2025’in en iyi manşetleri ve dergi kapakları

Haberin hızına yetişmenin imkânsızlaştığı bir çağda, gazetecilik sadece “olanı biteni” anlatmak mıdır, yoksa tarihe karşı bir duruş sergilemek mi? Manşetlerin haber bülteninden sıyrılıp birer “tavır belgesine” dönüştüğü 2025’in en iyi gazete manşetleri ve dergi kapaklarını ararken, geleneksel gazete olgusunun kırılmaya başladığı günlerden geçtiğimizin bir kez daha farkına vardık.

MediaCat Yılın Manşetleri ve Dergi Kapakları seçkisi, 18’inci yaşını kutlarken, Türkiye gündemine damga vuran gelişmelerin yazılı basındaki yansımalarının nabzını tutmaya devam ediyor. 2007’den bu yana, her biri farklı disiplinlerde uzman seçkin bir jüri tarafından belirlenen bu seçki, her yıl olduğu gibi bu yıl da; “Bir gazete, bir haber kaynağı olmak ne demek?”, “Manşet ve kapak, mecrayı temsil ediyor mu?” sorularının cevaplarını da arıyor.

2025’in Türkiye için taşıdığı önem ve anlam, uzun yıllar çok konuşulacak ve analiz edilecek. Bu önemli yılı değerlendirmek için sağlam bir jüriye ihtiyacımız vardı, böylece son yılların en kalabalık ve güçlü jürilerinden birini bir araya getirdik. Usta gazeteciler Ahmet Yeşiltepe, Barış Pehlivan, Elif Ergu Demiral, Faruk Bildirici, Mehmet Y. Yılmaz, Nilay Örnek, Timur Soykan; BirGün Gazetesi Yayın Koordinatörü Yaşar Aydın; Hürriyet Gazetesi Kelebek Eki Yayın Koordinatörü Arzu Akbaş Zor; Capital Dergisi Yayın Direktörü Sedef Seçkin Büyük; MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan; aRthuR Istanbul kurucusu ve CCO Can Faga; Salt Direktörü Deniz Ova; Fotoğraf Sanatçısı Dilan Bozyel; İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Erdoğan; Sanatçı Eren Su Kibele Yarman; Yönetmen ve İçerik Üreticisi İlker Canikligil; Görsel İletişim Tasarımcısı Mahir Akkoyun; Tasarımcı Özge Güven ve Grafik Tasarımcı Utku Lomlu’dan oluşan 20 kişilik jüri, yılın en iyi manşet ve dergi kapaklarını seçti.

Ajans Press tarafından derlenen, Aralık 2024-Kasım 2025 tarihleri arasında yayımlanan 90’a yakın ulusal gazete ve derginin 10 bine yakın ilk sayfası ve kapağı, her yıl olduğu gibi üç ayaklı bir çalışma ile tarandı. MediaCat yazıişleri ekibinin ön elemesinden geçen manşet ve kapaklar, jüri tarafından çevrimiçi ortamda oylandı. Ardından

MediaCat ofisinde bir araya gelen jüri üyeleri, son elemeye kalan 30 gazete ve 12 dergi üzerinde hararetle tartıştı ve zorlu da olsa tercihlerini belirledi. “Haberi vermek” ile “tarihe not düşmek” arasındaki farkı en iyi gözetebilen, estetik kaygıyı gazetecilik refleksiyle birleştirebilen, biri “Yılın Manşeti” seçilen yedi gazete manşeti ve biri “Yılın Dergi Kapağı” seçilen üç dergi, bu yılın kazananları oldu.

Haberin ötesinde tavır arayışı

2025, Türkiye için gündemin hiç durmadığı, haberin bir an bile eksik olmadığı zorlu bir yıldı. Ancak MediaCat Yılın Manşetleri ve Dergi Kapakları jürisi, masaya yatırılan yüzlerce gazeteyi incelerken ortak bir tespitte birleşti: Haber bolluğuna rağmen, bu haberi manşete taşırken gösterilen cesaret ve yaratıcılık aynı oranda değildi.

Geçtiğimiz yılın jürisini seçim yaparken en çok zorlayan şey, kriterlere uygun manşetlerin çıkmaması ve gazete manşetlerinin hikâye anlatımı açısından giderek zayıflamasıydı. 2025 jürisinde de üzerinde durulan bu olgu belli ki bir süre daha basını meşgul edecek. Zira jürinin bu yıl şaşkınlıkla karşıladığı en büyük eksikliklerden biri Ekrem İmamoğlu’nun diploma iptali tartışmalarıyla başlayan, yıl boyunca Türkiye gündemine damga vuran, ülkeyi başına kilitleyen sürecin gazetelerde “rutin bir haber” olmanın ötesine geçip hafızalara kazınacak çarpıcı bir manşetle karşılık bulamamasıydı. Jüri üyeleri, siyasetin en sıcak başlığının yazılı basında yeterince güçlü ve yaratıcı temsilinin olmamasını, sektördeki refleks kaybının ve cesaret eksikliğinin somut bir örneği olarak not düştü.

Gazeteci Mehmet Y. Yılmaz’ın, geleneksel gazete ilk sayfası fikrinden uzak tasarımları değerlendirirken, “Bu bir gazete birinci sayfası değil” demesi, toplantının tümüne hâkim olacak tartışmayı başlatan an oldu. Özellikle “Yılın Manşeti” seçilen tasarımın gazete manşetlerinin kimlik değiştirdiğine örnek gösterilmesi, akıllara “Bu bir haber mi, yoksa afiş mi?” sorusunu getirdi. Buna karşı çıkan görüş ise haberin hızı ve gazetenin rolünün değiştiğiydi. 

BirGün Gazetesi Yayın Koordinatörü Yaşar Aydın, dijital medyanın hızı karşısında haberi “ilk veren” olmanın imkansızlaştığı bir çağda, çoğu gazetenin “yarı dergiye” dönüşmesinin kaçınılmaz olduğunu savundu. İlker Canikligil’in “Gazeteyi hâlâ ilk sayfa mı sattırıyor?” sorusuna, “Özel günlerde evet” cevabını veren Aydın, BirGün’ün özellikle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü sayılarının, yürüyüşe veya eyleme giden kadınlar tarafından pankart olarak kullanıldığına dikkat çekti.

Tasarımda denge ve temizlik ihtiyacı

Bu “afişleşme” eğilimi tasarımcıların da gündemindeydi. Özge Güven, mecraların cesur işler yapmasının gazete manşetlerini dönüştürmeye başladığını belirtirken, kapağa değer katan radikal hareketlerin önemine dikkat çekti. Sanatçı E S Kibele Yarman ile hemfikir oldukları konu ise şuydu: Gerek dergi gerek gazete tasarımlarında tipografik seçimlerin ve sayfanın “temiz” olması, okuyucuları ilk bakışta etkileyen en önemli detaylardan biri.

Can Faga da bu dengeye parmak bastı. Kimi manşetlerde kelimelerin, kimisinde ise fotoğrafın güçlü olduğunu fakat her ikisinin de çarpıcı olduğu örneklerin azlığına dikkat çekti. Bu noktada gündeme gelen, BirGün’ün 23 Ocak 2025 tarihli, “Kartalkaya’da Dağ Kanunu” manşetinin her iki unsura da eşit oranda yönelmesi, gelenekselde de yeni medyada da kendine yer bulacak kapakların etkileyiciliğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ortaya koydu.

Güvenli suları geride bırakmalı

Tüm bu tartışmaların sonunda jüri üyelerinin üzerinde durdukları tek bir detay vardı: Gazete birinci sayfaları artık bir “haber bülteni”nden ziyade bir “tavır belgesi”ne dönüşmeli. Gazeteci Timur Soykan, “Herkes tavır manşeti seçiyor” diyerek jürinin yayının kimliğiyle örtüşen tercihlere yöneldiğinin altını çizdi. Bu yılki seçimlerin pusulasını en net belirleyen ifade de tam bu noktada MediaCat Genel Yayın Yönetmeni  Pelin Özkan’dan geldi; “Etkili ve etik tavrı oyluyoruz.” Bu cümle, jürinin sadece estetik bir “güzelliği” ya da kuru bir habercilik başarısını değil; yayıncının toplumsal olaylar karşısında aldığı sorumluluğu ve geliştirdiği dili de terazinin kefesine koyduğunu tescillemiş oldu.

Dergiler cephesindeki süreç, gazete manşetlerindeki hararetli tartışmalardan ziyade niceliksel bir erime ve niteliksel bir “standartlaşma” endişesiyle şekillendi. Başlangıçta jürilere sunulan 48 dergi kapağının sadece üçünün konuşulmaya değer bulunması, sektörde yaratıcılığın belirli bir formüle sıkıştığına dair güçlü bir sinyal olarak algılanabilir. Jüri üyeleri, dergi raflarını domine eden “standart fotoğraf üzerine güvenli tipografi” anlayışının dışına çıkamayan işlere ödül vermenin “vasatı onaylamak” anlamına geleceği konusunda hemfikir kalınca, seçim yapmak zorlaşmak yerine kolaylaştı. Bu tekdüzelik sarmalından sıyrılabilenler, sektördeki “güvenli sularda yüzme” ısrarına karşı özgün birer alternatif üretebilenler oldu.

Yılın Manşetleri

Acının ve direnişin görsel hafızası

2025, kolektif acılarımızın ve bitmeyen mücadelemizin portresini çizen gazete manşetleriyle dolu. Yılın En İyi Manşetleri seçkimizde bir kez daha yanımızda taşıdığımız sorular ve sorunlarla karşılaşıyor, bir kez daha sorumlu arayışına giriyoruz. 

BUGÜN SAYFA HAZIRLAMAYA VAKİT YOK. HEP BİRLİKTE MÜCADELEYE!  (YILIN MANŞETİ)
BirGün, 8 Mart 2025

 

Etkileyici bir “görsel sessizlik” örneği sergileyen ama radikalliğiyle de jürinin aklında kalan bu BirGün manşeti, gazetenin artık gelenekselleşen özel gün ilk sayfalarının arasına adını altın harflerle yazdırıyor. Yayıncılık dilinde “mıgırca” dediğimiz, yerine yazı geleceğini belirten anlamsız metinler, atılmamış manşetler ve boş görsel alanlarının üzerine yerleştirilen slogan; her gün yeni bir kadın cinayetine uyandığımız, hayatın her alanında mücadele vermek zorunda kalan kadınların yalnız olmadıklarını vurguluyor; belki de onları sokaklara çağırıyor.

BirGün’de 8 Mart veya 25 Kasım gazetelerinin ilk ve iç sayfaları kadın çalışanlar tarafından hazırlanıyor. Erkekler ise, gazetenin Yayın Koordinatörü Yaşar Aydın’ın deyişiyle “onların getir götürünü yapıyor.”

“Hep Birlikte Mücadeleye!” sayfasının jürideki “afiş mi, manşet mi?” tartışmalarının fitilini ateşlemesi, ardından oy çokluğuyla “Yılın Manşeti” seçilmesi, gazetelerin ilk sayfalarının gelecekte değişmeye ne kadar açık olduklarının da bir kanıtı.

KARTALKAYA’DA DAĞ KANUNU

BirGün, 23 Ocak 2025

21 Ocak 2025’te, Kartalkaya’daki Grand Kartal otelinde çıkan yangın sonucu çoğu çocuk 78 kişinin hayatını kaybetmesi, ülkemizin yaşadığı en büyük acılardan biriydi. Bölgenin en lüks otellerinden birinin uzun bir denetimsizlik ve sorumsuzluk zinciri sonucunda felakete sürüklenmesini ilk sayfasına taşıyan BirGün, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın suçu kendinde aramak yerine bir cadı avı başlattığını öne sürüyordu. 

Diğer gazeteler tarafından da manşete taşınan bu çarpıcı fotoğraf, kanunsuzluğu temsil eden “Dağ Kanunu” söylemiyle buluşunca, jürinin hem manşet hem de fotoğraf kullanımıyla geleneksel gazetecilik ilkelerine en yakın bulduğu seçimlerden birine dönüştü.

İSTİFA EDİN
Cumhuriyet, 23 Ocak 2025

Yangının en can alıcı fotoğraflarından biri, aynı gün, bir kez daha gazete stantlarında karşımıza çıktı. Kartalkaya faciası için “Sorumluluk kimde?” sorusunu yönelten bir diğer gazete Cumhuriyet’ti. Yıllarca hiçbir denetimden geçemeyen bir oteli açık tutan yetkililere “İstifa edin!” çağrısında bulunan gazetenin ilk sayfasında sıralanan “yetersizlikler”, adım adım yaklaşılan bir faciaya uzanan yolları gözler önüne serdi.

Jürinin bu ilk sayfayla ilgili notu, “sürekli birilerini istifaya çağırıyorlar ama kimse istifa etmiyor” oldu. Dergiyi yayına hazırladığımız 28 Aralık 2025 tarihinden bir not düşmemiz gerekirse: Hayır, bu ihmal zinciri sebebiyle hâlâ hiç kimse istifa etmedi.

GERÇEK OLAN TEK ŞEY YIKIM, ACI VE HASRET
Birgün, 6 Şubat 2025

Zifiri karanlık bir gökyüzünün altında, başlarının üstünde yardım kolileriyle konteynerler arasında koşturan depremzede çocuklar, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıldönümünde ne kadar aşama kaydettiğimizin (aslında kaydedemediğimizin) acı bir resmini çiziyor.

“Eğitim, sağlık, gıda, ulaşım, barınma gibi temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayan depremzedeler dayanışmayla hayata tutunuyor” diyen BirGün; depremden sadece bir yıl sonra kalkınma sözü veren devletin kaynakları nerelere aktardığını, depremzedeleri birbirine ilaç olmak zorunda bıraktığını manşete taşıdı.

Gecenin ve durumun karanlığının tüm sayfayı boğduğu bu haber, jüriyi en çok etkileyen ilk sayfalardan biriydi.

YENİDEN BAŞLIYOR
Birgün, 27 Mart 2025

“Birleşip yürüdüler ve dağılıp gitti kara bulutlar…”

19 Mart sürecinin başlamasından kısa süre sonra iktidarın gençlik politikaları ve özellikle Saraçhane eylemlerinde göz altına alınan gençler başta olmak üzere haksız gördükleri uygulamalara karşı eylem planlayan öğrenciler, tarihimizin en büyük öğrenci yürüyüşlerinden birine imza attı.

İstanbul’daki Maçka Parkı’nda buluşan binlerce gencin sayısı, Osmanbey üzerinden kayyum atanan Şişli Belediyesi’ne yürürken aralarına katılanlarla katlanarak arttı. Konvoyun Sıracevizler Caddesi’nde çekilen bu fotoğrafı, zekice hazırlanmış eğlenceli pankartları, sonsuz neşeleri ve kararlılıklarıyla gençleri BirGün’ün manşetine taşıdı.

Fotoğraf o kadar güçlüydü ki, BirGün aynı kareyi 28 Haziran’da bu kez de “Yenemezsiniz” başlığıyla verdi.

SOYKIRIMIN BİLANÇOSU
Milliyet, 7 Ekim 2025

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ikinci yılını rakamlarla ilk sayfasına taşıyan Milliyet, saldırıların bilançosunu tarihe not düştü. Gazze’de çekilen acı dolu fotoğrafların üzerinde sayfayı kaplayan, açlıkla savaşan oğluna sıkıca sarılan bir anneyi gösteren fotoğraf, savaşın yıkıcı tarafını gözler önüne seriyordu.

76 bin can kaybı, 20 bin çocuk ölümü, 460 açlık kaynaklı ölüm gibi her gün gazetelerde ve haber bültenlerinde karşılaştığımız rakamlar etkileyiciydi elbet ama gazete; altyapı çöküşleri, ekonomik seviyelerin ancak 350 yılda toparlanabilecek kadar geriye düşmesi gibi her zaman karşılaşmadığımız kayıpları da manşete taşıyarak, savaşın sadece ölümden ibaret olmadığını, bir ülkenin gözlerimiz önünde yok olduğunu okuyucunun zihnine kazıdı.

ÜÇ BAKANIN İHMALİ BİR AİLEYİ YOK ETTİ
KARAR, 7 Kasım 2025

Gebze’de 30 Ekim’de çöken Arslan Apartmanı’nda hayatını kaybeden aile, Türkiye’yi yasa boğdu. Binanın, bulunduğu mahallede yapılan metro inşaatı sebebiyle istimlak kararıyla boşaltılması gereken yapılardan biri olduğu ortaya çıkınca gözler önce Kocaeli Belediyesi’ne, ardından da projenin devredildiği Ulaştırma Bakanlığı’na çevrildi.

Kararın açıklanmasını takip eden altı yıl boyunca Bakanlığın uygulamaya geçmediğini anlatan Karar Gazetesi, bu süreçte göreve gelen üç farklı Ulaştırma Bakanını yıkımdan sorumlu gösteriyordu. Bakanlık yetkililerinin “çökme kötü zeminden” iddiasını da kapağa taşıyan Karar’ın özel haberi, konuyu kamu vicdanına havale ediyordu.

Not: 1 Aralık 2024-30 Kasım 2025 tarihleri arasındaki gazete manşetleri değerlendirmeye alınmıştır. Yılın Manşeti haricindeki manşetler yayın tarihine göre kronolojik sıralandırılmıştır.

Sonraki sayfa: Yılın Dergi Kapakları

İlgili İçerikler