ne?

Çizmek, animasyon yapmak… Bu dünyanın içinde olan herkesin hakikaten deli bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Ama bu olumsuz manada kullandığım bir ifade değil, aksine yaptığım işten korkunç derecede zevk alıyorum. Zorlukları yok mu? Çok. Aslında olmayan bir sektör var ve siz bu olmayan sektör için iş yapmaya çalışıyorsunuz. Belki biraz Don Kişot gibiyiz bu işte. Fakat ben bu konuda karşılaştığım pek çok zorluğu aşabildim.

Biz Türkiye’de bu işin büyümesini istiyorsak teknolojiyi çok iyi kullanmak zorundayız. Bütçeler tabii ki yurtdışındaki kadar devasa olamaz ama inanın şu an Kral Şakir için harcanan para da Türkiye şartları açısından bakıldığında iyi bir para. Yapmamız gereken bu parayı doğru kullanabilmek. Dipsiz bir kuyuya düşme ihtimalinizin kolay olduğu bir alan animasyon. Başlarsınız ve hiç ummadığınız, bambaşka sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bu işi yeni yeni yapan veya hâlâ öğrenen arkadaşlarıma her zaman söylüyorum; her programı tanıyın, her yeniliği bir an önce kapmaya bakın diye.

Benim izlediğim ve sevdiğim yol önce sevilecek karakterler yaratmak.

Biz Kral Şakir’i bir yıllık bir sürede yaptık ve o süre boyunca birçok yeniliği ve eklentiyi çıkar çıkmaz işimize uyarladık. Daha önce hiçbir filmde kullanılmayan belirli render motorları kullandık. Önceden animasyonlar işlemci bazlı render’larla yapılırken, bu filmde grafik kart tabanlı bir sisteme geçtik. Dünya da buna yeni yeni evriliyor, biz bunu hemen başında yakalayıp uyarladık. Filmin yapımı devam ederken ziyaret ettiğim bir fuarda ZooTopia ve Cars 2 gibi filmlerde gördüğümüz şehirlerin motoru (City Engine) olan Esri ile işbirliğine gittik ve Kral Şakir’de gördüğümüz şehir görüntülerini aynı motorla hazırladık.

Sinemada veya dizilerde animasyon sektörümüzün gelişmesi için en önemli şey içeriğin kabul görmesi.

Tüm bunların ötesinde, sinemada veya dizilerde animasyon sektörümüzün gelişmesi için en önemli şeyin içeriğin kabul görmesi olduğunu düşünüyorum. Senaryo, içerik, karakterler insanlar tarafından sevildikten sonra bütçeler bulunabilir. Bunlar ortada yokken yola çıkmayı büyük bir hata olarak görüyorum. Bizi eleştirenler oluyor “Yaa, animasyon kalitesi daha iyi olabilirdi…” E tabii ki bunun farkındayız. Bunlar zaman ve bütçeyle alakalı şeyler.

Gözden kaçan nokta şu: Mesela çok iyi animasyon yapan birileri var ama ortada içerik yok. Işık? Harika. Render? Pixar kalitesinde! Ne kadar ürettin? Üç ayda bir saniye… Bunun gerçekçi bir tarafı da bir yere ulaşma şansı da yok. Bu yüzden benim izlediğim ve sevdiğim yol önce sevilecek karakterler yaratmak.

Cartoon Network’te yer almasından hareketle Kral Şakir’in de sevildiğini söyleyebiliriz herhalde?

Tabii, onları da şaşırttı aslında Kral Şakir. 23 Nisan 2016’da başladı yayına. Bizim dergi ve kitaplarımızın çıkışı ve genel anlamda markalaşmamız onların tahmin ettiğinden çok daha hızlı oldu. Ortadoğu’da 22 ülkede, değişik lehçelere çevrilerek yayınlama kararı aldılar. Oradan bütün dünyaya da yayılma ihtimali olan bir marka. Açıkçası kendimize çok güveniyor, Kral Şakir’in dünyadaki benzerlerinden aşağı kalır yanı olmadığını hatta fazlaları bile olduğunu düşünüyorum.

Senaryo konusunda da işin başından şanslıyız çünkü benim gibi çocuk ruhunu hiçbir zaman kaybetmemiş Can Dizdaroğlu ve Berk Tokay ile beraberiz. Çocukların dünyasına bu denli yakın insanlar olmamız çocukların kendilerini ürettiğimiz işle özdeşleştirmelerini kolaylaştırıyor.

Grafik açıdan kötü bir karakterle çocukların gönlünü çelme şansınız yok.

Son sorum da ilki gibi biraz nostaljik. Pembe Panter’i çok sevdiğinizi biliyorum. Onun dışında sizi etkilemiş, size ilham vermiş işler neler oldu yıllar içinde?

Buna yanıt vermek zor çünkü işin özündeki yenilikçilik sebebiyle etkilendiğiniz şeyler dönem dönem değişiyor. Mizah dergilerinde de bu böyledir. Ben Gırgır’la başlamıştım. Sonra Limon çıktı, onu acayip yenilikçi buldum. Ardından Penguen, Uykusuz derken sürekli evrilen ve sizi besleyen bir süreç… Bu çizgi filmde de böyle.

İnternet 1.0 döneminde en çok güldüğüm şey Berk’in -dahiyane olduğunu her seferinde söylediğim- işi Noel Dayı’ydı. Şimdilerde de Rick And Morty’yi çok beğeniyorum -ki dönemler açısından baktığınızda onun da Simpsons ve Family Guy’dan farklı bir dönemin işi olduğunu görebilirsiniz. Dolayısıyla şunu seviyorum ve bu asla değişmez gibi bir durum yok.

Pembe Panter’i özel yapan şey o yaşımda da şimdi de beni estetik açıdan doyurabilmesi. Orada karakter stilizasyonu, grafik ve anlatım gibi başlıkların tamamında doğru bir iş yapılmış. O dönemde beğenmediğim işlere şimdi bakıyorum ve gerçekten hâlâ tatmin etmiyor. Bu da şu demek, çocuk bu işin kalitesini ayırt edebiliyor. Çocukların algısını küçümseyemezsiniz. Hele de şimdiki gibi tamamen görsel bir çağa doğmuş olanların. Özellikle grafik açıdan kötü bir karakterle çocukların gönlünü çelme şansınız yok.